Felsefe hakkında her şey…

Antik Yunan düşüncesinde zihin felsefesi

11.11.2022
628
Antik Yunan düşüncesinde zihin felsefesi

Çağdaş zihin felsefesi kuramlarının pek çoğunun kökenleri Antik Yunan felsefesine kadar götürülebilir. Filozoflar ve bilim insanları yüzyıllar boyunca zihnin doğası üzerine düşünmüş ve yazmışlardır. Bu yüzden çağdaş zihin kuramlarını anlayabilmek ve değerlendirebilmek için bu görüşlerin Antik kökenlerine bakmak gereklidir.

Sokrates öncesi Antik Yunan düşüncesine baktığımızda, birbirine paralel iki düşünme biçimiyle karşılaşırız. Bunlardan birincisi ilk örneklerini doğa filozoflarında gördüğümüz, doğalcı bilimsel yaklaşımdır. İkincisi, Antik Çağın genel düşünme sistemine egemen olan mistik yaklaşımdır.

Thales’den başlayarak Miletli düşünürler, bir ölçüde Elealılar, doğrudan sorun edinmeseler de zihin ve bedenin birbirinden ayrı olmadığını, bir bütün olduğunu, bütün gerçekliği tek bir tözden ibaret olarak görmenin mümkün olduğunu göstermişlerdir. Buna karşın Pisagorcular doğu mistisizmini Yunan dünya görüşünü oluşturan, bugün “bilimsel” diye adlandırılabilecek anlayışla birleştirmişlerdir.

Bir kültürün, dünyaya bakışının ipuçlarını bulabileceğimiz en doğrudan kaynaklar, edebiyat alanına ait olanlarıdır. Bu noktada Antik Çağ Yunan düşüncesinde, zihin hakkındaki ilk tasarımları bulabileceğimiz bir kaynağa, Homeros’un İlyada ve Odysseus adlı destanlarına yönelmek yararlı olacaktır.

Özellikle Antik Çağ’a ait ilk yazılı eserlerden biri olan İlyada’yı incelediğimizde, İlyada’da bugün anladığımız anlamda bir zihin tasarımının olmadığını görmekteyiz.

İlyada Antik Yunan’da, şair Homeros’un yazdığı varsayılan Truva savaşını anlatan büyük bir destandır. Odysseus da Odysseus’un Troya savaşından Kalypso’nun Ogygie adasına varışına kadar geçen serüvenlerini kendi ağzından anı olarak anlatan bir destandır.

Julian Jaynes, İlyada’nın diline baktığımız zaman bugün kavrama, algılama, hissetme, bilinçli olma gibi zihinsel kavramların daha somut ve farklı anlamlarda kullanıldığını ileri sürmüştür. Sonraları ruh ya da bilinçli zihin anlamına gelen psyche kelimesi çoğu kere kan, can veya nefes gibi yaşamın özüne ilişkin bir anlam taşır. Örneğin; İlyada’da ölen bir savaşçının psyche’si toprağa karışır ya da ağzından çıkar (İlyada, 22: 362). Sonraları duygusal ruh, tutku gibi soyut bir anlamda kullanılan thumos kelimesi de İlyada’da sadece hareket ya da uyarılma anlamındadır. Ama aynı zamanda thumos sanki kişinin kalbi ya da yüreği gibidir, çünkü Glaukos Tanrı Apollon’a “ne olur, tanrım, iyi et şu kötü yaramı, dindir acılarımı, güç ver bana” diye yalvardığında Apollon onu dinlemiş, “yüreğine taptaze bir güç salmıştır, Glaukos da bunu yüreğinde duymuş, sevinmiştir” (İlyada, 16: 525-529).

Thumos bir insana yemeyi, içmeyi, savaşmayı söyleyebilir. Bir pasajda Diomedes, Akhilleus için “kendi bilir, ister kalır, ister gider, ya göğsünde yüreği onu iter, ya da bir tanrı, hadi der, yürü” dediğinde thumos, Akhilleus’un göğsünde onu iten yüreğidir. Ama bir yandan da thumos gerçek anlamda bir organ değildir ve belli bir yeri yoktur; fırtınalı bir denizin de thumos’u vardır. Benzer anlamda kullanılan bir başka kelime de hemen her zaman anatomik olarak diyaframda konumlandırılan phren kelimesidir. Bu kelime de aynen thumos gibi, sonraları yürek anlamında kullanılmaya başlanmıştır.

İlyada’da zihin kavramı doğrudan değil, ama bilinç sahibi bir insanın Tanrılarla ilişkisi çerçevesinde ele alınır. İlyada’nın kahramanlarının, bugün anladığımız anlamda, özerk bir bilince sahip bireyler olarak davranmak yerine, tanrılara ve kahinlere danışarak davrandığı görülür. Tanrılar kahramanları bir takım eylemler yapmaya kışkırtırlar ya da engellerler. Dolayısıyla bireyin nerede kendi istenci, özerk bilinciyle hareket ettiği, nerede Tanrıların yönlendirmesiyle hareket ettiği belli değildir. İlyada’nın karakterlerini eyleme geçiren şey, bilinçli planlama, akıl yürütme ve güdülenmeden ziyade, tanrıların onlara bildikleri dilde, bazen yakın bir arkadaş, bir otorite figürü, bazen de tanrının kendisi şeklinde görünerek konuşmaları ve eylemleri gibi görünmektedir.

Homeros’un diğer destanı Odysseia ise İlyada’nın aksine Odysseus’un dillere destan “tanrılara denk” aklı, yani bilinçli bir zihin tasarımı üzerine kurulmuştur. Odysseia’nın baş kahramanı Odysseus’a “tanrısal”, “Zeus’un beslediği” gibi sıfatlar yakıştırılır ve Odysseus’da metis ile phren, yani anlama, kavrama, düşünme yetisinin yanı sıra, hayatın karşısına çıkardığı güçlüklere dayanıp onları yenmek için çare ve çözüm bulma gücü vardır. Odysseus’un metis ya da phren ile nitelenen düşün yetisinde, bugün akıl ve zeka dediğimizden başka, bir de bilinç kavramı vardır. Odysseus her olayın nereye varacağını önceden sezer, anlar ve olayı istediği yöne çevirmek için ne gibi tedbirlerin alınması gerektiğini düşüncesiyle bulur ve uygular.

Odysseia destanının ardından MÖ. 4. yüzyılda Aiskhylos tarafından yazılan Zincire Vurulmuş Prometheus tragedyası ile artık aklın kişileştirilmesine tanık olmaktayız. Aklın, zihnin, fantezinin temsilcisi Prometheus, ateşi Tanrılardan çalarak insanlara vermekle onların uygar topluma geçmelerini sağlamış, onlara teknolojiyi, bilimlerii ve sanatları öğretmiştir. Dolayısıyla Prometheus’da İlyada’da kendi aklından ziyade tanrıların aklına güvenen, onların yönlendirmesiyle eylemde bulunan insanın yerini, özerk aklıyla doğayı dönüştürme, kendi amaçları için kullanma gücüne sahip olan insan almıştır. Edebiyatın yanı sıra Antik Yunan’da bugün felsefi olarak nitelendirdiğimiz ilk düşünürlerden elimize kalan fragmanlarda da zihinle ilgili düşünceler bulunmaktadır.

Prometheus ateşi Tanrılardan çalarak insanlara verir ve iktidar gücünün temsilcisi Zeus tarafından cezalandırılarak Kafkas dağının zirvesinde ölüme terk edilir. Bir kartal sürekli Prometheus’un ciğerini yer, ciğer yendikçe kendini yeniler. Prometheus’un acısı uzayıp gider. En sonunda Herakles gelip Prometheus’un acılarına son verir.

Kaynak: ZİHİN FELSEFESİ, s. 23-24, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2337 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1334

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...