Eğitimde Fırsat ve İmkân Eşitliği Nedir?

felsefe Nedir

Bireyler doğarken yasalar önünde eşit olarak doğarlar. Fakat birçok yönden eşitsizlik içinde yaşarlar. Bu eşitsizlikler ailenin sosyoekonomik durumu, eğitim düzeyi ve bölgeler arası farklılıklardan kaynaklanabilmektedir.

Bireylere sunulan eğitim imkânlarını eşit olması ve eşit olarak yararlanma olasılığının sağlanmış olması, bireylerin bu imkânlardan eşit olarak yararlanabildiği anlamına gelmemektedir. Zira her ne kadar toplumun kırsal kesim ve kentsel kesimdeki vatandaşlarına sağladığı olanaklar aynı olsa da bireylerin bu imkânlardan yararlanabilmelerini etkileyen pek çok değişken; aile eğitim düzeyi, sosyoekonomik durum, sosyokültürel yapı, cinsiyet vb. vardır.

Örneğin kırsal kesimde yaşayan bir çocuğun ailesiyle birlikte tarla işlerinde çalışması sebebiyle toplumun sağladığı eğitim imkânlarından kentte yaşayan bir akranı kadar yararlanamıyor olması, ülkemizde zaman zaman karşılaştığımız bir durumdur. Bu bağlamda, eğitimde en büyük adaletsizliğin herkese eşit davranmak olduğu bir gerçektir.

Fırsat ve imkân eşitliği ya da şartlarda eşitlik kavramıyla dile getirilen eşitlik düşüncesi, insanların yarışa başlama şartlarının birbirinden çok farklı olması sebebiyle, onlara yalnızca fırsat tanınmasının yeterli olmayacağının görülmesi üzerine ortaya atılmıştır. Bu bağlamda, fırsat ve imkân eşitliği olarak adlandırılan kavram, toplumdaki dezavantajlı gruplara ulaşmak ve dezavantaj sağlayan durumları erken aşamada gidermek ya da telafi etmek için çaba sarf etmek anlamına gelir.

Eğitimde fırsat eşitliği; İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinde “Her bireyin eğitim görme hakkı vardır” olarak belirtilmiştir. Uluslararası Çocuk Hakları Sözleşmesi, Uluslararası Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi de eğitim hakkını güvence altına almaktadır.

Yukarıda açıklanan eğitim imkânlarının eşit dağıtılmasının adil olmak anlamına gelmediği düşüncesi ülkemiz eğitim siteminde de kabul görmüş ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu’nda “Fırsat ve imkân eşitliği” ilkesi olarak adlandırılmış ve:

  • “Eğitimde kadın, erkek herkese fırsat ve imkân eşitliği sağlanır.”
  • “Maddi imkânlardan yoksun başarılı öğrencilerin en yüksek eğitimkademelerine kadar öğrenim görmelerini sağlamak amacıyla parasızyatılılık, burs, kredi ve başka yollarla gerekli yardımlar yapılır.”
  • “Özel eğitime ve korunmaya muhtaç çocukları yetiştirmek için özeltedbirler alınır.” ifadeleri ile açıklanmıştır.

Özetle, yukarıda anlatılan fırsatların eşit olması durumu sağlansa bile sonuç olarak bireylerin bu imkânlardan eşit olarak yararlanması gerçekleşmemiş olabilmektedir. Eğitimde fırsat eşitliğini; bireye, yaşadığı bölge, cinsiyet ayrımı yapmadan, bilgi ve becerilerini geliştirebilmesi için eğitim-öğretim imkânı sağlamak, tüm eğitim olanaklarını en üst düzeyde bireylerin hizmetine sunmak, bir yandan da bu amaçları yasalarla desteklemek şeklinde tanımlayabiliriz.

Bütün toplumlar hareketli ve sürekli bir değişim hâlindedir. Toplumsal değişme toplumsal yapıyla birlikte onu oluşturan ilişkiler bütünlüğünün ve toplumsal kurumların değişime uğraması şeklinde tanımlanabilir. Toplumsal hareketlilik, toplumdaki bireylerin toplumsal hiyerarşide bir statüden başka bir statüye geçmesi anlamına gelir. Bireyin gelir düzeyinin, grubunun, işinin, yaşam biçiminin değişmesi de toplumsal hareketlilik olarak adlandırılabilir. Toplumsal hareketlilik, yatay ve dikey olmak üzere ikiye ayrılır. Yatay hareketlilik aynı toplumsal düzeyde kalmak koşuluyla, bir benzer küme ya da durumdan bir başkasına doğru ileri geri hareketi anlatır. Dikey hareketlilikte ise; bir toplumsal tabakadan bir başkasına geçiş söz konusudur ve bireyin toplumsal statüsü değişmektedir.

Toplumsal hareketliliği başlatan en önemli etmen, endüstrileşmeyle birlikte toplumların ekonomik ve politik yapılarının değişmesi ve eğitimin yaygınlaşmasıdır. Eğitim yoluyla yukarıya doğru toplumsal hareketlilik, ancak eğitimde fırsat eşitliği sağlandığı ölçüde gerçekleşebilir. Eğitim hem toplumsal değişmenin kaynağıdır hem de toplumsal değişmeden etkilenir. Bu nedenle toplumsal değişme ve eğitim arasındaki ilişkinin karşılıklı olduğunu söylemek daha doğru olacaktır. Ülkemizde cumhuriyetin kuruluşundan itibaren eğitim kurumları, bireylerin dikey toplumsal hareketini sağlamada önemli rol oynamıştır. Dezavantajlı öğrencilere yatırım yapmak topluma daha yüksek öğrenci başarısı, yüksek istihdam ve sürdürülebilir büyüme olarak geri döner.

Eğitimde fırsat eşitliği sadece eğitim ya da öğretim kurumlarına değil, aynı zamanda fiziki ve kültürel çevrenin imkânlarına da bağlı olduğu bir gerçektir. Bu sebeple, eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak ulaşılması çok kolay bir durum değildir. Toplumun çeşitli kesimlerinde görülen eğitim anlayışları ve beklentileri, cinsiyet ayrımcılığı, maddi olanaklar, kültürel farklılıklar, bunun yanı sıra eğitim kurumlarının bina, araç-gereç vb. fizikî altyapı ve personel eksiklikleri gibi unsurlar eğitim sistemlerini bu ilkeye ulaşma doğrultusunda zayıflatmaktadır.

Fırsat eşitsizliğinin anlaşılmasına şu göstergeler yardımcı olabilmektedir:

  • Kişi başına düşen GSYİH
  • Okur-yazarlık ve okullaşma
  • Kamu harcamaları ve eğitime ayrılan oran
  • Okul öncesi eğitim
  • Öğretmen başına düşen öğrenci sayıları

Türk eğitim sistemi fırsat eşitliği ilkesi benimsemiş olmasına rağmen bazı okullarımızda teknolojinin en son seviyesi olan akıllı tahtalar kullanmasına karşın bazı okullarımızda ise hala birçok teknolojiden yoksundur. Başta, ABD olmak üzere, gelişmiş ülkelerin hemen hemen tamamında eğitimde fırsat ve imkan eşitliğinin tam olarak uygulandığı söylenemez. Ancak, yine de, uygulama süreci itibaryla, bu ülkeler arasında bazı farklılıkların bulunduğu dikkati çekmektedir. Benzeri durumun, Ülkemizdeki uygulama sürecinde de yaşandığı gözlemlenmektedir. Bu farklılıklar ortadan kaldırılabildiği ölçüde, Ülkemizin beşeri sermaye potansiyelinin aktif hâle gelmesi ihtimali ortaya çıkacaktır. Bu durum, bir taraftan bireylerin refah düzeyini artırırken, diğer taraftan da Ülkemizin gelişim trendini hızlandıracaktır.

Yukarıda anlatılan durumlar ve verilen örnekler aslında eğitim sitemimizin fırsat ve imkân eşitliğini sağlama hususundaki sadece başarı durumunu değil, aynı zamanda fırsat ve imkân eşitliğini sağlamanın ne kadar güç bir durum olduğunu da belirtmektedir. Zira eğitim imkânlarının eşitliği ancak ekonomik işleyişin toplumun tüm kesimlerine eşit yarar sağlamasıyla gerçekleştirilebilir. Eğitimde fırsat eşitliği, her ne kadar devletin bir görevi olarak düşünülse de, toplumun diğer kurumlarına ve bireylerine de önemli görevler düşmektedir.

Ülkemizde okullaşma oranları, özellikle kız çocukları lehine, yakın geçmişte önemli ölçüde artmıştır. Ancak, sosyal hareketliliğin aynı oranda artmamış olması ve belli bölgelerde gelir eşitsizliğinin yüksek ve akademik performansın göreli olarak düşük kalması, yalnızca erişimi artırmanın eğitimde eşitlik ve kalite konularında ilerleme sağlanmasını garanti etmediğini açıkça ortaya koymaktadır.

Ülkemizde son yıllarda eğitim ve öğretimde fırsat eşitliğini sağlamak ve okullarımızdaki teknolojiyi iyileştirmek amacıyla “Eğitimde FATİH Projesi” adı altında, bilişim teknolojileri araçlarının öğrenme-öğretme sürecinde daha fazla duyu organına hitap edilecek şekilde, derslerde etkin kullanımı için; okul öncesi, ilköğretim ile ortaöğretim düzeyindeki tüm okullarımızın dersliklerine LCD panel etkileşimli tahta ve internet ağ altyapısı sağlanmasını amaçlayan bir proje yürütülmektedir.

Bunun dışında, Yatılı ilköğretim bölge okulları, taşımalı ilköğretim uygulaması, MEB bünyesinde özel eğitim kurumlarının açılması, Haydi Kızlar Okula vb. kampanyaların düzenlenmesi, devletin çeşitli kurumlarının öğrencilere burs imkânı sağlaması vb. uygulamalar da eğitimde fırsat eşitliğini geliştirmek adına son yıllarda ülkemizde yapılan uygulamalardır.

Toplum olarak geçmişte de eğitimde fırsat eşitliğini sağlamaya yönelik önemli çabalarımız olmuştur. Örneğin, eğitimde fırsat eşitliği misyonuyla babası veya annesi hayatta olmayan, maddi olanakları yetersiz binlerce öğrenciye, ortaokul 1. sınıftan liseyi bitirene kadar tam burslu, yatılı ve kolej seviyesinde eğitim sunan Darüşşafaka Cemiyeti 1863’ten bu yana hizmet sunmaktadır.

Kaynak: ATA-AÖF, EĞİTİM FELSEFESİ, Yrd. Doç. Dr. Tugay TUTKUN

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*