Teleolojik İspat, Tasarım Argümanı, Tanrının Varlığının Teleolojik, Ereksel Kanıtları

felsefe Nedir

Tanrı’nın varoluşuna ilişkin sık kullanılan argüman, zaman zaman “tasarım argümanı” olarak da adlandırılan teleolojik argümandır. Sonuçtan ereği uslamlayan kanıt demektir. Örneğin her düzen bir düzenleyiciyi gerektirir uslamlamasından doğadaki düzene bakarak Tanrı’nın varlığının tanıtlanmaya çalışılması, bir erekbilimsel kanıttır.

Bu argüman, doğal dünyada etrafımıza baktığımızda, kaçınılmaz olarak, her şeyin gerçekleştirdiği işleve uygun olduğunu göreceğimizi ifade eder: her şeyin tasarlanmış olduğuna dair kanıtları kendinde taşır.

Dolayısıyla bu, bir Yaratıcının varoluşunu bize gösteriyor olmalıdır. Örneğin, insan gözünü inceleyecek olursak, en küçük parçalarının tümünün birbirine uyduğunu, her bir parçanın yapıldığı görme amacına uygun olarak akıllıca yerleştirildiğini görürüz.

William Paley (1743-1805) gibi Tasarım Argümanı destekçilerine göre, göz ve benzeri doğal nesnelerin karmaşıklığı ve verimliliği, tüm bu nesnelerin Tanrı tarafından tasarlandığının ispatı olmalıdır. Başka türlü nasıl olurdu da halihazırda var oldukları gibi var olurlardı? Böylece onlara göre, nasıl bir saate baktığımızda onun bir saatçi tarafından tasarlandığını söyleyebiliyorsak, tıpkı buna benzer biçimde, “göz”e baktığımızda da onun bir tür İlahi Saatçi tarafından tasarlanıyor olduğunu söyleyebilmeliyiz. Öyle ki Tanrı, sanki bilerek ve isteyerek, dünyaya kendi varoluşunun kanıtlarını bırakmıştır.

Bu, etkiden yola çıkarak nedeni ortaya koyan bir argüman: etkiye (saat ya da göze) bakarak ve onun tetkikinden yola çıkarak, onu var eden nedeni (bir saatçi ya da bir İlahi Saatçi) söylemeye çalışmaktır. Söz konusu argüman, saat gibi tasarlanmış bir nesne ile göz gibi doğal bir nesnenin, birçok yönden benzerliğe sahip olduğu fikrine sırtını yaslar. Bu türden bir argüman iki şeyin birbirine olan benzerliğinde temellenen analojik bir argümandır. Analojik argümanlar, bazı yönleriyle birbirine benzeyen iki şeyin, aynı şekilde diğer yönleriyle de birbirine benzeyeceği ilkesine dayanır.

Tasarım Argümanını kabul edenlere göre, bak tığımız her yerde, özellikle de doğal dünyada -ağaçlarda, falezlerde, hayvanlarda, yıldızlarda veya baktığımız her neyse onda- Tanrı’nın varoluşunun daha ileri olumlamalarını görebiliriz. Bu şeyler (doğa nesneleri) bir saate kıyasla çok daha ustaca inşa edildikleri için, İlahi Saatçi de buna paralel olarak, normal bir saatçiye kıyasla çok daha zeki olmalıdır. İlahi saatçi o kadar güçlü ve akıllıdır ki onun Teistlerin geleneksel anlayışındaki Tanrı olduğunu varsaymak anlaşılmaz bir şey değildir.

Biz bu kanıta düzen ve amaç kanıtı da diyebiliriz. Doğa olaylarının varlığının, düzenliliğinin ve amaçlılığının bir yaratıcıyı gerektirdiğini savunan bir kanıttır.

Bütün evrene baktığımızda gerçekten hiçbir biçimde bir tesadüfe yer olmadığını gözlemlemek mümkündür. Bütün evren belli sistemlerin üzerinde durmaktadır. Doğal olarak her bir varlığın bir amacı vardır. İşte bu nedenle bu kanıt Teleolojik kanıt adını yani erekbilimsel (amaç bilimsel) kanıt adını almaktadır. Bütün bu varlıkları amaçlarına göre yaratan bir zeka olmalıdır. Bu kanıta göre bu zekanın varlığını kabul etmek kaçınılmazdır.

Kozmolojik kanıtta olduğu gibi, Teleolojik kanıtta da köken eski Yunan’a kadar dayanmaktadır. Zaten Kutsal Kitabın bir çok yerinde de Tanrı’nın böyle bir düzeni elinde tuttuğu ifade edilmektedir. Gerek Platon, gerekse Aristo hep gökyüzünün düzenine bakarak bu düzenin arkasında bir başlatıcı neden aramışlardır. Ortaçağa gelene dek de hep düşünürler bu düzeni belli başlı bir biçimde bir yaratıcı için bir kanıt görmüşlerdir. Örneğin Mezmurlarda hep “göklerin ve yerin Rabbi” ifadeleri geçerken aynı zamanda “Yıldızların sayılarını” bilen, hesaplayan, bir düzen Tanrısı gerçeği görülmektedir.

Bu yalnız Mezmurlarda değil Kutsal Kitabın farklı yerlerinde de benzer ifadeler bulunmaktadır. Thomas Aquinas‘ın Tanrı’nın varlığı için sıraladığı “Beş Yol’un” açıklandığı Orta Çağda bu kanıt ortaya atılmıştır. Daha sonra on sekizinci ve on dokuzuncu yüzyılın başlarında oldukça popüler olmuştur. Özellikle İngiliz teolog William Paley(1743-1805) tarafından geliştirilmiştir. Yirminci yüzyılda ise Richard Taylor, F.R. Tennant ve Richard Swinburne tarafından savunulmuştur.

İslam inancında düzen ve amacı içeren tartışmalar genelde iki yol takip etmişlerdir. Bunlardan biri evrendeki muhteşem düzenden ötürü Tanrı’nın varlığının ispatı diğeri ise Tanrı’nın sıfatlarından hareketle evrendeki düzenin ve amacın açıklanmasıdır. Farabi, İbn-i Sina, Gazali, İbn Rüşd gibi ünlü İslam düşünürleri Tanrı’nın adaletinden, cömertliğinden, güzelliğinden bahsederken sözü evrenin yapısına getirmişlerdir. Gazali gibi bazıları da bu iki yolu iç içe kullanmışlardır.

Teleolojik kanıtı basit bir biçimde özetleyecek olursak:

  1. Doğa içinde gerçekten muhteşem bir düzeni gösteren bir çok örnekler vardır.
  2. Böylesine muhteşem bir düzen gerçekten muhteşem bir zekayı gerektirmektedir.
  3. Bu nedenle doğanın varlığı büyük bir olasılıkla muhteşem bir zekanın varlığından kaynaklanmaktadır.

Bu kanıtın insan ruhunda etkisi oldukça büyüktür. Bu nedenle birçok vaiz bu kanıtı kullanmayı tercih eder. Kant, Hume ve Darwin gibi kişiler bu kanıta karşı çıkmışlardır. Özellikle Kant duyulur alemin verilerinden duyuların kapsamına girmeyen bir şeyin varlığına gidilmek istenmesinin, evreni zorunlu bir işçi gerektiren olarak bir saat gibi düşünmeyi gerektirmektedir.

Bu da Tanrı’nın yaratıcılığına zorunluluk yükleyecektir. Hume’un bu konu üzerinde ortaya attığı görüşlerse oldukça çetin tartışmalara yol açmıştır. Zaten Darwin kendince bu kanıtın bütün dayanaklarını söküp atmıştır. Tennant ise teleolojik kanıtı yeniden dile getirerek ilahiyat konusuna bir canlılık getirmiştir.

EREKSEL NEDENLER KANITI NEDİR?

Varlık düzeninin bu düzeni kuran bir öncel zekâyı gerektirdiği savı. Bu sav, metafizikte, erekbilimsel bir kanıt olarak ileri sürülür. Bu anlayışa göre her sonucun bir nedeni olması gerektiği gibi, her erekselliğin de bir ereksel nedeni olması gerekir. Her düzen bir düzenleyiciyi gerektirir, öyleyse doğa düzeni de Tanrı’nın varlığını gerektirir. Düzen bir zeka işidir, buysa öncel bir zekanın varlığını tanıtlar. Bu öncel zeka, Tanrı’dır. Doğadaki düzen, Tanrılık gücün öncel planına göre gerçekleşmiştir. Bu bilimdışı sav, Newton’dan Darwin ve Einstein’a kadar hemen her bilimsel bulguyla çürütülmüştür.

İngiliz tanrıbilimcisi W. Paley’in göz örgeninin bir ereğe yönelmek için her türlü koşulları kendinde toplayan bir örgen olduğu ve bundan ötürü de ereksel nedenler kanıtının en yetkin örneklerinden biri bulunduğu savına karşı fizikçi Helmhpltz, ‘’gözü bir fizikçi yapmış olsaydı beceriksizliğinden ötürü geri gönderir, paramı geri isterdim” der. Koyu bir metafizikçi olan Profesör F. A. Lange, Histoire du Materialisme adlı yapıtından (cilt 1, s. 267-8) örgensel varlıkların oluşumunda doğanın hiç de düzenli ve hesaplı davranmadığını, tersine, milyarlarca hayvan ve bitki tohumunun boş yere harcanıp gittiklerini ve ancak bunlardan küçük bir bölümünün doğada bir yer edinebildiğini uzun uzun anlatır ve bunu bir avcının bir tavşan vurmak için her yöne milyonlarca kurşun atmasına benzetir. Kurşunlar bir ereksel nedenle atılsaydı, her kurşunun hedefini bulması gerekirdi.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM’ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve 2., 3., 4. Sınıf “Felsefe Tarihi” Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı; “Felsefeye Giriş” / Nigel Warburton

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*