Felsefe hakkında her şey…

İntiharın Etiği

17.02.2023
637
İntiharın Etiği

Fransız felsefesinin 20. yüzyıla damga vuran isimlerinden varoluşçu filozof Albert Camus, “Sisifos Söyleni” isimli eserinde şöyle yazmıştır:

“Gerçekten önemli olan bir tek felsefe sorunu vardır, intihar. Yaşamın yaşanmaya değip değmediği konusunda bir yargıya varmak, felsefenin temel sorusuna yanıt vermektir. Gerisi, dünyanın üç boyutlu olup olmadığı, düşüncenin dokuz mu on iki ulamı mı bulunduğu sonra gelir.”

Chie Hayakawa da bizzat yazıp yönettiği “Plan 75” isimli filmde şunu soruşturmuştur: Eğer bir devlet 75 yaş ve üzerindeki vatandaşları için bir ötanazi planı yaparak buna lojistik ve finansal destek verseydi buna rıza gösterir miydiniz?

Film bunu Japon kültürü bağlamında ele alıyor ve 75 yaşın altındaki insanları da kapsayacak biçimde sorguluyor. Japonya’nın artan yaşlı nüfusunun ülkenin gelişmesine zarar vermeye başladığı çok da uzak olmayan bir gelecekte geçen bu ütopik film, emekliliği gelmiş olan yaşlıların ve toplum için artık üretkenliğini yitirdiği düşünülen diğer kişilerin gönüllü olmaları durumunda akılcı ve sistematik bir şekilde toplumdan tasfiye edildiği bir devlet girişimini anlatıyor. Bu konu Immanuel Kant’ın “Ahlak Metafiziğinin Temellendirilmesi” isimli eserinde değindiği şu sorgulamayı anımsatır:

“Kişinin kendi hayatına bilerek ve isteyerek son vermesi, ahlaki midir?”

Ödev Ahlakında İntihar

Kant “Ethica”da kişinin kendi yaşamına son vermesi eyleminin hiçbir koşulda izin verilebilir olarak kabul edilemeyeceğini söyler. Ayrıca “Ahlak Metafiziğinin Temellendirilmesi”nde, kategorik buyruğun ilk ifadesine dayanarak intiharın akıl dışılığına dönük argümanlar sunar: Akılcı varlıklar öyle davranmalılardır ki bu davranışın temelindeki ilke, tüm insanlar için geçerli olan evrensel ilke veya yasa olsun.

Kant, önünde hazdan çok ıstırap bulunduğu için hayatını sona erdirmek isteyen insanın kendi çıkarını düşünmesinden dolayı akıl dışı ve ahlaksız olduğunu ileri sürer. Çünkü burada kendi çıkarını düşünen insanın, daha uzun yaşamayı amaç edinmesi gerektiği fikriyle ortaya bir çelişki çıkar.

Kant ayrıca, kişinin kendi hayatına son vermesinin kategorik buyruğun insani kesinliğiyle tutarsız olduğunu da savunur. Bu görüş kişinin kendisine bir amaçtan ziyade sadece bir araç olarak davranmasının ahlaki olarak kabul edilemez olduğunu belirtir. Kendini öldürme eylemi, kişinin kendini bir amaç uğruna değil, yalnızca bir araç olarak kullanması demektir.

John Stuart Mill, Utilitarizm'in kurucusudur.

John Stuart Mill, Utilitarizm’in kurucusudur.

Faydacı Ahlakta İntihar

John Stuart Mill’in faydacı ahlak anlayışını (utilitarizm) ahlaki eylemin tüm insanlar için mutluluğu en üst seviyeye çıkaran eylem olduğu görüşüyle özetleyebiliriz. En fazla kişinin iyiliğini sağlayan eylemin en iyi ve en doğru eylem olduğunu ve eğer çoğunluk yarar görecekse az sayıda insanın zarar görmesinin göze alınabileceğini savunan bu anlayışa göre birinin hayatını erken sonlandırmak bazı durumlarda herkes için daha fazla mutluluk doğuracaksa bu eylem ahlaki olarak kabul edilecektir.

Jainizmde İntihar

Başka bir bakış açısı, bir keşişin onayını almak gibi belirli koşulları yerine getirdikten sonra kişinin Sallekhana adı verilen ölüm orucuna girmesine izin veren Jainizm’in bakış açısıdır.

Jainizm, faydacılık felsefesi üzerine temellendirilmiş olarak kişinin, acılarını uzatma zorunluğu bulunmadığını öne sürer. Bu anlayışa göre acılarına bir son vermek isteyen kişi ölüm orucu tutmayı seçebilirler. Örneğin kendini zayıf düşüren bir hastalığa yakalanmış olmak, kişinin ölüm orucu tutması için bir gerekçe olabilir. Burada faydacılığın aksine Jainist anlayış orucun kendisinin neden olduğu herhangi bir acıyı dikkate almaz; zira bu görüşte oruç, aydınlanmış bir ölüme kapı açan bir araç olarak kabul edilir.

Jainizmin intihara bakışını şöyle örnekleyebiliriz:

Hintli filozof Daya Krishna, “An Attempted Analysis of the Concept of Freedom” isimli eserinde şunları kaleme almıştır:

İnsan, Olmama’yı seçebilen tek Varlık’tır. Onun en büyük özgürlüğü burada yatar: amaçlardan, Yaşam’dan, Bilinçli Varlık’tan bağımsızlık… İntihar edebilen tek hayvan odur, bilinçli olarak kendi kendini sadece o yok edebilir. Yine de bilinçli yok etme kendini bir “zorunluluk” olarak göstermez. Kendini sadece bir seçim olarak sunar. Bu seçim insandaki özgürlüğün nihai temeli olan seçimdir. Ölüm sadece dışsal veya içsel bir zorunluluk olarak görülüyorsa insan ona, ancak, boyun eğebilir. İnsanın ölüme karşı çıkması bir anlam taşımaz. Ölüm ancak bir seçim olarak, kişinin kendi Dasein’ının bilinçli bir şekilde yok edilmesi, olarak görülürse Temel Özgürlük sayılabilir.

Albert Einstein, Daya Krishna’nın çalışmalarından muhtemelen haberdar olmasa da kendi yaşamını uzatabilecek bir tıbbi operasyonu reddederek şöyle demiştir:

“İstediğim zaman ölmek istiyorum. Suni biçimde ömür sürmek tatsız ve tuzsuz… Ben bu hayatta üzerime düşeni yaptım, artık gitme zamanı. Bunu da incelikle yapacağım.”

Kimilerince yaşlanmanın kaynak kıtlığına neden olduğu düşünülmüştür. Bu teori, bir insanın sağlıklı bir şekilde üredikten sonra ölmesinin, kıt kaynakların daha genç, daha güçlü gelecek nesiller yaratmasına yardımcı olacağı yönündedir. Belki de insanlar bir gün bu endişelerin artık geçerli olmadığı, kıtlık-sonrası bir dünyada yaşayacaklar. Bu arada, İsviçre gibi yerlerde zaten “incelikle” intihar etmenin yolları vardır. Sizin zamanınız geldiğinde de daha huzurlu bir sona ulaşmanız için teknolojinin herkes tarafından daha da kolay ulaşılabilir konuma gelmesi mümkün olabilir. Burada akla gelecek olan soru, Camus’nün de sorduğu, diğer pek çok kişinin de bir gün karşılaşabileceği sorudur:

İntihar etmeyi mi seçeceğiz, yoksa yukarıdaki örnekte bahsi geçen hasta gibi, potansiyel güzellikler uğruna acı çekmeye devam mı edeceğiz?


Kaynak Metnin Yazarı: Anand Jayprakash Vaidya (San Jose State University)

Çeviri ve Derleme: Sosyolog Ömer YILDIRIM

Bu makale, Sosyolog Ömer YILDIRIM tarafından www.felsefe.gen.tr için derlenerek çevrilmiştir.

Derleme için kaynak metin: The Ethics of Suicide

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...