Felsefe hakkında her şey…

Zihin felsefesinin felsefedeki yeri ve önemi

11.11.2022
581
Zihin felsefesinin felsefedeki yeri ve önemi

Zihin felsefesinin diğer felsefe disiplinleri arasındaki yerini belirlemek, yani zihnin doğasını incelemenin diğer felsefi sorularla nasıl bağlantılı olduğunu ortaya koymak, zihin felsefesinin kapsamını anlamak için de gereklidir.

Zihin felsefesi genel olarak felsefe içinde merkezi bir yere sahiptir; zihin kavramı zihin felsefesinin temel kavramı olmakla beraber epistemoloji (bilgi kuramı), metafizik ve dil felsefesinin de temel kavramlarından biridir.

Zihin felsefesinin merkezi bir yere sahip olmasının bir başka nedeni de zihin felsefesinin konuları olarak düşünülen zihin beden sorunu, kendiliğin doğası, zihin ve gerçeklik ilişkisi gibi konuların, aynı zamanda felsefenin temel sorunları olarak değerlendirilmesidir. Ayrıca zihinle ilgili konuları tartışmak için nedensellik, özdeşlik, anlam gibi ilk bakışta konuyla ilgisiz gibi görünen kavramlardan yararlanmak gerekmektedir. Dolayısıyla, zihin felsefesi felsefenin diğer disiplinleriyle birçok noktada kesişir. Örneğin; sanat felsefesi estetik yaşantılarla, etik ahlaki yaşantılar, bilgi kuramı duyum yaşantısıyla, hukuk felsefesi güdüler ve niyetlerle ve din felsefesi mistik deneyimlerle ilgilendiği gibi, aynı zamanda zihin felsefesiyle örtüşür.

Zihin felsefesinin büyük oranda örtüştüğü alanlardan birisi dil felsefesidir. Dil felsefesi ve zihin felsefesinin kesişim noktası, dilin düşünme için gerekli olup olmadığı konusunda ortaya çıkar. Dilin düşünme için gerekli olmadığı kabul edildiğinde, düşünmenin içeriğini açıklayacak bir kuram ortaya koymak üzere zihin felsefesinin alanına girilmiş olur. Ama zihin felsefesinin en çok örtüştüğü alan metafiziktir, çünkü metafiziğin en temel soruları zihnin dışındaki gerçeklikle ilişkisi bağlamında, zihinsel olguların durumu ve doğası üzerinedir.

Zihin felsefesi yalnızca zihinsel ve psikolojik kavramların felsefi çözümlenmesiyle sınırlı değildir. Aynı zamanda geleneksel olarak metafiziğin konusu olarak düşünülen konularla da çok yakından ilişkilidir. Geleneksel olarak bütün felsefenin kökü sayılan metafizik gerçekliğin temel yapısının sistematik bir incelemesidir. Metafiziğin en önemli alt dallarından birisi, varlığın hangi genel kategoriler içinde var olduğunu ya da var olabileceğini inceleyen ontolojidir. Zihin felsefesi, deneyimin öznelerinin ontolojik konumları ve daha geniş var olanlar skalasındaki yerleri hakkında yorumlarda bulunur. Metafizikle zihin felsefesi, özellikle zihin ve gerçekliğin doğası hususunda kesişir. Zihnin nasıl oluştuğu, zihin ve gerçeklik arasındaki ilişkinin doğası hakkındaki sorularla bağlantılıdır.

Yunanca on sözcüğünden, yani “olmak” fiiline eş değer olan einai fiilinin çekiminden türetilmiş olan ontoloji terimi, varlık kuramı demektir. Var olanın bilimi olarak tanımlanan ontoloji Aristoteles’in ilk felsefenin görevi olarak belirlediği varlık nedir, varlığın özü nedir gibi sorular üzerinde yoğunlaşır. “Ontoloji” terimi çoğu zaman “metafizik” terimiyle eş anlamlı olarak kullanılır.

Ancak, deneyimin öznelerinin felsefi olarak incelenmesinin ayırt edici özelliği nedir? Günümüzde sıklıkla psikoloji felsefesi adıyla da anılan zihin felsefesi deneysel bir bilim olan psikolojiyle nasıl ilişkilidir ve ondan hangi bağlamlarda ayrılır? Zihin felsefesinin esas ilgisi, ana sorumluluğu, bilincin ve belli zihinsel olguların kavramlarının çözümlenmesidir. Psikolojinin esas ilgisiyse kavramların, kendilerinin kavramsal olarak incelenmesinden ziyade, bu kavramların ifade ettiği olguların deneysel olarak incelenmesidir. Örnek olarak belleği alalım; felsefe birinin bir şeyi hatırladığını ya da bir şeyi unuttuğunu söylemek ne demektir, hatırlama kavramı ile unutma kavramı birbiriyle nasıl ilişkilidir. Bu ikisi öğrenme, bilme, geçmişle ve böylesi kavramlarla nasıl ilişkilidir gibi sorular sorar. Öte yandan, psikoloji bellek olgusunu, hangi koşullarda bir şeyin en iyi hatırlandığını veya en kolay unutulduğunu, bellek üzerinde yaşın, uygulamanın ve ödülün etkisini vb. şeyleri inceler. Bu, iki disiplinin birbiriyle hiçbir bağlantısı olmadığı anlamına gelmez. Kavramların anlaşılması, belli bazı deneysel bilgileri gerektirir. Ayrıca birisi, neyi incelediği hakkında bir fikri olmadan, yani bellek kelimesinin ne anlama geldiğine ya da bellek kavramının ne olduğuna dair hiç değilse biraz bilgisi olmadan, bellek olgusu üzerine çalışamaz.

Kaynak: ZİHİN FELSEFESİ, s. 3-4, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2337 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1334

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...