Felsefe hakkında her şey…

Varoluşçu Felsefenin Kökeni

24.05.2022
1.763

YAZAN: Sena Işıl İpekçi

Varoluşçuluğun en temelinde kökü sayılabilecek kişi Sokrates olmuştur. Sokrates aslında tam anlamıyla varoluşçu bir düşünür olarak ele alınamaz. Sokrates döneminin en büyük düşünürlerinden biri olmuştur ve ilk defa doğa felsefesinden insan felsefesine geçiş yapan düşünürdür. İnsan merkezli felsefesi sebebiyle varoluşçulğun kökeni sayılmıştır. Ancak bilindiği üzere varoluşçu düşünce Sokrates’ten yıllar sonra ortaya çıkmış bir fikir akımı olmuştur (Çüçen, 2018: 39).

Sokrates’ten yola çıkıldığı zaman Platon, Spinoza ve Hegel gözüyle varoluş incelenir ise Platon için varlık özün aranması, Spinoza’da temelde mutluluk ve son olarak Hegel’de ise O’dur. Hegel diğer düşünürler gibi hareket etmemiştir, ona göre bizde olan bir şeyi anlamak için ilk önce bütüne bakılmalıdır. Ancak Kierkegaard için bu düşünce tamamen yanlıştır (Wahl, 1999: 11). Kierkegaard hem teist hem ateist anlayışlara kaynaklık etmiştir ve bütünsel anlayışlara karşı bir tutumu olmuştur. Bütünsel kavrayışlar yerine öznel ve bireysel olanı ön planda tutmuştur. Kierkegaard, insan varoluşun temeline ulaşmak isterse bunun Tanrı ile birlikte yapılması gerektiğini savunmuş ve onun Tanrı sayesinde deneyimleyip varoluş sebebini anlayabileceğini öne sürmüştür (Çüçen, 2018: 39).

Aslında varoluşçu felsefe bir ağaç olarak düşünüldüğünde Sokrates, Aziz Augustinus ve Pascal bu ağacın kökleri olmuştur. Varoluşçuluğun kökleri sayılabilecek bu kişilerden Pascal kendisinden sonra gelen düşünürleri etkilemiş olsa da varoluşçu felsefenin temelinde beş kişi ön planda olmuştur. Bu kişiler varoluşçu düşünce hareketinin başlatıcısı olarak görülen Kierkegaard dışında sırasıyla Martin Heidegger, Karl Jaspers, Gabriel Marcel ve Jean Paul Sartre’dir (Akbulut, 2014: 12-13).

Bazı düşünürler varoluşçu felsefenin ortaya çıkışını makineleşmeye bağlamışlardır. Çünkü makineleşmenin kullanım alanının genişlemesi yüzünden insanların benliğini, özünü ve kendilerini kaybetmesine sebep olduğu düşüncesini ortaya koymuşlardır. Kişiler kendilerine yabancılaşma sürecinde ise yavaş yavaş bunalıma itilmiş ve bunalıma giriyor olarak kabul edilmiştir. Yani aslında varoluşçuluk ne kadar eski zamanlara dayandırılsa da asıl bunalımın makineleşme sonucu ortaya çıktığı görüşü daha belirgin kabul edilmiştir.

Sartre’a göre insan sorumluluklarından yola çıkarak gerçek varoluş nedenini anlamaya eğilimlidir ve makineleşme insanların üzerindeki sorumluluk yükü azalttığı için edinimlerinin farkına varmaz olmuştur (Sartre, 1993: 10-11).

YAZAN: Sena Işıl İpekçi

KAYNAKÇA

AKBULUT, Burcu. 2014. Etik Bağlamında Albert Camus’ nün Başkaldırı Felsefesi, Adnan Menderes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Aydın.

ÇÜÇEN, A. Kadir. (2018). Varoluş Filozoflar, 2. Basım. Ankara: Sentez Yayıncılık.

WAHL, Jean. (1999). Varoluşçuluğun Tarihçesi. Çev. Bertan Onaran, İstanbul: Payel Yayınevi.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...