Felsefe hakkında her şey…

Pyrrhon’un bilgi ve ahlak anlayışı

27.10.2022

Pyrrhon’a göre ahlakın amacı mutluluktur. Bu bakımdan o da selefleri gibi eudaimonist’tir. Demokritos’a benzer sekilde Pyrrhon da mutluluğu dirlik ve gönül şenliği (euthymia) içinde geçen bir yaşamda bulmaktadır. Buna erişmek için de felsefeye dayanmak gerekmektedir. Felsefenin ödevi, hayatı, son amacı olan mutluluğa göre düzenleyebilmektir. Bu amaçla, ilkin, bilginin bu işi görüp göremeyeceğini anlamak gerekmektedir (Gökberk, 2016).

Pyrrhon’a göre, ne duyular ne de akıl bize gerçeği tanıtabilir, zira bunlar eşyayı olduğu gibi aktaramaz. Duyular ve akıl eşyayı ancak göründükleri gibi gösterebilir. Bu, şüphecilik’in ilk dayanağıdır.

İkinci dayanak, her konuda birbirine tamamen zıt olan iki görüşün öne sürülebilmesidir. Örneğin evrenin tümüyle maddi olduğunu savunmak mümkün olduğu gibi onun bütünüyle ideal bir varlığa sahip olduğu da aynı güçle savunulabilir. Benzer şekilde, Tanrı’nın var olduğunu iddia etmek mümkün olduğu gibi var olmadığını da iddia etmek pekâlâ mümkündür. Bu iddialardan hangisinin doğru olduğunu belirlememizi mümkün kılacak bir ölçüt yoktur (Von Aster, 2015). Bu nedenle, takınılması gereken en doğru tutum yargıyı askıya almaktır (epokhe).

Epokheyargıyı askıya almak” ya da “yargıdan kaçınmak” gibi anlamlara gelmektedir. Pyrrhon ve takipçilerine göre, her iddiaya aynı güçte başka bir iddiayla cevap verilebilir. Bu iki iddiadan hangisinin niçin doğru olduğunu belirleyecek bir ölçüt yoktur. O halde, yapılacak en doğru şey yargıdan kaçınmaktır.

Epokhe sadece gerçek varlıkla ilgili her türlü yargıdan kaçınmak değildir, özellikle her türlü mutlak nitelikteki değerlendirmeden de kaçınmak, dolayısıyla “nesnenin kendisi”ne yönelmiş her türlü istek ve duygudan uzak durmak demektir (Gökberk, 2016).

Epokhe, aynı zamanda, her türlü şeye karsı hazırlıklı olmak demektir. Epokheyi kullanan bir kişiyi dünyada hiçbir şey sarsamaz, çünkü o her şeye hazırlıklıdır ve razıdır (Von Aster, 2015). Böylece şüpheci bir tutum olarak epokhe hem epistemolojik hem de ahlaki bir unsur halini almaktadır.

Epokhe vasıtasıyla ulaşmaya çalıştığımız ruhsal dinginlik ya da şenlik durumuna Pyrrhon ataraxia adını vermektedir. Pyrrhon’un şüpheciliğinde amaç epokhe değil, ataraxiadır. Ataraxia şüpheciler için eudaimoniadır, yani en yüksek mutluluktur. Bunu da ancak bilgisizliğimizi kabullenerek elde edebiliriz. Bu açıdan bakıldığında şüphecilerin mutluluğu negatif bir epistemoloji ile temellendirmeye çalıştıkları söylenebilir.

Pyrrhon’da şüphe bir amaç değil de ölçülülük, bilgelik ve mutluluğun aracıdır. Bu nedenle, mutluluğun imkânı şüphe konusu değildir. İnsan pekâlâ mutlu olabilir. Bunu da ancak bilgisizliğini kabul etmekle başarabilir.

Şeylere dair her türlü bilgi ihtimalinden yüz çeviren kişinin bir şeye diğerinden daha büyük değer atfetmesi mümkün değildir. Böylelikle o, herhangi bir şeyin bizatihi kendisi itibariyle iyi veya kötü olduğuna inanmayacak, tersine bu düşünceleri yasa yahut geleneğe bağlayacaktır (Zeller, 2008, s. 331).

Pyrrhon’un negatif epistemoloji ile ahlak arasında kurmaya çalıştığı ilişki tam da burada yatmaktadır. Ahlak bizi mutlu etmeye çalışır fakat biz mutsuzlukla bas basa kalırız. Çünkü eşyaya olmayan nitelikler atfeder ve olmayan bu niteliklerin arkasından koşarız. Örneğin ne güzel ne de iyi olduğunu asla bilemeyeceğimiz şeylere güzel ve iyi sıfatlarını atfederiz, sonra da bunları elde etmek isteriz. Oysaki doğru olan, şeylerin kendinde güzel ya da çirkin, iyi ya da kötü olmadığını kabul etmektir. Bu sıfatlar bizim tarafımızdan onlara atfedilmektedir. Güzel dediğimiz şey pekâlâ çirkin, iyi dediğimiz şey ise pekâlâ kötü olabilir. Onlara bu sıfatlardan herhangi birini mutlak anlamda yüklememizi mümkün kılacak bir ölçütten ilelebet yoksunuzdur. Bunu fark etmek bizzat ürettiğimiz bu girdaptan kurtulmamızın tek yoludur.

Pyrrhonculara göre, yargıyı askıya alan kişi her türlü mutlak nitelikteki değerlendirmeden kaçınmış, dolayısıyla nesnenin kendisine yönelen her türlü istek ve duygudan da uzak durmuş olan kişidir. Bu nedenle, epokhe salt epistemolojik bir tutum değildir. O aynı zamanda ahlaki bir araçtır.

Timon, hocası Pyrrhon’un yolundan giderek, insanın mutlu olmak için cevaplaması gereken üç soru olduğunu düşünmektedir. Birincisi, şeylerin mahiyeti nedir? İkincisi, bunlara karşı alınması gereken tavır ne olmalıdır? Üçüncüsü, bu tavır bize nasıl fayda sağlayabilir?

İlk iki soruyla ilgili verebileceğimiz tek cevap, Timon’a göre, şeylerin mahiyet inin bizim için bütünüyle meçhul olduğudur. Algı bize onları oldukları gibi değil, ancak bize göründükleri gibi göstermektedir. Bu nedenle, kanaatlerimiz bütünüyle özneldir. Hiçbir surette herhangi bir kestirimde bulunamayız. Asla “bu böyledir”, veya “bu sudur” dememeli, daima “bu bana söyle görünüyor” demeliyizdir (Zeller, 2008, s. 331). Bu bakımdan, Timon eşya karsısında takınılabilecek tek doğru tavrın epokhe olduğu hususunda hocası Pyrrhonla aynı kanaattedir. Yine ona göre de şeylerin gerçek mahiyeti karsısında takınacağımız tavır, yani epokhenin bize sağlayacağı fayda ataraxiadır.

Pyrrhonculuk şüpheciliğin tek versiyonu değildir. Pyrrhon’dan sonra şüphecilik ilk önce Platon’un akademisine yerleşerek “akademi şüpheciliği” biçiminde mevcudiyetini korumuştur. Bu dönem kabaca milattan önce üçüncü yüzyılın sonları ile yine milattan önce ikinci yüzyıl arasındaki dönemdir. Akademi şüpheciliğinin başlıca temsilcileri Arkesilaos (MÖ 316-241) ve Karneades’tir (MÖ 214- 129). Şüpheciliğin son merhalesini milattan önce birinci yüzyıl ile milattan sonra üçüncü yüzyıl arasında etkili olmuş olan ve en önemli ifadesini Sextus Empirikus’ta (MS 160-210) bulan dönem oluşturmaktadır. Bu dönemin önde gelen bir diğer figürü ise Aenesidemus’tur (MS 1. yy.)

Kaynak: İLKÇAĞ FELSEFESİ, s. 177-178, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 3550, AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 2384

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...