Felsefe hakkında her şey…

Niyazi Berkes’te laiklik ve sekülerizm kavramları

Niyazi Berkes Türk toplumunda çağdaşlaşma serüvenini incelerken toplumdaki sekülerleşmeye ve laikliğe özel bir önem verir. Bir toplumun çağdaşlaşması için, ilerlemesini engelleyen her türlü eski kalıplardan kurtulması gerekir. Batı toplumları skolastik bir yapı oluşturan dinî taasuptan modernleşme sayesinde kurtulmuşlardır. Modernleşmenin en önemli özelliklerinden birisi insan aklının öne çıkartılması ve toplumsal hayatın sekülerleştirilmesidir. Bu anlamda laiklik bir siyasi sistem olarak Batı toplumlarını Kilise ve İncil baskısından kurtarmış ve rahatlatmıştır. Berkes bu süreci önemser ve Türkiye’nin çağdaşlaşmasında laiklik ve sekülerleşmenin önemini vurgular.

Laiklik Berkes’e göre sadece din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması değildir. Bu tarz bir anlayış zaten çok yüzeysel bir yaklaşımı gösterir. Halbuki mesele geri kalan bir toplumun ilerleyebilmesi için yapılanları ve yapılması gerekenleri anlayabilmektir. Bu yüzden Berkes bir düşünür olarak meseleye yaklaşır. Almış olduğu akademik eğitimin birikimini kullanır. Meseleyi tarihi süreç ve felsefi anlam bütünlüğü içinde değerlendirir. Kavramın ortaya çıktığı ve geliştiği tarihsel ve toplumsal şartlar ile bizim şartlarımızın farklılığına dikkat çeker. Türk modernleşmesinde laiklik ilkesinin önemli bir merhale olduğunu düşünür. Sonuçta Berkes için laiklik toplumun çağdaşlaşması için bir temel değer olarak anlam kazanır.

Türkçeye Fransızca laicisme teriminden geçen bu sözcük, İslam, Osmanlı, Türk din ve siyaset geleneğine yabancı bir terimdir. Türkiye’de bir anlam karşılığı olmayan bu terim, birçok yanlış anlamaya ve anlam karmaşasına yol açmıştır. Bu yanlış tutumlardan birisi, terimin geldiği din geleneğindeki (Hristiyanlık) durumun İslam geleneğinde de bulunduğu varsayımıdır. Öteki, bunun tersi olarak, İslam geleneğinde böyle bir durum olmadığı için laiklik davasının İslam dinindeki toplumlarda yersiz ve anlamsız olduğu inancıdır. (Berkes, 2010: 17) Berkes her iki yaklaşımın da yanlış olduğu için laiklik ilkesinin doğru kavranamadığını düşünür.

Laiklik kavramı Hristiyanlık’taki anlamında bize tam olarak uymaz. Konu sadece din-devlet ayırımı davası olmaktan daha geniş olduğu için, Berkes’e göre tek başına kullanılması uygun değildir. Batı’nın bir kesiminde laicism terimine eş olarak kullanılan secularism sözcüğü meseleyi anlatmakta daha kapsamlıdır. Çünkü burada anlatılmak istenen bir toplumun eski engellerinden kurtularak çağdaşlaşmasında esas olan unsurlardır. Laiklik veya sekülerlik bu çağdaşlaşma sürecinde son derece önemli ilke olarak kabul edilmelidir. Bu iki terim doğrudan çağdaşlaşma ile birlikte anlam kazanmaktadır. Bu çağdaşlaşma ise Türk toplumunun kendisine özgü şartları içinde çağdaşlaşmasıdır.

Berkes’e göre laicisme sözcüğü Katolik Hristiyanlığın yayıldığı halkların dilinde, özellikle Fransızcada kullanılır ve kökenine bakılırsa ‘halksallaştırma’ demektir. Çünkü kaynağı olan eski ve Hristiyanlık öncesi Grekçedeki laos (halk), laikos (halksal) sözcükleri Hristiyanlık döneminde klericus, yani din adamları dışında olan kişiler için kullanılırdı. Modern Fransızcada laicisme, din adamlarından, rahiplerden başka kişilere, kurullara, yetkililere, dünya işlerinde, hatta din işlerinde üstün bir yer verme anlamını taşır. (Berkes, 2010: 18) Bu anlamda Osmanlı Türk toplumunda laiklik kavramının dayanacağı bir sosyal gerçeklik yoktur. Çünkü bu toplumsal yapıda Orta Çağ Hristiyan toplumlarındaki gibi bir din-devlet ikilemi yer almamıştır. Batıdaki laikliğe dayalı çağdaşlaşma süreci bizde daha farklı olmak zorundadır. Bu süreci en iyi açıklayacak kavram ise sekülarizm olmalıdır.

Sekülarizm terimi Latinceden gelir ve daha çok Protestanlığın etkisi altında olan dillerde, İngilizce ve Almancada kullanılır. Aslındaki sözcük, çağ anlamına gelen saeculum sözcüğünden türemiştir. Bunun karşılığı Türkçe’ye çağ anlamında asır olarak yerleşmiş olan Arapça asr sözcüğüdür. Bu sebepten Türkiye’nin çağdaşlaşma serüveninde bir dönem asrilik kavramı kullanılmıştır. Fakat bazı kesimler tarafından olumsuz anlam yüklemelerinden dolayı çabuk terk edildi. Bu anlamda asrilik züppelik, köksüzlük, sathilik, dinsizlik anlamları çağrıştırmaya başladığı için mesela bu kavramın yerine Ziya Gökalpmuasırlaşmak” ifadesini kullandı. (Berkes, 2010: 18) Fakat yine de olumsuz çağrışımlardan kurtulunamadığı için laiklik kavramı tercih edildi. Ancak bu kavramın sekülarizmin ve asrileşmenin anlamını vermesi mümkün değildi.

Kaynak: TÜRK SOSYOLOGLARI, s.  75-82, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2915 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1872

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...