Felsefe hakkında her şey…

Felsefe sadece bir saçmalık mıdır?

Felsefe sadece bir saçmalık mıdır?

Kimi filozoflar bile felsefeyi pek ciddiye almazlar; ama şimdi, felsefeye her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.

Felsefe, “gereksiz” bir alan olarak görülmenin çok ötesinde, insanlara nasıl apaçık ve mantıklı düşünebileceklerini öğreten ve her zaman rağbet gören bir yetkinlik alanıdır. Daha da önemlisi, yetenekli bir filozof, anlaşılması son derece güç olan fikirleri bile sade ve anlaşılır bir dile aktarabilir. Bu bağlamda diyebiliriz ki bilim insanları da biraz felsefe okusalar, daha iyi birer iletişimci hâline gelebilirler.

Felsefe; matematik ve mantıkla birlikte insanlığın en eski entelektüel uğraşlarından birisidir. Ve başlangıcından beri -ki bu Batı’da genellikle Sokrates öncesi Yunan filozoflarından birisi olan Miletli Thales’e dayandırılır- felsefeye şüpheyle yaklaşan karşıt-filozoflar bulunmuştur. Gerçekten de felsefe tarihi boyunca felsefenin en büyük karşıtlarından bazıları, bazı filozoflar olmuştur.

Buna 20. yüzyılın başlarında yaşamış olan filozof Ludwig Wittgenstein’ı kayda değer bir örnek olarak gösterebiliriz. Wittgenstein, “Tractatus Logico-Philosophicus” (kısaca “Tractatus”) ve “Philosophical Investigations” isimli dev eserlerinin her ikisinde de felsefeyi farklı biçimlerde eleştirmiştir.

FELSEFE GEREKSİZ MİDİR?

Tractatus”un asıl amacı olmasa da başlıca amaçlarından birisi, dilin sınırlarını araştırmaktı: Ne, söylenebilirdir ve ne, söylenemezdir? Ve söylenemeyecek olanların yapısı nedir? Wittgenstein bu bağlamda, felsefenin esasen hakkında konuşulması mümkün olmayan şeyler hakkında konuşmayı denediğini; çünkü bu tür şeylerin dilin iletebileceklerinin kapsamının dışında yer aldığını savunuyordu.

Ludwig Wittgenstein

Ludwig Wittgenstein

Örneğin, “hiç” veya “hiçlik” terimlerini çevreleyen metafiziksel tartışmaları göz önüne alın. Bu tartışmalarla ne elde edilebilir? Bu tür tartışmaların amacı nedir? Ve bu tür sorgulamalarla anlatılmak istenen şey nedir?

Wittgenstein’ın bu soruların -herhangi bir felsefi sorgulamada yöneltilen ve felsefi problemler hakkında konuşma becerisini ortaya çıkaracak türden sorularla birlikte- her birine yanıtı elbette hiç olurdu. Bu sebeple Wittgenstein, felsefi önermelerin anlamsız olduğunu ve hiçbir şey anlatmadığını ileri sürer. Dolayısıyla, bu görüşe göre, felsefi önermelerin hiçbir temellendiriciliği yoktur.

Pek çok durumda Wittgenstein’ın haklı olduğunu söylemek oldukça makul görünüyor. Bir başka deyişle, filozofların ilgilendiği problemlerden bazıları sözde problemlerdir. Tabii bu hepsi için geçerli değildir. Örneğin etik, ilerlemenin mümkün olduğu ve gerçekleştirildiği alanlardan biridir.

Yine de Wittgenstein’ın haklı olduğunu farz edelim. Felsefe, birçok kişinin inandığı gibi, saçmalık mıdır? Felsefe öğrencilerinin kaderinde, ömür boyu baristalık yapmak mı vardır?

Pek öyle değil.

Uygulama açısından bakıldığında felsefe apaçık ve mantıklı düşünmeyi gerektiren bir disiplindir. Bu nedenle, felsefe okuyan kişi düşünme becerisine sahiptir ve bu da düşünme eyleminin pek de yapılmadığı bir dünyada son derece faydalı bir beceridir.

Ama felsefeyi eleştiren Wittgenstein tarafından daha felsefi -diyebilir miyiz?- bir bakış açısı ile “Tractatus”ta felsefenin amacı çok iyi ifade edilmiştir.

FELSEFE BİLİME NASIL KATKI SAĞLAR?

Wittgenstein’a göre bırakın felsefenin bilimle aynı olmasını, felsefe ile bilim birbirine benzer bile değildir.

Bilimin görevi, dünya hakkındaki gerçekleri ortaya çıkarmaktır. Başka bir deyişle insanlığın dünya hakkında henüz bilmediği şeyler vardır ve bunları keşfetmek de bilim insanlarının görevidir. Bilime dönük yapılan bu açıklamalara dayanarak diyebiliriz ki filozoflar şüphesiz ki bilim insanlarıyla aynı şeyleri yapmazlar.

‘Felsefe’ sözcüğü, doğa bilimlerinin yanında değil, üstünde veya altında duran bir anlama gelmelidir.

(4.111 Tractatus).

Dolayısıyla felsefe, mevcut rasyonel ve ampirik bilgi birikimimize hiçbir şey eklemez.

Felsefe bir kuram değil, bir aktivitedir.

(4.112 Tractatus).

Ama ne tür bir aktivitedir? Wittgenstein için felsefe, açıklanmadığında karanlık ve bulanık kalan fikirleri aydınlatmaya ve berraklaştırmaya hizmet eden bir faaliyettir.

öğrenci, tahta, kız öğrenci, yazı tahtası

Wittgenstein bu gibi anlaşılmaz fikirleri doğa bilimlerininkilerle ilişkilendiriyor gibi görünüyor. Bu nedenle felsefenin “doğa bilimlerinin tartışmalı alanını” (4.113 Tractatus) sınırlamasında fayda vardır. Yani felsefe -ezoterik ve anlaşılması güç olanı açıklama yeteneği sayesinde- bilime karşı gelişmiş yersiz şüpheciliğe karşı mücadelede etme konusunda bilim insanlarına yardımcı olabilir.

Bilimsel düşünceleri açıklığa kavuşturabilmenin faydası, zamanımızda ciddiyet yüklü bir öneme sahiptir. Ne yazık ki ABD nüfusunun (ve hatta dünya nüfusunun) büyük bir kısmı bilime şüpheyle yaklaşıyor. Ve bu tür bir şüphecilik aslında Wittgenstein’ın fikirlerini de yansıtıyor: Wittgenstein’ın “Tractatus”ta desteklediği gibi, bilimin ve bilim insanlarının bizzat kendilerinin şüpheye yer bırakmadığı yönünde bir algı var. Algılanan bu önüne geçilemezliğin bir sonucu ise bilim insanlarının kendilerinin her şeyi açıklayabileceklerine inandıkları izlenimidir.

Çoğu bilim insanı aslında böyle düşünmese de bu yanlış anlayış toplum nezdinde varlığını sürdürüyor ve bu anlayış, kısmen de olsa bilim insanlarının ayaklarının dibinde öylece uzanıyor. Salgın sırasında yapılan normalleşme modeli açıklamalarından oluşan halk sağlığı mesajlarını şöyle bir düşünün. Daha da vahimi, yapılan açıklamalar bilim insanları ve tıp uzmanları arasında bile belli bir tutarlılık içermiyordu: Aynı alanın uzmanları, pandemi hakkında aynı anda birbirleriyle çelişen ve bağdaşmayan şeyler söylüyorlardı. Bu durum da sadece halkın kafasını karıştırmaya ve kutuplaşmaları daha da şiddetlendirmeye hizmet ediyordu.

İşte felsefe bir etkinlik olarak, bu olumsuz sonuçları azaltabilme potansiyeline sahiptir. Felsefe okumak, anlaşılması güç fikirleri sade bir dille ifade edebilmeyi sağlar. Bu durum, bilim insanlarının toplumu bilimsel zeminde daha iyi bilgilendirebilmelerine yardımcı olmak için kullanılabilir ve kullanılmalıdır da.

Bunun gerçekleşmesini sağlayacak şey ise bilim insanlarının ayrıca felsefe veya biyoetik gibi konularda da çalışmalar yapmasıdır.

Bilim insanlarının toplumsal önem arz eden bilimsel konuları, bunları sıradan halka açıklamak zorunda kalabilecekleri varsayımıyla ellerinden gelen en iyi biçimde incelemeleri gerekir. Bu bilgiler ışığında, daha anlaşılır bir dille iletişim kurmalılardır.

Bilim insanları her şeyi bilen kendini beğenmişler değillerdir; ancak halkla daha anlaşılır bir şekilde iletişim kuramazlarsa her zaman böyle olduklarına dair yanlış bir algı var olmaya devam edecektir.

Hatta COVID ile de gördüğümüz gibi, bu yanlış algının ölümcül sonuçları bile olacaktır.

 


 

Bu makale, Sosyolog Ömer YILDIRIM tarafından www.felsefe.gen.tr için çevrilmiştir.

Kaynak metin: Is philosophy just a bunch of nonsense?

Çeviri: Sosyolog Ömer YILDIRIM

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. saltuk dedi ki:

    iyi ki varsınız tesekkurler

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...