Temel Öğrenme Ortamları

felsefe Nedir

Öğrenme ortamı, öğrenmenin ortaya çıktığı çevrenin fiziksel özellikleri ve öğrenmeyi etkileyen her türlü çevresel unsur olarak değerlendirilmektedir. Öğrenme ortamı, öğrenme sürecine etki eden bütün unsurları kapsar.

Her öğrencinin alabilme gücü ölçüsünde ve yönünde gelişim göstermesi sağlamak için öğrencilerin tanınması, onlara uygun öğretim programların düzenlenmesi ne kadar gerekliyse, uygun bir öğrenme ortamının hazırlanması da o kadar gereklidir. Öğrenme ortamı denildiğinde başta okul olmak üzere aile, arkadaş çevresi ve diğer toplumsal, ekonomik çevreler akla gelmektedir. Bu bölümde öğrenme ortamları arasında eskiden beri çok önem verilen aile ve okula ilaveten sınıf ortamları hakkında da bilgi verilecektir.

İlk Öğrenme Ortamı: AİLE

Aile; evlilik ve kan bağına dayanan anne, baba, çocuklardan oluşan en küçük sosyal gruptur. Toplumlar ailelerden oluşur. Bu nedenle aile, toplumun temeli olarak kabul edilir. Doğruluk, dürüstlük, şefkat, merhamet, sevgi, saygı gibi güzel duygular aile içinde kazanılır. Dinine, devletine, vatanına, milletine ve kutsal değerlerine bağlılık, gelenek ve görenekler yine aile ortamında benimsenir. İnançların, ahlaki davranışların, yardımlaşma, dayanışma ve paylaşma gibi değerlerin öğrenildiği yerdir.

Aile kurumunun en önemli niteliği, sevgi odaklı bir ilişkiler dünyası olmasıdır. Bu yönüyle aile, bireyleri sevgi ve şefkatle toplumsal hayata hazırlayan bir okuldur. Aile içerisinde bireylerin rahat, mutlu ve huzurlu olması ve iyi yetiştirilmesi toplumların geleceği açısında da oldukça önemlidir. Çünkü ailenin mutluluğu ve huzuru toplumun mutluluğu ve huzuru demektir. Ayrıca bireyin kendisini gerçekleştirebileceği ilk yer yine ailesidir. Anne ve babanın tutum ve davranışları çocukları etkileyerek onların gelecekteki davranış biçimlerinin oluşmasında temel teşkil eder.

Bireyin kişiliğinin şekillenmesinde, sergilediği davranışların kazanılması noktasında anne-babasının ve içinde yetiştiği aile ortamının önemi tartışılmaz bir gerçektir. Son yıllarda yapılan araştırmalar birçok karmaşık davranışımızda kalıtımın etkisinin olduğunu ortaya koymaktadır. Ancak, kalıtımla getirdiklerimiz sadece eğilimlerimizdir. Bu eğilimlerin sonradan hangi kişilik özelliklerine dönüşeceği yine birey, çevre ve özellikle hayatın ilk yıllarında aile ilişkisi tarafından belirlenir. Yeni doğmuş bebeğin ilk ilişkisi annesi ile gerçekleşir. İlk bakışta çocuğun temel ihtiyaçları, açlık, soğuk, altını kirletme gibi bedensel rahatsızlıklarının giderilmesidir. Ancak, yaşamın birinci yılında insanın çevresine karşı geliştirdiği güven ya da güvensizlik duygularının temeli de atılır. Çevreye duyulan güven ile bireyin kendisine dönük özgüveni de farklı olgular değildir. İnsan kendine güvenirse etrafında bulunan diğer insanlardan da korkmaz, diğer insanlardan korkan biri ise çaresizlik duyguları yaşar.

Bireyin kendini gerçekleştirebileceği ilk yer olan aile, aynı zamanda önemli bir öğrenme ortamıdır. Çünkü zekâ düzeyi ve türünün belirleyicisi olan kalıtımın temeli, beyin ve sinir sistemi için gerekli beslenmenin kaynağı, bilişsel uyarılmanın yönlendiricisi, çocuğun ilk öğretmeni ve öğrenme ortamlarının şekillendiricisi ailedir. Öğrenmenin gerçekleşmesinde bireyin sahip olduğu yetenekler kadar aile ortamı, okul, öğrenme ve öğretim yöntemleri de bir o kadar önemlidir. Bu nedenlerden dolayı aile, tüm öğrenme ortamları içinde kronolojik ve fonksiyonel olarak ilk sırada yer almaktadır.

Aile Kaynaklı Öğrenme Ortamı Unsurları

Aile Öğrenme Ortamının Düzenlenmesi

Temel Öğrenme Ortamı Olarak Okul ve Sınıf

Okul, genel olarak bireylerin eğitim ve öğretim ihtiyaçlarını karşılayan bir yaşam alanıdır. Bireylere en sağlıklı ve doğru bilgiyi vermede ve öğretmede okul ve okul sistemi büyük bir öneme sahiptir. Aile ve okul, iki temel eğitim kurumudur. Öğrenci zamanının büyük bir bölümünü bu iki yaşam alanında geçirir. Dolayısıyla okulun eğitim anlayışı ile ailenin eğitim anlayışının birbirini desteklemesi gerekir. Çocuğun okuldaki başarısında nasıl ki anne babanın eğitimi, sosyoekonomik ve kültürel düzeyi, çocuğuna gösterdiği ilgi ve destek, sunduğu imkânlar ne kadar önemli ise, çocuğun zamanının önemli bir kısmının geçtiği okul ortamının da olumlu özeliklere sahip olması o kadar önemlidir. Çünkü aile ve okulun eğitim konusunda farklı tutum ve davranışlar içinde olmaları, çocuğun gelişimini olumsuz yönde etkiler.

Okul toplumsal bir birim olarak toplumdaki her bireyin en üst düzeyde eğitim alabilmesini sağlamakla görevlidir. Okul, eğitimin bireye kazandırmayı hedeflediği istendik davranışların öğrenilmesini sağlayan ve kolaylaştıran dışsal olayların planlanması ve uygulanması ve değerlendirilmesi sürecinin yani öğretim faaliyetlerinin gerçekleştiği yerdir. Okul sisteminin sağlıklı bir şekilde varlığını sürdürebilmesi için onu destekleyen bazı unsurların bulunması gerekir. Bu unsurlar okul içi ve okul dışı olarak ikiye ayrılmaktadır:

Okul içi unsurlar:

  • Eğitim programları
  • Eğitimde görev alan personel (öğretmenler ve yöneticiler)
  • Öğrenciler
  • Eğitimci olmayan personel
  • Okulun fiziksel olanakları (Kantin, spor ve oyun alanları, sınıflar)
  • Rehberlik servisi
  • Sağlık hizmetleri
  • Özel eğitim hizmetleri
  • Öğrenci velileri
  • Okul-aile birliği
  • Öğrenci kulüpleri ve sosyal etkinlikler

Okul dışı unsurları:

  • Sivil toplum kuruluşları ve grupları
  • Çevredeki kurum ve kuruluşlar
  • Basın yayın organları ve medya
  • Çevredeki diğer okullar

Okul sistemini destekleyen tüm unsurların bir bütünlük içerisinde çalışması, öğrencilerin sağlıklı bir öğrenme ortamında bulunmasında ve okulun işlevini yerine getirmesinde son derece önemlidir. Eğitimde elde edilmek istenen başarı, ancak bu sayede kazanılabilir.

Bütün toplumlarda okulların gerçekleştirmesi beklenen görevleri vardır. Bu görevler şunlardır:

  • Okulun sosyal görevi: Çocuğu sosyalleştirerek, içinde yaşadığı toplumun kültürünü aşılamaktır. Okul bu görevini yerine getirirken mevcut kültürü hem korur hem de değiştirir.
  • Okulun politik görevi: Liderlik yetenekleri olan öğrencilerin seçilip, bunların eğitilmesi amaçtır.
  • Okulun ekonomik görevi: Ekonominin ihtiyaç duyduğu beyin gücünü ve insan gücünü yetiştirmektir. Çünkü okulların kendisine verilen öğrencileri belirli bilgi ve meslek dallarında yetiştirmesi ve toplumun ekonomik yapısını güçlü ve canlı tutması gerekir.

Okul sistemi kendine ham madde olarak sunulan öğrencileri bazı eğitim aşamalarından geçirdikten sonra çeşitli değerlendirme yöntemleriyle bir seçme ve ayıklamaya tabi tutarak ilgi, yetenek ve çalışma temposuna uygun bir işe yerleştirmelidir. Toplumda yeni yetişen bireyler okullarında gösterdikleri başarılara göre çeşitli sosyal statüler içinde, çeşitli sosyal roller üstlenerek topluma katılmaktadırlar. Okullar, iyi ve mutlu bir toplum yaratmak için oluşturulmuştur. Bilimsel gelişmelere göre de işlevinde değişiklikler olmaktadır. Okul, toplumun aynasıdır. Bir ülkede okullara bakarak toplum hakkında fikirler edinilebilir.

Demokratik sistem; sadece demokratik kurumların oluşması, anayasa ve yasaların hazırlanması, seçimleri yapılması, insanların oy kullanması demek değildir. Bu özelliklerinden dolayı pek çok insan demokrasinin yalnızca bir yönetim biçimi olduğunu düşünebilir. Demokrasi; sadece bir yönetim biçimi değil, bir yaşam tarzı olmalıdır ve demokratik anlayış ülkede mevcut olan bütün kurumlarda da varlığını hissettirmelidir. Bu anlamda demokratik okullarda hazırlanmış olan öğretim programlarıyla öğrencilere demokratik deneyimler sunulmalı, öğrencilere yeni fikirler arama, fikirlerini özgürce ifade edebilme, kendilerini ve diğer insanları makul sınırlar içerisinde eleştirebilme, soru sorma, farklı görüş ve yorumlara saygılı olma öğretilmelidir. Demokratik öğretim programları; gençleri bilginin pasif alıcısı olmaktan çıkarıp, araştırıp sorgulayan, yeni fikirler üretme konusunda aktif bireyler haline getirmelidir.

Demokratik öğrenme ortamı olarak okullar; demokrasinin temel değerleri olan eşitlik, adalet, özgürlük, aklın egemenliği, hoşgörü ve insana saygıyı kendilerine rehber alarak almalıdırlar. Demokrasinin temel değerleri doğrultusunda eğitimin temel ilkeleri şöyle sıralanabilir:

  • Halk kendilerini yönetecek kişileri seçtiği için bu konuda sorumlu olarak eğitilmelidir.
  • Eğitim yoluyla herkes, kendi yeteneklerini sonuna kadar geliştirmeyi beklemelidir.
  • İnsanlar, özgür olmak için eğitilmelidir.
  • Eğitim açık fikirli olmayı geliştirip, desteklemelidir.
  • Demokrasilerde eğitim, sağlıklı bir yarışma kadar verimli bir iş birliği alışkanlıklarını da geliştirmelidir.
  • Okul, demokratik uğraşılara bir ortam olmalıdır.
  • Eğitim üzerindeki siyasal denetim asgari düzeyde olmalıdır.

En basit tanımıyla öğretimle ilgili hazırlıkların yapıldığı, yapılan bu hazırlıkların uygulamaya dönüştürüldüğü, bütün bu çalışmaların değerlendirildiği, kısacası eğitim öğretim faaliyetlerinin gerçekleştirildiği ortak yaşam alanı olarak tanımlanan sınıflar, öğretmen ve öğrencilerin ortalama 180 günlerini birlikte geçirdikleri yerdir. Sınıfta geçirilen bu sürenin kaliteli ve istenen şekilde olması, öğretim ve öğrenme sürecinin hedeflenen başarıya ulaşabilmesi için sınıfın yapısal özelliklerine dikkat edilmesi gerekir.

İyi bir sınıfın yapısal özellikleri şunlardır:

  • Çok boyutluluk: Sınıfta birçok etkinlik aynı anda yaşanabilmektedir. Sınıf ortamında öğrencilerin bir kısmı kitap okuyup, ders çalışırken, bir kısmı da kendi aralarında ya da öğretmenleriyle bir şeyler paylaşmaktadır. Bu durum sınıf yönetiminin çok boyutlu olduğunu gösterir. Öğretmenin görevi, sınıf ortamında gerçekleştirilen birbirinden farklı etkinlikleri birbiriyle bütünleştirmektir.
  • Yakınlık: Sınıfta meydana gelen olaylara anında müdahale etmek gerekir. Sınıf içinde meydana gelen her türlü basit ya da karmaşık olaylara öğretmenin hızlı bir şekilde müdahale etmesi olayın büyümesini engeller.
  • Tahmin Edememe: Öğretmen tarafından ne kadar iyi planlama ve hazırlık yapılırsa yapılsın sınıfta yaşanacak olayları önceden tahmin etmek mümkün değildir. Öğrencilerin kavga etmesi, kırıcı söz söylemeleri, hırsızlık gibi önceden kestirilemeyen olaylar öğretmenin yorulmasına sebep olur.
  • Açıklık: Sınıf, öğrencilerle yüz yüze iletişim kurulan yerdir. Sınıfta yaşanan olaylar bütün öğrencilerin gözünün önünde olduğu için sınıf içinde yaşanan olaylarda gizlilik söz konusu olamaz.
  • Ortak tarih: Sınıf bir aileye benzer. Öğretim etkinlikleri süresince sınıf içerisinde pek çok olay yaşanır. Sınıf üyeleri geçmişte yaşanan olumlu ve olumsuz her şeyi birlikte yaşarlar.
  • Özgünlük: Sınıflar arasında benzerlikler olsa da aslında her sınıfın kendisine mahsus bir dokusu vardır. Her sınıfın öğrenci profili bir diğerinden farklıdır. Sınıfı oluşturan bireylerin farklılığı onun biricik olduğunu gösterir.

Okul Binası ve Sınıfların Fiziksel Özellikleri

Okul ve Sınıflarda Fiziksel Ortamın Değişkenleri

Kaynak: ATA-AÖF, EĞİTİM PSİKOLOJİSİ, Yrd. Doç. Dr. Muhammed ÇİFTÇİ

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*