John Toland Kimdir?

felsefe Nedir

Toland 1660 yılında İrlanda’da Redcastle’da dünyaya gelmiştir. 1722 yılında Londra yakınlarında hayata gözlerini yummuştur. Ailesi Katolikti ve bu inanç sistemi içinde yetiştirilmişti. Fakat o önce Anglikan Kilisesine, sonra da Presbiteryen Kilisesine geçmiştir.

Burada da aradığını bulamayan Toland Socianism ile ilgilenmiş ancak gittikçe Panteizm’e doğru kaymıştır. Toland sırasıyla Glasgow, Edinburgh, Leyd ve Oxford Üniversitelerinde eğitim görmüştür. İlk eseri Hristiyanlık Gizemli Değildir başlığını taşır. Gizemsiz bir Hristiyanlığı savunduğu bu eserine Katolik ve Protestan Hristiyanlar büyük bir tepki göstermişlerdir.

Bu tepkiler üzerine Dublin Parlamentosu, eserin yakılması kararını vermiştir. 1698 yılında Milton’un Hayatı adlı eserini yayınlayan Toland şairi bir devrimci olarak alkışlamıştır. Toland özellikle İncil’de doğaüstü ve gizemli hiçbir şeyin bulunmadığını söyleyerek Kiliseyi kızdırmıştır. Kutsal kitapların anlattığı şeylerin akıldan üstün olduğunu ve akıl tarafından kavranamayacağı yönündeki görüşleri reddetmiştir. Toland, John Locke’un görüşlerinden etkilenmiştir.

Tam olarak materyalizm adıyla değerlendirilemeyecek, daha çok, natüralist ve pantesit olarak nitelendirilebilecek bir anlayışı savunmuştur. Toland natüralizm ve panteizm temelinde yeni bir din kurmak isteyen ve hoşgörü fikrinin gelişmesine önemli katkıları olan bir filozoftur. Toland hoşgörü konusunda duyarlıdır:

“Dinsizce işler yapmadıkça kendisini cezalandırmaya veya şerefine gölge düşürmeye kalkmaksızın, herkese özgürce düşüncelerini ifade etme olanağını verelim. Herkes ortaya atılacak olan bu görüşleri istediği gibi onaylama veya reddetme olanağına sahip olacağına göre, sonunda doğrunun bütününe sahip olacağımızdan emin olabiliriz. Bu biçimde davranmadıkça, olsa olsa ancak, doğrunun parçalarına sahibiz.”

Toland, Pantheistikon adlı eserinde her türlü vahyi dışarıda bırakarak, felsefeyle uyuşacak yeni bir din geliştirilmesini önerir. Toland her şeyin kendisinden geldiği ve yine kendisine döndüğü evreni Tanrı olarak niteler. Dindar kişi doğruluk, özgürlük ve sağlık peşinde olmalıdır. Toland Kilise babalarına büyük bir önem vermiştir. Bunların bilgelikleri önemlidir. Ancak onları insan zihninin özgürlüğünü kısıtlayan otoriteler olarak kabul etmek yanlıştır. O bu özgürlüğü şöyle ifade eder: “Sokratesçi okulda başkan ‘hiçbir üstat üzerine yemin etmeyin’ der. Topluluk ona şu karşılığı verir: ‘Sokrates’in üzerine de’”.

Toland Serena’ya Mektuplar adlı eserini bu addaki bir kraliçe için yazmıştır. Toland bu mektuplarda öte dünya inancının temelini geleneklerde gördüğünü ifade etmiştir. Materyalist madde anlayışına yakın düşünceler barındıran bu mektuplarda Toland aynı zamanda Newton’un düşüncelerine de dayanmıştır. Materyalizme yakın düşüncelerini ifade etmiş olduğu pasajlarından biri şöyledir:

“Katı ve uzamlı maddenin kısımları içinde hareketin belirlenimleri, doğal olaylar adını verdiğimiz şeyleri oluşturur; biz, bu olaylara, duyularımızda bıraktıkları etkiye, benimizde neden oldukları haz ya da acılara, korunmamız ya da harap olmamıza hizmet etmelerine göre birtakım adlar ve amaçlar verir; onların yetkin olduklarını ya da olmadıklarını kabul ederiz. Fakat onlara daima kendi nedenlerine göre, ya da birbirlerini meydana getiren maddeye göre, esneklik, sertlik, yumuşaklık, akışkanlık, nicelik gibi adlar veririz; tersine, hayvanların rastgele hareketleri gibi, bazı hareket özelliklerine de hiçbir neden yüklemeyiz. Zira, bu hareketlerin nedenleri fiziksel olan hareket türündendir. Bir köpek, bir tavşanı izlediği zaman, dış nesnenin şekli, tüm itme ve çekme gücüyle sinirler üzerine etki yapar; bunlar da hayvanın makinesinde türlü ve olanaklı olan hareketlerin etkeni olacak şekilde kaslara, eklemlere ve diğer kısımlara bir etki yapmış olurlar.”

Hazırlayan: Sosyolog Ömer Yıldırım

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*