Felsefe hakkında her şey…

Friedrich Schiller kimdir?

18.10.2022
1.427
Friedrich Schiller kimdir?

Friedrich Schiller ya da tam adıyla Johann Christoph Friedrich von Schiller, 10 Kasım 1759 ila 9 Mayıs 1805 tarihleri arasında yaşamış olan Alman oyun yazarı, şair, edebiyat kuramcısı, filozoftur.

Schiller, Alman edebiyatı üzerindeki büyük etkisi ile tanınır. Nispeten kısa olan hayatında, The Robbers, Maria Stuart ve Wallenstein üçlemesi de dâhil olmak üzere olağanüstü dramalara imza attı. Goethe ile olan dostluğunun da etkisiyle çağının önemli edebî dergilerinde editörlük yaptı ve Alman sahne sanatları üzerinde kalıcı bir etkide bulundu. Zaman zaman Alman Shakespeare olarak da anılan Friedrich Schiller, hâlâ hem Almanya’da hem de uluslararası alanda en çok sergilenen Alman oyunlarının yaratıcısıdır.

Edebî başarılarına ek olarak, Schiller olağanüstü bir felsefi karakterdi. 1791 ve 1796 yılları arasında hem sofistike hem de orijinal olan bir dizi teorik eser yazdı. Bu yazılar öncelikle estetikle ilgilidir, ancak aynı zamanda etik, metafizik, ontoloji ve siyaset teorisi üzerine de dikkate değer metinler kaleme aldı. Onun yazıları onun döneminde Alman felsefesinin en üretken dönemlerinden birinin yaşanmasına yardımcı oldu.

Schiller, henüz çok genç yaşında parlak bir entelektüel gelecek vadediyordu. Bu vaat Württemberg Dükü Karl Eugen tarafından fark edildi ve Eugen onu kendi askerî akademisine çağırdı. Bu akademide tıp da dâhil olmak üzere çok geniş bir portföyde eğitim gören Schiller 1780’de askerî doktor oldu. Ancak onun ilgisi her zaman daha duygusal meselelere dönüktü. Daha 1777’de ilk şiirini yayınlamıştı; kısa bir süre sonra dramalar kaleme almaya başladı. Dönemin devrimci havası, dükün tiran egemenliğine karşı derin itirazlarıyla birleştiğinde, kahramanları kendi hayatları pahasına sosyal normlara meydan okuyan ilk oyunu The Robbers’ta [Die Räuber] zaten belirgin olan bir özgürlük tutkusunu dillendirdi. Oyunun prömiyeri 1782’de Mannheim’da yapıldı ve oyun çok kısa bir sürede başarıya ulaştı. Schiller’in uluslararası ünü, bu eserden sonra hızla arttı. Schiller’in devrimci eğilimlerinden endişelenen Dük, onu tutuklattı ve daha fazla oyun yazmayı ona yasakladı.

Sonraki on yılda, Schiller oyunlar ve daha birçok edebî eser yazdı, düzinelerce şiir kaleme aldı. Ünü büyüdükçe, Schiller, hem tarih hem de estetik üzerine dersler verdiği Jena Üniversitesine tarih profesörü olarak atandı. The Robbers’in siyasi yolsuzlukla ilgili mesajları o kadar etkiliydi ki yeni Fransa Cumhuriyeti 1792’de Schiller’i fahri vatandaş yaptı. Ancak çağdaşlarının çoğu gibi, Schiller’in Fransız Devrimi’ne yönelik coşkusu Şiddet başladığında dehşete dönüştü. Siyasi hayal kırıklığı hem ciddi bir hastalık hem de oyun yazarlığında bir özgüven krizi ile birleşti. Schiller zaten felsefi düzyazı denemişti, ancak bu kriz, hem sessiz tefekkür yoluyla sağlığına kavuşması hem de edebî yeteneklerini yeniden ateşleyecek felsefi içgörüler kazanması umuduyla dikkatini tamamen felsefeye çevirmesini sağladı. Sachsen-Weimar Dükü tarafından sağlanan küçük bir emekli maaşı, tiyatrodan ve akademik hayattan geçici olarak çekilmesini finansal olarak mümkün kıldı ve Schiller’in önemli felsefi metinlerinin birçoğu bu dönemde ortaya çıktı.

Schiller’in yoğun felsefi üretim dönemi 1796’da sona erdi ve filozof, oyun yazarlığına geri döndü. On yıldaki ilk dramatik çalışması olan Wallenstein trajik üçlemesi için Schiller, tarihsel bir konu seçti (Berman 1986; Moland 2011). Oyunları büyük ses getirerek önemli bir başarı sağladı ve bunları aralarında Maria Stuart ve Wilhelm Tell’in de bulunduğu diğer dört büyük drama izledi. Schiller ayrıca şiir yazmaya da devam etti ve bu dönemde Goethe ile olan yakınlığını yoğunlaştırdı (Mohr 2007: 217). Bununla birlikte, bu olağanüstü üretken dönem, on yıldan az sürdü. Schiller’in ona her zaman sorun yaratan sağlığı onu başarısızlığa sürükledi ve Schiller, henüz kırk beş yaşındayken öldü.

İlgili konular:

Yazan: Sosyolog Ömer Yıldırım

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...