Siyaset Felsefesi ve Ontoloji İlişkisi

felsefe Nedir

Genel olarak varlığın ve bu bağlamda insan varlığının temel niteliklerini saptamak, evrensel ve zorunlu özelliklerine odaklanmak, felsefi düşünüş bağlamında ontoloji (varlık felsefesi) disiplinin içeriğini oluşturur.

Ontolojik açıdan insanı ve onun tarihsel var oluşunu anlamak, siyaset olgusunu anlamak için zorunlu bir başlangıç zeminidir. Varlık problemlerine ve dolayısıyla insanın var oluşuna bütüncül bir bakış edinmek için, ontoloji, yani varlık felsefesine dair tartışmalara bakmak gereklidir. Bu gereklilik, felsefe tarihinin evrensel var oluşa dair bize sunabileceği kavrayış olanaklarına erişebilmekle ilgilidir.

Felsefe tarihindeki ontolojik tartışmalarda idealist ve materyalist bakış açılarının ön plana çıktığını görmekteyiz. Bu ontolojik tartışmaların siyaset felsefesine dair tartışmaları etkilememesi düşünülemez. Örneğin tüm siyasal kurumlaşmaların özeti olan devletin oluşumuna ve özüne dair bir tartışmada, idealist ve materyalist bir perspektif benimsenebilir.

İdealist bir felsefi söylem açısından, devletin ideal formu ve yapısına ilişkin bazı spekülatif belirlemeler ön plana çıkabilir. Buna karşın materyalist bir söylem devlet olgusunun doğal ve tarihsel oluşum sürecine odaklanabilir. Kuşkusuz içerik ve biçim açısından idealist ve materyalist perspektif zaman içinde birbirine yaklaşabilir ya da uzaklaşabilir. Yine de temel yönelimler açısından idealist ve materyalist felsefi geleneklere özgü bazı belirleyici ve tipik ayrım noktaları olacaktır.

Felsefe tarihi bağlamında idealist gelenek ağırlıklı olarak, devlet dahil tüm politik gerçekliğe ideal, evrensel ve zorunlu bazı ilke ve kavramlar ışığında yaklaşırken, materyalist gelenek yine ağırlıklı olarak maddi, tikel ve olumsal bir düzlemden hareketle politik gerçekliği yorumlamaya çalışır. Siyasal tartışmalar bağlamında hangi filozofların ve siyasal düşünürlerin hangi ontolojik perspektife yakın durdukları, kitabımız boyunca değineceğimiz ayrı bir dikkat ve tartışmanın konusudur.

Son kertede ontolojik kavrayış ve içgörünün, politik analizlerde çok önemli bir yeri olduğu unutulmamalıdır. Örneğin Platon, Hobbes, Makyavelli, Hegel ya da Marx’ın politik anlayışlarının ontolojik bağlamda karşılaştırılması ilginç ve aydınlatıcı olacaktır. Platon ve Hegel’in ağırlıklı olarak idealist, Hobbes, Makyavelli ve Marks’ın ise yine ağırlıklı olarak materyalist gelenek içinde yer aldıkları söylenebilir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*