Felsefe hakkında her şey…

Yanılabilirlik nedir?

03.11.2019
1.717

Yanılabilirlik, hiçbir inancın (teori, görüş, tez vb.) rasyonel olarak desteklenemeyeceği veya kesin bir şekilde gerekçelendirilemeyeceği yönündeki epistemolojik anlayıştır.

İnancın doğruluğuna dair olası şüphe her zaman mevcuttur. Yanılabilirlik bu değerlendirmeyi bilimin en yerleşik iddialarına dahi uygular. Bazı epistemologlar yanılabilirliği şüphecilik olarak algılamışlardır; buna göre bu iddiaların ya da görüşlerin hiçbiri hiçbir zaman yeterli bir şekilde gerekçelendirilemez ya da bilgi olarak kabul edilemez.

Bilginin veya gerekçelendirilmiş inancın varlığı konusunda şüpheci olmama eğiliminde olanlar yalınabilirci epistemologlardır. Bu epistemologlar kendilerini genellikle bilgi ve gerekçelendirme hakkında nispeten daha gerçekçi görürler. Çoğu epistemoloğun amacı bu olsa da bunun mantığa uygun bir hedef olup olmadığı sorusu ortaya çıkmaktadır. Bilgi ve gerekçelendirme hakkında tutarlı bir düşünce tarzının peşindeler midir? Günümüzdeki pek çok felsefi tartışma bu soru üzerine odaklanmaktadır. Bu konuyu ifade etmenin bir başka yolu da bir insanın yanılabilir bilgi ve gerekçelendirmeye sahip olmasının mümkün olup olmadığını sormaktır.

Peirce’in yaklaşımına göre, değişik ölçülerde de olsa, her metafizik yaklaşım veya dizge gözlemseldir. Pragmacı ilke gereğince uygulandığında, geleneksel olarak metafiziğin kapsamında yer almış pek çok sorun ve öğretinin anlamsız olduğu ortaya çıkacaktır. Böyle sorunlarından arındırılan felsefe, gözlem temel alınmak üzere, çözümüne çalışılacak bir öbek gerçek sorun içerir. Bunlardan biri, Peirce’in “phaneroscopy” adını verdiği araştırma alanı ile ilgilidir. Bu, ana çizgileriyle deneyin içeriğinin betimlemesidir. Ancak önemli olan, bunun belli bir bireysel deneyin betimlemesi değil, Immanuel Kant’ın ileri sürdüğü gibi, genel anlamda deneyin yapısal niteliklerinin betimlemesi oluşudur. Ona göre phaneron, deneycilerin ide adıyla andıkları, phaneroscopy ise bunun betimlenmesidir.

Phaneroscopy için öyle gruplar bulunmalıdır ki bunlar her tasarım, her görüngü için geçerli olabilsin. Deney içeriğinin her durumda değişen ölçülerde olmasına karşın zorunlu kıldığı gruplar, Peirce’e göre üçtür. Ancak bu üç grup görüngünün yorumu için hem yeterli hem de zorunlu sayılabilir. Onları “ilklik”, “ikincilik” ve “üçüncülük” olarak adlandırır.

İlklik, kırmızı, acı, sıkıcı, katı gibi tasarım ya da görüngü niteliklerini kapsar. Nitelikleri temel tikeller olarak düşünmemelidir. Çünkü bunların birbirine geçmesi, ya da birbiriyle sınırlanarak tek tek algılanmaları, bütünüyle algı yetisinin parçacı özelliğindendir. Eğer algı böyle olmasaydı, nitelikler, kesinti ve sınırları olmayan sürekli bir dizge oluştururdu.

“İkincilik”, görüngü deneyinin olgusallığını içerir. Nitelikler ilklikteki konumlarında genel ve bundan ötürü de kaypak ve gizilgüçken, olgular tikel, belirgin ve edimseldir. Algıda kavranan madde bunun örneğidir.

“Üçüncülük”, nesnelerin uyduğu yasaları dile getirir. Bundan ötürü de yalnızca var olan nesnelerle sınırlanmak yerine, olanaklı nesneleri de kapsar.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM’ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve 2., 3., 4. Sınıf “Felsefe Tarihi” Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...