Comte, Spencer ve Durkheim’ın İşlevselciliğe Katkıları

felsefe Nedir

Comte, işlevselci yaklaşım için gerekli olan uzlaşmacı bakış açısını geliştirmiş, toplumları tümleşik bütünler ya da sosyal sistemler olarak görmüş ve toplumlar üzerinde çalışmanın en uygun yolunun doğa bilimlerinin yöntemlerini kullanmak olduğunu ileri sürmüştür.

Böylece işlevselciliğin temellerini atmıştır. Comte’un düşünceleri Spencer tarafından geliştirilmiştir.

Spencer toplumların birer sistem olarak ele alınması gerektiğini savunmuş, bunu açıklamak için de toplumlarla biyolojik organizmalar arasındaki benzerlikleri vurgulamıştır. Spencer’a göre bütün diğer yaşam biçimleri gibi toplumlar da onları oluşturan aile, politika, din ve eğitim gibi parçalar ve bu parçalar arasındaki karşılıklı ilişkiler açısından analiz edilmelidir.

Comte gibi Durkheim da toplumları karşılıklı ilişki içindeki sosyal ögelerden oluşan sistemler olarak görmektedir. Durkheim’a göre bu sosyal sistemler ahlaki varlıklardır. Comte ve Spencer’ın da paylaştığı bu görüşü ilk kez açıkça vurgulayan Durkheim olmuştur. Durkheim’a göre bu, toplumların indirgenemez bir özelliğidir ve temel bir varsayımdır (Cuff vd., 1989:30-31). Durkheim bu nedenle toplumsal olguların işlevlerinin de ahlaki olduğunu göstermeye çalışmıştır. Toplumsal işlevler, ahlak temelinde bütün toplumun kolektif vicdanını somutlaştırmakta, toplumsal kurumlar da toplumsal dayanışmanın hedeflerine ulaşmak üzere işlemektedir (Swingewood, 1998: 266).

Özetle Durkheim da toplumu bir bütün olarak tanımlamış, bu bütünün parçalarının toplumsal kurumlar olduğunu, bu kurumların ahlaki nitelikteki işlevlerinin de toplumsal dayanışmayı, istikrarı ve dengeyi sağlamak olduğunu savunmuştur. Durkheim bu nedenle sosyolojik yönteminde, nedensel çözümlemenin yanı sıra işlevsel çözümlemenin de gerekliliğini vurgulamış ve toplumsal süreçler ile toplumsal kurumların, toplumsal sistemin ihtiyaçlarına uygun olan işlevlerini analiz etmiştir. Bu çerçevede örneğin, din kurumu toplumun düzgün bir şekilde işlemesini organize etmektedir.

Ona göre iş bölümü de toplumsal dayanışmanın gelişip güçlenmesine katkıda bulunmaktadır. Durkheim, toplumsal işlevlerin ahlaki disiplin olmadan var olamayacağını ileri sürer. Bütün toplumların zorunlu bir ahlak geliştirdiğini, bu ahlakın toplumun düzgün bir şekilde işlemesi açısından zorunlu olduğunu savunur. Durkheim, toplumsal kurumların toplumsal dayanışma amacına yönelik işlediklerini göstererek toplumsal olguların işlevlerinin ahlaki bir nitelik taşıdığını göstermeye çalışmıştır. Bu çerçevede toplumsal olguları incelerken bu olguların sadece nedenlerini değil, genel uyumun kurulmasına katkıda bulunan işlevlerini de göstermeye çalışmıştır (Swingewood, 1998:154-6; 265-6).

Kaynak: T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 3781, AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 2595

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*