Felsefe hakkında her şey…

Hareket Felsefesi (Aksiyon Felsefesi) Nedir?

17.04.2020

Özellikle Fransız filozof Maurice Blondel’in “L’Action, 1893” adlı eserinde ortaya koyduğu, felsefi doktrindir. Blondel bilhassa şu iki problem ile meşgul olmuştur: 1. Düşüncenin aksiyonla olan münasebetleri nedir? Bunu, hayatın bir kritiğini ve pratiğin bir ilmini teşkil edecek şekilde araştırmak. 2. İlim-İman ve Felsefe-Din ilişkilerini rasyonalizm kadar fideizmi de bir yana bırakacak tarzda, araştırmak.

Blondel’e göre, aksiyon (Action-Hareket), akt (Acte-Fiil) dan daha somut (müşahhas) olup kendisinde içkin (mündemiç) olan bir ameliyenin prensibini, vasıtasını, realitede ise varlığın ve bilginin birliğini izah eder. Bu bakımdan aksiyonun, ihtiyar ile düşüncenin, realite ile bilginin, ahlaki şahıs ile genel düzenin, ruhun derûni hayatı ile beslendiği üstün kaynakların bir terkibini yapması gerekir. Bu anlamda Jouber, “Allah’ı düşünmenin bir aksiyon olduğunu” söyler.

Blondel düşünce ve isteği, gerçekleştirme olmadığı için, eksik olarak görüyor; bunun için aksiyonun, düşünce ve istek gibi insani faaliyetin tamamını ifade ettiğini söylüyor. Ona göre düşüncesiz aksiyon olamayacağından, bu manadaki aksiyonda düşünce, dahili olarak mevcuttur. Bir şey bizi kendimizden uzaklaştırır ve derûnî hayatımızdan dışarı çıkarırsa, bu aksiyondur. Blondel’in düşüncesi, varlığa katılan bir dinamizm ve kendiliğinden harekettir. Bundan dolayı aksiyon, bu düşüncede, reelin bütün karmaşıklığıyla yaşanması ve “İstemenin, bilmenin ve varoluşun bir sentezi” olarak düşünülmüştür. Blondel, böylelikle istemekle yapabilmeyi, hareket etmekle bilmeyi, varlıkla düşüncenin tasdikine yönelmiş olan bir An’da birleştiriyor. Dolayısıyla o, varoluş probleminden önce, realite ile bilginin münasebetlerini tespit ediyor.

Ona göre maddi realite, düşünen kimsenin gücünü sınırlayan yokluğun bir kategorisi değildir, ama o, “Hareketli olup hareketini kabule müsaittir.” Blondel, felsefi düşüncesini dine doğru çevirmiş ve tabiatüstü ile akıl arasında bir uygunluk aramıştır. Çünkü ona göre, aksiyon tabi düzende asla bitmez ve daima sonsuz bir cevaba doğru yürür. Hayatta ve tabiatta olaylar dünyasının üstüne çıkacak bir imkân vardır. İşte bu imkân, hayatın ve tabiatın hakikatını aydınlatacak ve bütün insanları yeni bir imana birleştirecektir. “Allah’a ulaşmak” arzusu da buradan doğar. Bunun için Blondel, determinizm ile hürriyet arasında bir uygunluk ve sonsuzlukta bir birlik bulmaya çalışır.

Aksiyondan başlayan Blondel, hayat ve insan üzerindeki düşüncesini geliştirdi; düşüncesinde bir varoluşçuluğa ve bir zihinciliğe doğru ilerledi. Felsefeyi, ilmi ve dini, geçerli olan tümel bir yapıda birleştirecek tecrübecilik ve idealizmden de tesirler aldı. Blondel, aksiyon felsefesiyle aksiyonun içten gelen manevi özünü ortaya çıkarmış, onun maddi neticelerine değil, ihtiva ettiği manevi değere önem vermiştir. Bu felsefenin özelliği bir “Kendini Aşma” felsefesi olmasıdır. Blondel’in aksiyonculuğu, metot ve muhteva itibariyle, Ogustenciliğin çağdaş gelişmeler ışığında canlandırılması olup Saint Augustin’in fikirlerinin değişik tarzda devam ettirilmesi gayretidir.

Daha geniş ve farklı bir anlamda; pragmatizm, hümanizm, enstrümantalizm ve düşünceye, nazariyeye nispetle aksiyonun önce olduğunu ileri süren bütün doktrinlere de “Aksiyon Felsefesi” adı verilir. Blondel’in felsefesini memleketimizde merhum Doç. Dr. Nurettin Topçu, temsil etmiş ve çıkardığı “Hareket-Aksiyon” dergisinde ve çeşitli kitaplarındaki yazılarında bu felsefeden mülhem fikirler ileri sürmüştür. Marksistler “Aksiyon” yerine “praksis” kelimesini kullanırlar.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...