Panteizm (Tüm Tanrıcılık, Kamu Tanrıcılık) Nedir, Ne Demektir?

Tanrı ile evreni bir, aynı ve özdeş kılan anlayıştır. Doğayla tanrıyı özdeş kılan öğretilerin genel adıdır. İngiliz düşünür Toland’ın 1705 yılında önerdiği panteizm terimi Türkçemize kamutanrıcılık ya da doğatanrıcılık, heptanrıcılık ve tümtanrıcılık sözcükleriyle çevrilmiştir. Bu anlayışta olan çeşitli öğretilerin ortak yanı, doğayla tanrıyı bir ve aynı şey sayma’larıdır. Ne var ki, çeşitli öğretiler bu sonuca çeşitli yollardan varırlar. Yolların başkalığı, anlayışlarda da temel ayrılıklar meydana getirmektedir.

Bütün bunların karşısında kamutanrıcılığı özdekçi bir anlayışla ileri süren öğretiler yer almaktadır. Doğalcı kamutanrıcılık ya da özdekçi kamutanrıcılık adı altında toplanan bu öğretilere göre gerçek olan evrendir ve tanrı, evrendeki bütün varlıkların toplamıdır, böyle olunca da tanrı, özdeksel bir tözden meydana gelmiş demektir. Kamutanrıcılık terimi, tanrıtanımazlık ve tanrıcılık terimlerine karşı anlamda kullanılır. Temelde düşünsel kökleri antikçağ Yunan stoacılığın dadır. Stoa kamutanrıcılığı, ileri sürdüğü evrenin ruhu anlayışıyla, giderek Hegelciliği ve Spinozacılığı doğurmuştur. Kamutanrıcılık, ilkin özdekçi doğa anlayışını yansıtırken giderek idealist bir yapıya dönüşmüş ve uygunculuk anlayışını yansıtmaya başlamıştır. 19. yüzyıla gelinceye kadar metafiziği fiziğe indirgeyen kamutanrıcılık, günümüzde fiziği metafiziğe indirgeme çabasındadır. Kimi incelemeciler kamutanrıcılığın kökenini Ksenophanes ve Parmenides’e kadar uzatırlar. Kamutanrıcılık, evrensel bir bircilik anlamında ele alınırsa bunun kökleri çok daha eskilere (örneğin Hint mitolojisine) kadar uzatılabilir. Bu anlamda evrenin logos’ca yönetildiğini ileri süren Herakleitos’tan İslam tasavvufuna kadar çok geniş bir alan kamutanrıcı sayılır. Özellikle İslam tasavvufunun vahdeti vücut (varlık birliği) anlayışı katıksız bir doğatanrıcılıktır.

Kökü Platon’da bulunan İskenderiye kamutanrıcılığı’na göre gerçek olan tanrıdır ve her şey tanrıdan türemiştir, böyle olunca da özdeksel evren tinsel bir tözden meydana gelmiş demektir. bu anlayış da iki biçimdir: Evren tanrısal belirmedir savını ileri süren görüşe türümcülük, evren tanrıda içkindir savını ileri süren görüşe içkinci kamutanrıcılık denir. Evrensel bir ruhun doğalaşarak oluşmakta bulunduğunu ileri süren Hegelcilik de bu kamptadır ve bu açıdan oluşçu kamutanrıcılık adını alır.

Bu anlayışa göre, Tanrı’nın evrenden ayrı ve bağımsız bir varlığı yoktur. Aksine Tanrı doğada, nesnelerde ve her şeyde vardır. Her şey Tanrı’dır. Tanrı evrenin kendisidir. Evrende var olan her şey aslında bir bütün olarak Tanrı’yı oluşturur. Tanrı, evrendeki bütün varlıkların toplamıdır.

Tanrı ile evreni bir kılan, her şeyi tanrı olarak gören öğretilerin genel adıdır panteizm. Panteizm ya da Tümtanrıcılık, (Doğatanrıcılık ya da Kamutanrıcılık) evrenin bütününü Tanrı olarak kabul eden felsefi görüştür. Panteizmde, her şey Tanrı’nın bir parçası olarak kabul edilir, Tanrı her şeydir ve her şey Tanrı’dır. Tanrı doğada, nesnelerde, insan dünyasında vardır. Panenteizmden farklı olarak Tanrı’nın evrenden ayrı ve bağımsız bir varlığı yoktur.

Pandeizm: Panteizmin deistik formudur veya Deizmin panteistik formudur.

Spinoza ağırlıklı Panteizm algılayışına göre, Tanrı her şeydir ve her şey Tanrı’dır. Tanrı-evren-insan ayırımı yoktur, böyle bir ayrım aklın yanılsamasıdır. Tanrıbilimsel olarak; Tanrı, evren ve insan; birdir, aynıdır. Aşkın bir Tanrı var olmadığı gibi, herhangi bir yaratmadan da söz edilemez. Spinoza’nın bu görüşü, ailesinin göç ederek ayrıldığı Endülüs İspanya’sındaki ünlü mutasavvıf Muhyiddin İbn Arabi’nin etkisiyle oluşmuştur. Bilindiği gibi, Arabî’nin görüşü “Vahdet-i Vücud” olarak ileri sürülmüştü. Ancak birçoklarının sandığının aksine, Spinoza’nın Panteizmi ile Arabî’nin Vahdet-i Vücut anlayışı birbirinin aynı değildir. Spinoza’da, Tanrı evrendedir ve evren kadardır. Arabî’de ise Evren, Tanrı’dadır ve bu durum Tanrı ’yı sınırlamamaktadır.

Bu akımın temsilcileri PlotinosBruno’dur.

Bir bütün olarak kavranan evrenin Tanrı ile özdeş olduğu ve evrende açığa çıkan bileşik töz, güçler ve yasalar dışında Tanrı olmadığı öğretidir.

Panteizmin çok çeşitli biçimleri vardır. Bunlar biri bütün olarak doğaya bilinç atfeden pansişizmden dünyanın yalnızca bir görüş ve temelde gerçek dışı olduğunu ileri süren akozmik panteizmine ussal Yeni Platoncu ya da türümcü görüşlerden sezgici ve gizemci görüşlere kadar değişir.

Batı felsefesinin yakın dönemlerinde panteizm düşüncesini en yetkin biçimde dile getiren Spinoza’dır. Sonsuz niteliklere sahip bir tek sınırsız varlığın olabileceğini öne süren Spinoza’ya göre Tanrı ve doğa aynı gerçekliğe verilen iki ayrı addan başka şeyler değişti. Tersi durumunda Tanrı ve dünya birliğinin Tanrıdan daha büyük bir bütünlüğü olurdu. Spinoza Tanrının gerekliliğinden dünyanın gerekliliğini içerdiğini özgürlük olanağının bulunmadığını belirtti.

Panteizm dogmalara bağlı Hıristiyan ilahiyatçılar tarafından yaratıcı ile yaratılan arasındaki ayrımı yok ettiği, Tanrıyı belirsizleştirdiği, aşkın yerine bütünüyle içkin bir tanrı kavaramı öne sürdüğü, insanın ve tanrının özgürlüğü düşüncesini dışladığı gerekçeleriyle reddedildi.

Derleyen: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve 3. Sınıf “Çağdaş Felsefe Tarihi” Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*