Retorik Nedir? Retoriğin Felsefedeki Yeri ve Önemi

felsefe Nedir

Yunan dünyasında özellikle hatiplerin, siyasetçilerin ve yazarların dinleyiciyi ya da okuyucuyu herhangi bir konuda ikna etmek ya da yeri geldiğinde onlara büyük heyecanlar yaşatarak çeşitli konularda kararlar almalarını sağlamak maksadıyla yarattıkları retorik, temel anlamda “güzel ve ikna edici konuşma sanatı”dır.

Yunanca rhetorike tekhne, hitabet sanatı demektir ve ağızdan çıkan söz, söylenen söz anlamına gelen rhema (ῥῆμα) kelimesi ve söylemek, konuşmak, ifade etmek anlamlarını taşıyan lego (λέγω) fiiliyle bağlantılıdır.

Retorik, doğada sadece insana bahşedilen konuşma ve ifade etme yetisinin en iyi şekilde açığa vurulduğu bir sanat olarak keşfedildiğinden beri Empedokles’ten, Sofistlerden ve Isokrates’ten başlayarak Yunan dünyasında büyük tartışmaları da beraberinde getirmiştir.

Bu tartışmaların en önemli kaynağı, retorik teknikleriyle örülü (sıra dışı ve etkili) bir konuşmanın insanları doğru bir düşünceye olduğu kadar yanlış bir düşünceye de ikna etmedeki büyük becerisidir. Platon retoriğin bu olumsuz sonuçlar doğurabilme özelliğine her zaman karşı durmuş ve retorik tekniklerini kullanıp insanların zihnine yanlış düşünceleri zerk ettiklerini düşündüğü Sofistleri eleştiri yağmuruna tutmuştur.

O hâlde retorik sanatında konuşmacının iyi bir konuşma üstadı olması kadar ahlaklı bir adam da olması da önemlidir. Çünkü hitabet yeteneği kuvvetli ve erdemli bir hatibin insanlara söyleyeceği şeylerle hitabet yeteneği kuvvetli, ama ruhen kötü bir hatibin insanlara söyleyeceği şeyler arasında fark vardır. Bu yüzden Roma döneminde iyi bir hatibin tanımı, vir bonus, dicendi peritus (söz söylemede usta, iyi bir adam) olarak adeta formülleşmiştir.

Aristoteles, retoriğin düşüncenin ifade edilmesinde çok önemli bir yöntem olduğunu fark ettikten sonra, mantık ve diyalektikle ilgilendiği kadar bu sanatla da ilgilenmiş ve bu ilgisinde bir felsefeciden çok bir edebiyat eleştirmeni, seçkin bir dil ve üslup uzmanı gibi davranmıştır.

Aristoteles için retorik, Yunan’ın genel anlayışında olduğu gibi, sırf ikna sanatı değildir; “herhangi bir konuda ikna etmek için uygun olan araçları bulma yetisi”dir. Bu yüzden mantık kurallarına uygun tartışma yöntemi olan diyalektiğin bir koludur ya da onunla eştir. Aristoteles’in bu görüşü retorikte ispatı önemli kılarken retoriğe özgü kanıtlama biçimi olan örtük tasımın (enthymeme) da önemini ön plana çıkarır. Böylece retorik bir hatibin herhangi bir konuda kullanabileceği bir konuşma tekniğine dönüşür.

Aristoteles mantık, metafizik ve doğa bilimleri üzerine çığır açan felsefe öğretilerinin ve eserlerinin yanı sıra Yunan siyaset ve toplum yaşamının ayrılmaz bir parçası olan retorik sanatı (güzel konuşma sanatı, hitabet bilgisi) üzerine de bir eser kaleme alır.

Böylece İÖ 4. yüzyıla tarihlenen ve Retorik Sanatı (ῥητορικὴ τέχνη) adını verdiği bu eserinde retorik sanatının tüm teknik ayrıntılarını irdeleyerek gelecek dönemlerin hatiplerine bir başucu kitabı armağan eder.

Özellikle ünlü Romalı hatip Cicero ve hitabet üstadı Quintilianus’u derinden etkileyen bu armağan, Aristoteles’in İÖ yak. 335 yılında kaleme aldığı Şiir Sanatı (Περὶ ποιητικῆς) adındaki çalışmasıyla da bütünleşerek bilim sıralamasında “üretici ya da yaratıcı bilimler” olarak geçen bilgi türünün en gözde iki kitabı hâline gelir.

Konu Başlıkları

Ayrıca bakınız:

Hazırlayan: Sosyolog Ömer Yıldırım

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*