İbn-i Sina’nın Kalası Koronavirüse Karşı: Evde Kal ki Yerde Kal!

Homo sapiens… Bergson için zekâsını, algılarını bağımsız olarak değerlendirebilmek için kullanabilen canlı türü. Yani insan. İnsan bu bağlamda diğer canlılarla birlikte doğal dünyanın bir parçasıdır. Fakat insan diğer canlılardan ayrılarak, aynı zamanda düşünce dünyasında da yaşayan bir canlıdır. İnsanın bu ikili özelliği düşünce ve şey’ler arasında gerçeklik temelinde bir uyuşmazlığa yol açabilmektedir. Düşüncenin, şeylerin gerçekliğiyle uyuşmazlığa düşmesi, insanı tökezletebilmektedir. Bu da insanın çoğu kez karşısına çıkan güçlüklerin büyüklüğünü abartmasına sebep olabilmektedir.

Ünlü filozof ve hekim İbn-i Sina, farklı bilgi temelli denemelerden meydana gelen Kitabü’ş-Şifa adlı eserinde, bizim “İbn-i Sina’nın Kalası” olarak adlandıracağımız şöyle bir hikâye anlatmaktadır:

“Adamın biri, derin bir uçurumu geçmek durumuyla karşı karşıya kalır. Adam bu uçurumu, uçurumun iki ucuna sıkıca bağlanıp sabitlenmiş sağlam bir kalasın üzerinde yürüyerek geçebilecektir. Fakat kalasın sağlamlığındansa uçurumun yüksekliği adamı etkilemekte ve bu fikir onu ürkütmektedir. Bu ürküntü, adamın karşıya geçmekten vazgeçmesine sebep olmuştur. Ama aynı kalas yere, zemine uzatılınca aynı adam bu kalasın üzerinde hoplaya zıplaya, boydan boya yürüyebilmiştir.”

Bu hikâyedeki adamın davranışlarındaki fark, muhakkak ki hayal gücünün ya da insanın düşünebilme potansiyelinin, ihtimaller üzerinde durup değerlendirmeler yapabilmesinden gelmektedir. İbn-i Sina’nın Kalası’nı düşünecek olursak, kalasın uçurumdaki ve yerdeki hâlleri, kendi fiili sonuçlarına göre adamı farklı yönlerde harekete geçirmiştir. İhtimaller, kalasın yerdeki hâline ve uçurumdaki hâline göre insan aklınca tekraren değerlendirilmiştir. Temelde yapılan eylem aynıdır: Kalasın üzerinde yürümek. Fakat bu tek ve aynı meydan okuyuş, olası bir başarısızlık hâlinde farklı sonuçlar doğuracaktır ve bedel arttıkça, kalas gözümüzde daha da canavarlaşmakta ve biz o ürkütücü “ya başaramazsam!” ihtimaliyle daha yoğun biçimde baş başa kalmaktayızdır.

Akıl eylemle ilgili meselelerde karar verirken şey’leri bizim gördüğümüz hâliyle yorumlamaktadır. Peki akıl temelli normal şartlarda aynı sağlamlıktaki aynı kalasın üzerinde yürümek, kalas nerede olursa olsun aynı ölçüde basit değil midir?

Günümüzdeki koronavirüs salgını, Bergson’un insana atfettiği amfibi özelliğini daha net biçimde ortaya çıkarmaktadır. Dünyanın her yerinde gördüğümüz üzere insanlar salgının gerçekliğini, düşüncelerindeki şey’lerden henüz ayırt edebilmiş değillerdir. Öyle ki sokağa çıkma yasakları dünyanın en gelişmiş ve eğitim seviyesi yüksek toplumlarında bile gereken karşılığı alabilmiş değildir. İnsanlar, sokağa çıkma yasağını bir yaşamsal güçlük olarak kabullenmekte ve gene yukarıda vurgulandığı üzere, evde kalmak eyleminin zorluğunu abartmakta ve uçurumdaki kalasta yürümeye devam etmektelerdir.

Burada, koronavirüs salgınına karşı bütün dünyanın hemfikir olduğu yerdeki kalas olan yegâne çözüm, mümkün olduğunca evde kalmak ve sosyal temastan uzak durmak olarak bütün otoritelerce açık açık vurgulanmaktadır. Burada “ya başaramazsam!” fikri, sosyal temassızlığın sağlanabilmesi hususunda karşımıza çıkması gereken bir endişe olmak zorundadır. Çünkü evde kalmak ve sosyal temastan uzak durmak bu süreçte bizim yerdeki kalas’ımızın yorumlanmış hâlidir. Keyfi olarak uçurumun üzerindeki kalasta yürümek de aynı ölçüde mümkünken, evde kalarak yerdeki, zemindeki kalasta yürümek şu an için alınabilecek en önemli evrensel tedbir olarak sıkça vurgulanmaktadır. Unutulmamalıdır ki neyin ne olduğuna giden tek yol, bizim o şeyin ne olduğunu düşündüğümüz şeyden geçmektedir ve bu şartta bilimin emrettiği üzere düşünülmesi gereken, yerdeki kalas’ın tercih edilmesidir. Yerde kalmak için, evde kalmak gerekmektedir.

Ömer Yıldırım
09.04.2020

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*