Retorik Konuşma Biçimleri

felsefe Nedir

Retorik teknikleriyle örülü konuşmalar genellikle üçe ayrılır ve bu ayrım özellikle dinleyicinin sadece bir dinleyici olduğu durumlar ya da dinleyicileri aynı zamanda bir yargıda bulunmaya hazırlayan durumlar dikkate alınarak yapılmıştır.

1. Dinleyicinin sadece bir dinleyici olduğu, yani konuşmaya aktif olarak katılmadığı konuşmalar. “Kanıtlayıcı ya da ikna edici” konuşma adı verilen bu tarzdaki konuşmalar şimdiki zamana yöneliktir ve belirgin bir amacı vardır. Örneğin övgü ya da yergi konuşmaları bu tür konuşmalardır. Amacı bir kişiyi, bir olayı vs överek itibar kazandırmak ya da yererek gözden düşürmektir.

2. Yargı içeren konuşmalar. Bu tür konuşmalar ya gelecekle ya da geçmişle ilgili yargı içeren konuşmalardır. Dinleyici bu konuşmalarda aktiftir ve kendisinden konuşmanın sonunda geleceğe ya da geçmişe yönelik bir karar alması beklenir. Geleceğe yönelik bir karar beklenen konuşmalar, müzakere türüne girer.

Geçmişe yönelik karar beklenen konuşmalarsa adli konuşmalardır. Bunlar, suçlama ya da aklama konuşmalarıdır. Amacı, birinin haklı ya da haksız olduğunu ispatlamaya çalışmaktır. Dolayısıyla geçmişte olan olayları konu edinirler. Bu tür konuşmalarda konuşmacı(genellikle tarafların avukatları ya da kendileri) ya birisini suçlar ya da birisini veya kendisini savunur. Konuşmanın gidişatı dinleyicileri ve özellikle jüriyi davanın haklı ya da haksız olduğuna, yasalara uygun olup olmadığına ikna edeceğinden, bu tarz konuşmalarda retoriğin çok büyük önemi vardır.

3. Uyarı veya tavsiye konuşmaları ya da bir konudan vazgeçirmeye yönelik konuşmalar. Amacı, bir şeyin yararlı ya da zararlı olduğunu göstermektir. Bu tarz konuşmalar, örneğin yasa çıkarmayla, vergilendirmelerle, savaş veya barışa karar vermeyle, memleketin selametiyle ilgili ya da memleketin gelirleri, giderleriyle ilgili konuları ele aldığından, genellikle toplumsal ya da siyasi içeriklidir. Bu tür konuşmalarda hatip genellikle dinleyicilere ya bir şey yapmalarını öğütler ya da onları bir şey yapmaktan uzak durmaları konusunda uyarır. Tavsiye vermek amacıyla yapılan konuşmalarda konuşmacı kanıtlarını genelde iyi ve kötü gibi ahlaksal değerlerden çıkarır.

Bu kanıtların bazıları tartışmasız kabul edilen ilkelerdir; dostluk, şeref, onur, sağlık, adalet, yüce gönüllülük, erdem ya da erdemler, haz, güzellikler, kudret gibi. Tartışılabilir olanlarsa, çoğunluğun arzuladığı şeyler, kişilerin tercih ettiği iyilikler, kolay şeyler, uygun olan şeyler, kişilerin yapmayı sevdiği şeyler, üstlenmemizin iyi olacağını ya da kötü olacağını düşündüğümüz şeyler, öğütler gibi tartışmaya açık konulardır. Bu tarz konuşmalar sonrasında dinleyiciler genellikle gelecekte olacaklar hakkında bir fikir sahibi olur ve geleceğin kendilerine ya da topluma zararlı ya da yararlı olup olmayacağına karar verip ona göre önlem alırlar; sonucunda da yaşantılarını aldıkları bu kararlara göre yönlendirirler.

Aristoteles’in retorikte, diyalektikte olduğu gibi belli kurallara uygun bir düşünme tarzı ve ifade biçimi olması gerektiği konusundaki ısrarı, onun retoriğini Yunanların geleneksel retoriğinden ayırır ve kuramsal bir inceleme alanı hâline getirir. Hiç kuşkusuz onun retorikle ilgili görüşleri ya da bu görüşlerinin sunulduğu eseri mantık, metafizik ve doğa bilimleri gibi felsefesinin can alıcı konuları ve bu konuların işlendiği eserleri kadar canlı değildir. Buna rağmen geliştirdiği retorik kuramıyla kendisinden sonra gelen ve “İnsan, düşüncesini önce iyi ifade etmesini bilmeli,” diyerek her fırsatta retoriğe ayrı bir önem verdiklerini belirten ünlü Romalı hatiplerin öncüsü olduğu da tartışmasızdır.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer Yıldırım

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*