Hedonizm (Hazcılık) Nedir, Ne Demektir?

Yunan düşünürlerinden Aristippos ve Epikür tarafından geliştirilen felsefi akımdır. En üstün iyiliğin haz olduğunu ileri süren öğretidir. Hedone eski Yunancada haz ve zevk anlamına gelmektedir. Hedonizm ise, hazcılık demektir.

Hoşa giden bir şeyin yarattığı, uyandırdığı duyguya haz adı verilir. Bu yaklaşıma göre ahlaki eylemlerin amacı hazdır. Haz ise mutluluktur. Bir eylem, haz getiren eylemse doğru ve iyi eylemdir. İnsan, doğası gereği acıdan kaçınıp hazza yönelen bir varlıktır. Bu nedenle davranışlarımızın amacı haz olmalıdır. Hedonizmin temelinde de “hayatın en önemli değerinin haz ve zevk almak olduğu ve ideal yaşama ancak bu şekilde ulaşılacağı” fikri vardır. Çünkü hedonizmde hazzın mutlak anlamda iyi olduğu, insan eylemlerinin nihai anlamda haz sağlayacak bir biçimde planlanması gerektiği, sürekli haz verene yönelmenin en uygun davranış biçimi olduğu fikirleri egemendir.

Haz bireysel olarak ortaya çıkan bir hoşlanma duygusudur. Herkesin haz alacağı şeyler farklıdır, yani kişiden kişiye farklılık gösterir. Bireyin haz duygusu sadece o kişinin eylemleri için geçerlidir ve evrensel bir özellik taşımaz. Bu yüzden hedonizm anlayışına göre herkes için geçerli evrensel ahlak yasası yoktur.

Hedonizmin kurucularından biri olan Aristippos bedensel zevkin önemini vurgular. Diğer kurucu Epikür ise duygusal hazzın da önemli olduğunu savunur. Hedonistler devamlı olarak zevk ve hazzın peşinde koşarlar ve bunun en doğru yaşama biçimi olduğuna inanırlar. Kişinin, anlık istek, zevk ve hazzını, karşısındaki diğer insanları önemsemeden yaşaması gerektiğini savunurlar. Hatta “bilgi”nin bile “an”da yaşanan duygulardan oluştuğu düşünürler.

Hedonistlerde sıklıkla görülen ortak özellikler; bencillik, kendini beğenme, başkalarını kendi çıkarları için kullanma, eleştiriye kapalı olma şeklinde özetlenebilir. Aristippos’a göre her davranışın nedeni, mutlu olmak isteğidir. Yaşamın gereği hazdır. Haz insanı insan eden duygudur. Bilgilerimiz duygularımızla alabildiğimiz kadardır, bunda öteye geçmez. Bu yüzden Aristippos duygularımızın getirdiği hazza yönelmeyi, acıdan kaçmayı söyler. En üstün iyi, hazdır. Ancak gerçek haz sürekli olandır. Sürekli olan hazza da bilgelikle varılabilir.

Epikuros da hazcılığı devam ettiren filozoflardandır. Ne var ki Epikuros, Aristippos’un bedensel hazzına karşı tinsel hazzı yeğler. Onun için en büyük haz, ruh dinginliğidir. Buna da bedensel zevkler peşinde koşmakla değil, bilgelikle varılır.

Örnek bir hikâye:

Ünlü bir sporcu arabasına binmek üzereyken yanına bir kadın yaklaşır. Sporcuya küçük bir bebeğinin olduğunu, bebeğin çok hastalandığını ve hastane masraflarını karşılayamadığını, onun her gün biraz daha ölüme yaklaştığını anlatır. Kadının anlattıkları sporcuyu etkiler. Hemen çek defterini çıkarır ve bir çeke yüklüce bir tutar yazarak kadına verir ve “Umarım bebeğinin iyi günleri için harcarsın” der.

Sporcu ertesi gün kulüpte öğle yemeği yerken yanına bir arkadaşı yaklaşarak, “Geçen gün çocuklar, bir kadının sizinle konuştuğunu ve o kadına yüklüce bir çek verdiğinizi söylediler” der. Ünlü sporcu, “Evet, ne olmuş ki?” diye sorar. Arkadaşı, “O kadın bir sahtekar, zengin kişilere yaklaşıp hasta bir bebeği olduğunu söyleyerek para koparırmış. Korkarım sizden de koparmış.” diye cevap verir. Sporcu büyük bir sevinçle, “Öyle mi, yani ölümü beklenen bir bebek yok mu? İşte bu hafta duyduğum en güzel haber buydu.” tepkisini gösterir.

Sokrates’in öğrencilerinden Kireneli Aristippos’a göre en üstün iyilik hazdır. Sokrates, mutluluğun iyiye yönelmek ve onu gerçekleştirmekle elde edilebileceğini öğretmişti. İyiye yönelen ve onu gerçekleştiren davranışlara da erdem adını veriyordu. Sokratesçi okullar, bu öğretinin geliştiricileri olarak iyi’nin ne olduğu sorusuna karşılık aradılar.

Aristippos’un ve onun izinden yürüyenlerin Kireneli oluşlarından ötürü Kirene okulu adıyla da anılan hazcılık bu sorunun karşılıklarından biridir. Bu öğretiye göre iyi demek, haz demektir; haz veren her şey iyi, acı veren her şey de kötü’dür. Aristippos’a (İ.Ö. 453-355) göre her davranışın nedeni, mutlu olmak isteğidir. Yaşamanın ereği hazdır. Haz, insanı insan eden duygudur. Bilgilerimiz, duygularımızla alabildiğimiz kadardır, bundan öteye geçemez. Öyleyse bize duyularımızın getirdiği hazza yönelelim ve acıdan kaçalım. En üstün iyi, hazdır. Ancak, gerçek haz sürekli olandır.

Sürekli olan hazza da bilgelikle varılabilir. Bilgenin hazzı, kendi kendinden hoşnut olmasıyla belirir. Kendi kendinden hoşnut olmaksa, töresel hoşlanmadır (Sokrates’in eudaimonia’sı, ahlaki memnuniyet). Bilgelik, gündelik hazları küçümseyerek sürekli hazlara yönelmek demektir. Hazcılık anlayışı, Kireneli Aristippos öğretisini Sokrates etkisinden temizleyerek Aristippos’un gerçek maksadını açıklar: Bilge, bütün bilgisini hazzı elde etmek için kullanabilen kişidir. Haz en büyük iyilik, acı en büyük kötülüktür. İnsanın ereği, her an ve sürekli olarak hazza yönelmek olmalıdır. Bunun içindir ki hazcılık, günümüzde, Aristippos’un asıl maksadı yorumlanarak her türlü hazzı istemek ve her türlü acıdan kaçmak anlamında kullanılmaktadır.

Kirene okulunda, acıdan kaçmak için kendini öldürmeyi yeğleyen, örneğin Hegesias gibi düşünürler de yetişmiştir. Genel olarak acı (elem) ve hoşlantı (haz), kaba bir törebilim anlayışıyla canlıları iyiye ve kötüye götüren itkiler sayılmıştır. Epikurosçuluk ve yararcılık öğretileri de bu anlamda hazcı (hedonist) öğretilerdir. Ne var ki Epikuros, Aristippos’un bedensel haza karşı, tinsel haz’ı yeğler. Onun için en büyük haz, ruh dinginliğidir. Buna da, bedensel zevkler peşinde koşmakla değil, bilgelikle varılır.

İngiliz yararcılığına göreyse hayvan ve insan hoşlandığına yönelir ve acıdan kaçar. Spencer, bu gerçekten şu sonucu çıkarmaktadır: Haz veren şeyler zararlı olsaydı yeryüzünde hayvan kalmazdı. Sokrates’e göre acıdan kaçmak ve hoşlanmaya ulaşmak, kaba hoşlantıların peşinde gitmekle değil, bilgiyle gerçekleşir. Yaramıza bıçak vurdururuz, çünkü bilgi ilerdeki büyük acıdan korunmak için şimdiki küçük acıya katlanmamızı gerektirir. Eğer insan hazzı bilgisizce ister ve acıdan bilgisizce kaçarsa yarasına bıçak vurdurmaz ve ölür.

Epikuros’tan Bentham’e kadar bütün faydacılar, fayda sözcüğünü hazzın karşıtı olarak değil, her türlü acıdan uzak ve kendiliğinden hoşlanma anlamında kullanmışlardır. Faydacılara göre faydalı olan, haz verendir. İnsan faydalıdan hoşlanır ve faydasızdan hoşlanmaz. Hazelem teması, felsefe tarihinde, birçok öğretilerin çıkış noktasıdır.

Öğretilerin çoğu, doğruluk ölçüsü olarak, canlıların bu ana itkilerini kullanmışlardır. Örneğin pragmacılıkta da pratik doğru haz veren yarar, pratik yanlış acı veren zarardır. İngiliz yararcılığının Amerika’daki temsilcisi olan uygulayıcılık öğretisi, tümüyle bu temel üstüne kurulmuştur. Kirene öğretisinden yararcılığa ve uygulayıcılığa kadar hazcı öğretilerin törebilim alanına bu yaklaşımları, bilinçdışı bir yaklaşımdır.

Haz=hedone’yi ahlak ilkesi olarak kabul eden; ahlak eyleminin ereğini ve ölçeğini hazda bulan ahlak öğretisi. Burada ya a. Bir anlık duyusal haz, ya da b. Sürekli haz (tinsel haz) söz konusudur. Kyrene Okulunun kurucusu olan Aristippos hazcılığın da kurucusu sayılır. Aristippos’a göre haz veren şey iyidir, acı veren de kötü Haz ile iyi aynı şeydir. İnsan her şeyden sevinç duymaya çalışmalı, her yaşama durumunda iyiyi, sevincin kaynağını bulmak istemelidir. Ancak Aristippos’un göz önünde bulundurduğu bir anlık haz duygusudur. Bu öğreti daha tinsel biçimde Epikuros’ta da karşımıza çıkıyor. Ona göre de, biricik iyi hazdır, “Haz bütün eylemlerimizin ereği olmalıdır”. Ancak Epikuros mutluluğun temelini ruhun dinginliğinde bulur, tinsel hazları duyusal hazların üstünde görür ve en yüksek erek olarak koyar; çünkü yalnız tinsel hazlar gelip geçici olmayan hazlardır, sürekli bir ruh durumu sağlarlar.

Derleyen: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve 3. Sınıf “Çağdaş Felsefe Tarihi” Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*