Felsefe hakkında her şey…

Bir kişiyi ‘kahraman’ yapan şey nedir ve birine ne zaman ‘kahraman’ denilmelidir?

03.01.2022
1.175
Bir kişiyi ‘kahraman’ yapan şey nedir ve birine ne zaman ‘kahraman’ denilmelidir?

Kahramanlık” gibi neredeyse evrensel bir anlayış için belli bir tanımlamada bulunmak oldukça zordur.

Kahramanlık, binlerce yıldır insanları etkisi altına almıştır. Hemen hemen bütün toplumların kendi kahramanları vardır: bir rehber olarak görülen halk kahramanları, rol modeller ve öykünüp onun gibi olmak için çabalanan örnek isimler…

Bundandır ki en sevdiği sporcunun posterini odasının duvarlarına asan küçük bir çocuktan hayranlık duyduğu isimlerin bulabildiği bütün kitaplarını ayırt etmeksizin okuyan bir akademisyene kadar birçoğumuzun kendi kahramanlarımız vardır.

Ne var ki kahramanlığın anlamı yüzyıllar içinde büyük ölçüde değişiklik göstermiştir.

Kahramanlığa bugün yüklediğimiz anlam ile terimin orijinal kullanımındaki anlamı arasında büyük ölçüde fark vardır. Örneğin bizler bugün savaş gazilerini veya içinde bulunduğumuz salgın sürecinde olduğu gibi sağlık çalışanlarını genellikle “kahraman” olarak sıfatlandırıyoruz. Fakat bu durum, bu meslekleri tanımlayan ana niteliklerin neler olduğu konusunda da ilgi çekici soruları gündeme getiriyor.

İşte bu kadar evrensel bir yaklaşımla yüceltilen (çoğu kültürde kahramanlar vardır) “kahramanlık” terimi, yüceltildiği oranda da tanımlanması zor bir terimdir.

Burada, kahramanlığın insanlık tarihi boyunca geçirdiği değişimi ve kahramanlığa dönük geliştirilen farklı yaklaşımları ortaya koyan birkaç yorumu sizinle paylaşacağız.

MÜKEMMELLİK

Batı’da kahramanlığın temelleri Antik Yunan’a kadar uzanır.

Antik Yunan’da, sahip olduğu muazzam meziyetlerle toplumun yararına büyük işler yapan kişiler kahraman olarak sıfatlandırılırdı. Bununla birlikte kahramanlık bir erdem olarak görülmezdi; çünkü kahramanlık hükmü, başkalarının görüşlerine ya da eylemin yaşama olan etkisine bağlıydı.

şövalye, at, zırh, kılıç

Cesaret bir erdemdir, ancak kahramanların zaten cesur olmaları gerekir; yani cesaret bir davranışı erdem hâline dönüştürebilmek için tek başına yeterli değildir.

Bir kahraman olmak, topluma veya halka mal olmak anlamını taşır. Bu bağlamda kahramanın hikâyesi kuşaktan kuşağa anlatılmalı ve toplum içinde yayılmalıdır; kahraman aynı zamanda önemli ve büyük işler yapan bir efsane hâline getirilmelidir.

Homeros’un “İlyada” ve “Odysseia”sı döneminde, kahramanlık, neredeyse tamamen savaşla ilişkilendirilir hâle gelmişti. Kendi halklarının en iyisi, en hızlısı, en güçlüsü ve en yeteneklisi olarak tanıtılan Hector, Ajax veya Achilles gibi kahramanların hepsi savaşçıydı. Ancak her ne kadar gene savaş amacıyla kullanılmış olsa da Odysseus’un kurnaz, yönlendirici ve cin fikirli zekâsı yine de kahramanca olarak görülebilir.

Modern kahramanlık anlayışımıza dönük ilk büyük değişim Platon döneminde gerçekleşti. Platon’a göre kahramanlık, savaş alanıyla sınırlı değildi; ancak bir filozof ya da halk hizmetkârı (hocası Sokrates gibi) olanlar kahraman olabilirdi.

Kahramanlar kendi alanlarında yine en iyi olanlardı -diğerlerinden daha üstündürler- ama bu üstünlük sadece bir düşmanı kılıçla öldürmek veya alt etmek anlamına gelmezdi. Aristoteles’in de dediği gibi, kahramanlık, erdemli olmaktı.

FEDAKÂRLIK

Yunanistan’dan yaklaşık yedi bin kilometre uzakta, Çin’de çok farklı bir kahramanlık fikri ortaya çıktı.

Çin kültürü ve dini, bir kolektivizm anlayışıyla sarmalanmış durumdaydı. Bu bağlamda Konfüçyüsçülük, Taoizm ve Budizm gibi felsefe akımlarında, çoğunluğun iyiliğini düşünen ve toplumun güvenliğine yönelik bir endişe taşıyan yaklaşımlar görüyoruz.

Özellikle Konfüçyüsçülük edebe, diğerkâmlığa ve toplumun diğer üyelerine saygı duymaya büyük önem vermektedir. Örneğin Çinli kahraman Monk Ji Gong, bir düğün yemeği sırasında gelini kaçırıyormuş rolü yaparak bütün konukları heyelanın altında kalmaktan kurtarmıştır; çünkü konuklar, gelini kaçırdığını zannettikleri Monk Ji Gong’u yakalamak için onun peşinden gitmişlerdir.

Çin tarihinde askerî başarıya -örneğin büyük generallere ve askerlere- büyük saygı duyulduğu doğru olsa da halk kahramanı unvanı genellikle ülkelerine veya insanlarına yaşamları boyunca sadık kalan kişilere mahsus görülmüştür. Bağlılık ve özveri, kahramanlığın belirleyici unsurları olarak farz edilmiştir.

Ve bu kahramanlık anlayışı, dünyanın gördüğü en büyük dinin temelini oluşturmuştur.

Antik Yunan ve Roma’da kahramanlar güçlü ve görkemliydi. Ama bu durum Hristiyanlıkla birlikte değişti. Fakir bir marangozun oğlunun idamına dayanan bir din, savaş kahramanlıklarına ve fetihlere doğal olarak çok az yer ayıracaktı.

Dolayısıyla Roma İmparatorluğu’nun Hristiyan düşünürleriyle birlikte kahramanlık imajı tersine çevrildi. Artık birbirimiz için fedakârlık, alçak gönüllülük ve şefkat göstermemiz bizi bir kahraman yapmaya yetecekti.

HERKES BİR KAHRAMANDIR

İnsanlık Rönesans dönemine girdiğinde kahraman’ın tanımı, birçok alanda diğer insanlardan üstün olan kişiyi temsil etmek üzere yine değişti.

kahraman, sağlıkçı, doktor, hemşire, covid, covid-19

Rönesans’ın kahramanı; iyi eğitimli, iyi sporcu, iyi vatandaş ve asil bir insandı. Bu nedenle, cebirde ve şiirde olduğu kadar kavgada da koşuda da yetenekli olan kişi, “Rönesans adamı” demekti.

Bu dönemde kahramanlığın “büyük işler”le olan eski bağları zayıflıyordu; fakat yine de bu büyük işlerin yerine geçen bazı toplumsal işlevleri, kahramanı fazlasıyla yüceltmeye devam ediyordu.

Fransız filozof Jean-Jacques Rousseau’ya göre kahramanlar, yurttaşlık bilincine rehberlik edecek modellerdi; öykünmek isteyebileceğimiz ve çocuklarımızın peşinden gidebileceği türden insanlardı. İskoç filozof David Hume’a göreyse bir kahramanın rolü, kendimizi iyi hissetmemiz için ulusal mitlerimizi renklendirmekti. Kahraman, geçmişin ihtişamıyla parıldamamıza olanak sağlayan kişi olmalıydı.

Bugün ise birçok kişiyi kahraman olarak adlandırıyoruz. Pek çok ülke, özellikle ABD, genellikle silahlı kuvvetlerde geçmişte görev yapmış veya hâlen görev yapan herkese kahraman olarak hitap ediyor ve anma törenlerinde de “isimsiz kahramanlardan” bahsediyor.

Şu günlerde hâlâ içinde olduğumuz salgın sürecinde de sağlık çalışanlarına ve buna dönük hizmetlerin başlıca ilgililerine “kahramanlar” diye hitap ediyoruz. Kahraman teriminin bu kullanımı, sağlıkla ilgili meslekleri tanımlayan nitelikler hakkında ilgi çekici sorular ortaya çıkarıyor.

İlk olarak, doktorlarımızın ve hemşirelerimizin, başkalarının sağlığı uğruna kendi sağlıklarını riske atmalarını mı bekliyoruz? Eğer bekliyorsak o zaman yaptıkları bu şey “yapmaları gerekenden daha fazlası” değilse onlara kahraman demek ne kadar doğru olur?

İkincisi, kendini feda etmeyen birine kahraman denilebilir mi? Gayretli olmak, beceri göstermek ve çok zor işlerle uğraşmak tek başlarına bir kişiyi kahraman mertebesine çıkarabilir mi?

Ve son olarak, “kahraman” sıfatını her durumda ve herkes için kullanmak, bu hitabın değerini azaltma riskini taşımaz mı? Ne de olsa orijinal Antik Yunan anlayışına göre kahramanlar, doğaları gereği toplumun küçük ve seçkin bir kısmını oluşturuyordu, öyle değil mi?

Hepsi bir tarafa, kesin olan şu ki kahramanlık anlayışı geçen yıllar içinde büyük ölçüde değişim gösterse de kolektif söylemimizin merkezinde yer almaya devam ediyor.

Kahramanlar bizim için önemli karakterlerdir. Kahramanlar bize rehberlik ederler, ilham verirler ve yardımcı olurlar.

Peki, kahramanlık, sizin için neyi ifade ediyor?

 


 

Bu makale, Sosyolog Ömer YILDIRIM tarafından www.felsefe.gen.tr için derlenerek çevrilmiştir.

Derleme için kaynak metin: What makes someone a hero, and when should we apply the term?

Çeviri: Sosyolog Ömer YILDIRIM

 

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...