Felsefe hakkında her şey…

“Gyges’in Yüzüğü” ve ahlaki sorgulama

06.06.2024
“Gyges’in Yüzüğü” ve ahlaki sorgulama

Farz edelim ki hiçbir cezası olmadan hırsızlık yapabiliyor, insanları kandırabiliyor veya herhangi bir ahlaki kuralı ihlal edebiliyorsunuz. Bu durumda doğru olanı yapmak için bir gerekçeniz olur muydu?

Büyük Yunan filozofu Platon, ideal bir topum düzeni sunan kitabı Devlet’in bir bölümünde bu sorunun üzerinde duruyor. Platon’a göre bunun gibi durumlarda bile ahlaki olan seçimler yapılmalıdır.

Devlet’in ikinci kitabının girişinde Platon’un hocası Sokrates ile Glaukon, çoğu genel olarak ahlak için geçerli olsa da adalet üzerine bir diyalog geliştirirler. Sokrates, adaletin hem kendi içinde hem de kişisel güvenlik ve refah için iyi bir araç olduğunu söyler. Glukon ona katılmaya eğilimli olsa da Sokrates’ten görüşünü kanıtlamasını ister ve şeytanın avukatı rolüne bürünür. Tartışmak için hiçbir fırsatı kaçırmayan Sokrates ise Glukon’un söyleyeceklerini dinlemeyi kabul eder.

Glukon, Sokrates’in görüşlerine karşı olan, şimdiki filozofların “Sözleşmecilik” (contractarianism) adını verdiği bir adalet felsefesi tasarlar. Bu tasarıya göre ideal olan, yakalanmadan ya da ceza almadan ve başka kişilerin aynısını size yapabileceği durumundan endişe duymaksızın suç işleyebilmektir. Ancak bu tasarıdaki problem şu ki topluma dayatılmış kuralların varlığı olmadığı sürece herkes diğerlerinin yapacağı adaletsizliklere karşı korumasız olacaktır. Bu sebeple, adil kuralların olması herkesin faydasınadır. Bu demek değildir ki adalet kendi içerisinde iyidir, sadece önem verdiğimiz şeyleri korumada bize yardımcı olur.

Glukon, görüşünü desteklemek için “Gyges’in Yüzüğü” düşünce deneyini ortaya atar.

Gyges, Lidya kralının hizmetinde olan sıradan bir çobandır. Bir gün, koyunlarını otlattığı yerde yer sarsılır ve zeminde bir çukur açılır. Çukurun içine girip baktığında bir yüzük bulup onu parmağına takar. Daha sonra bir dost meclisinde yüzüğünü ovar ve meclisteki diğerlerinin onu göremediğini fark eder. Yüzükle görünmez olmuştur. Bunu fark eden Gyges, kötülük yapmaya girişir. Mesaj iletme bahanesiyle saraya girer ve kraliçeyi baştan çıkarır. Kraliçe ile Gyges, Gyges’in sadakat yemini ettiği Kral’ı öldürmek için kafa kafaya verip komplo kurarlar ve onun ölümünden sonra Gyges tahta geçer.

Gyges’in yüzüğü, takan kişiye herhangi bir güç temin etmez. Yüzük Gyges’i yozlaştırmıyordur; sadece başından beri nasıl bir insan ise onu açığa çıkarır: O aslında kendini yalnızca ceza korkusuyla dizginleyen biridir.

Glukon bu düşünce deneyinin genel olarak insanın doğasını temsil ettiğini düşünür. Eğer cezasını çekmeyecek olsaydık hepimiz Gyges gibi davranırdık; dilediğimizce çalar, öldürür, akla gelebilecek her suçu işlerdik.

Peki bu psikolojik spekülasyonun adaletle ne bağlantısı var?

Glukon’un argümanı şu şekilde:

Adaletin ya da herhangi bir şeyin kendi içinde değerli olup olmadığına dair tek kanıt, yanında gelen başka bir iyilik olmadığında bile iyi olmasıdır. Ama adaleti başka insanlar tarafından iyi görünmek gibi iyiliklerden ayırt ettiğimizde artık bize o kadar da iyi gözükmez. Adaletin iyi olduğuna olan inancımızı, çoğunlukla, bize getirdiği iyi şeyler açıklar. Bu nedenle, adaletin araçsal olarak değerli olmaktan daha fazlası olduğuna inanmamız için bir sebep yoktur.

Tamamen adaletsiz bir insan ve tamamen iyi bir insanı düşünün; ikisinin de kaderi tersine dönmüştür. Belki de Gyges yaptığı kötülükler için başkasını suçlayacaktır ve bu masum kişi böylece işlemediği suçlar için işkence görürken o, iyi şanı sayesinde hayatın ona sunduğu tüm güzelliklerin keyfini çıkarıyor olacaktır.

Tabii ki kimse Gyges olabilecekken talihsiz adaletli insan olmak istemez. Ay kendi ışığıyla parlamadığı gibi adalet de deyim yerindeyse, yalnızca bize sağladığı yararlar nedeniyle parlak görünür. Adalet bize fayda sağlamadığı zamanlarda ona değer vermek, hiç alım gücü olmayan bir paraya değer vermek gibidir.

Platon’un Glukon’a Cevabı

Devlet’in devamı, Platon’un Glukon’un sözlerine kapsamlı bir cevabını içerir.

Özetlemek gerekirse Platon kendi çıkarımıza en uygun tercihleri yapmamız gerektiğini söyler ancak nihayetinde doğru olanı yapmanın her zaman bizim çıkarımıza olduğunu iddia eder çünkü yanlış yapmak karakterimize ve ruhumuza zarar verir. Platon bu görüşünü, önceki bölümlerden biri olan Gorgiasta da savunur.

Bazıları, kişisel çıkarlarımız ve ahlaki değerlerimiz çatıştığında ne yapmamız gerektiği problemine nihai bir çözüm olmadığını düşünür. Ahlakı umursamayan bir insanın sezgisel olasılığı, “Neden ahlaklı olmalıyız?” sorusunu hala önemli bir felsefi konu yapmayı sürdürüyor.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer Yıldırım

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...