Doğa Filozofları

felsefe Nedir

Doğa filozoflarının bilgi problemlerine yönelik bir ilgi içinde olmadıkları, böyle problemlerin varlığının bile bilincinde olmadıkları söylenebilir.

Çünkü bilginin bir felsefi problem olarak ortaya çıkması için, kuşkuculuğun güçlü bir kültürel ve felsefi hareket olarak ortaya çıkması gerekir. Düşünen ve bilen öznenin kendi düşünme ve bilme yetisinin sınırlarından, neyi bilip neyi bilemeyeceğinden sorgusuz sualsiz emin olması, onu kelimenin hem gündelik ve hem de felsefi anlamlarıyla ‘dogmatik’ yapar.

Felsefe Tarihinde epistemolojinin problemlerine dair bilinçli bir yönelişin ortaya çıkması, ilkin bu söz konusu dogmatik ruh hâlinin aşılmasına ve ikinci olarak bilen öznenin dikkatini dış gerçeklikten kendi tinsel varoluşuna yöneltmesine bağlıdır. Doğa Filozofları kendi felsefi ilgilerini öncelikle dış gerçeklik ve maddi doğaya yöneltmişlerdir.

Doğa Filozoflarının doğaya yönelik ilgileri bağlamında, tüm doğal gerçekliği açıklayabilecek bir ‘arkhe’ arayışında oldukları söylenebilir. ‘Arkhe’ Yunanca kökenli bir kelime olup başlangıç, hareket noktası, ilke, nihai ana madde gibi anlamlara gelmektedir. Her ne kadar Doğa Filozoflarının evrendeki oluş sürecini açıklamak için felsefi olarak peşine düştükleri bu ilke ya da ana madde arayışları ontolojik bir karakter taşımış olsa da bu arayış sürecinin bilinçli bir şekilde dile getirilmemiş bir epistemolojik duruş ve yönelim içerdiği de göz ardı edilemez. Çünkü genel olarak varlığın mahiyetine yönelik her türden felsefi arayış bilinçli ya da bilinçsiz bir epistemolojik arayıştır.

Felsefenin tüm disiplinleri, ama öncelikle varlık felsefesi ve bilgi felsefesi arasında koparılmaz olduğunu düşündüğüm bir içiçelik söz konusudur. Daha önceki bölümlerde de dile getirdiğimiz üzere bilme edimi her zaman için bilen bir özneyi ve bilinen bir nesneyi gerektirir ve hem özne hem de nesne kendi tarzlarında bir varlığa ve varoluşa işaret ederler. Bilmek her zaman varlık düzleminde yer alır ve her bilme bir varlığı bilmedir.

Peki, bu Doğa Filozoflarının ilke ya da ana madde arayışında ne türden gizil bir epistemolojik konumlanıştan söz edebiliriz? Bu filozofların zihin dünyası bağlamında herhangi bir açıklamanın, genel olarak evrensel varoluşa yönelik bir açıklama ve bilme ediminin, bir ilk ilke, başlangıç noktası ya da tözü gerektirdiği düşüncesi, bu epistemolojik ya da diğer bir dile getirişle bilgi felsefesine özgü duruşun en belirleyici özelliği olarak anlaşılabilir. Bu bağlamda bu filozofların bilgi konusunda dogmatik bir tavır içinde oldukları rahatlıkla dile getirilebilir, çünkü söz konusu filozofların evrenin bilinebilirliğine dair en ufak bir kuşkuları ve bu bağlamda bilinçli bir epistemolojik sorgulamaları yoktur.

Onlar tüm bu ontolojik arayışlarında bilginin olanağına dair en ufak bir kuşku içinde görünmezler. Doğa Filozoflarının, ilineksel ve sonlu gerçekliğin tözsel ve sonsuz bir gerçeklikten hareketle kavranabileceği ve bilinebileceğine dair gizil bir sava ya da iddiaya sahip oldukları rahatlıkla söylenebilir.

Doğa Filozofları için sonsuz ve tözsel gerçeklik olarak arkhe, evrende varolan her belirlenim ve hareketi vareden ve dolayısıyla da anlaşılır kılan ilke ve başlangıç noktasıdır. Evrendeki her şeyi bilmemizi ve anlamamızı mümkün kılacak bir gerçeklik ve asıl varlık alanı söz konusudur.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*