Felsefe hakkında her şey…

Thomas Hobbes ve Toplum Sözleşmesi

12.11.2019

Hobbes’un atomsal bireyci psikolojisine ve etiğine göre insan bireylerinin güç isteği içinde olmaları doğaldır.

Gücün temeli bedensel bir devinim, bir kuvvettir ve insanın bu kuvveti, diğer hayvanlar gibi, eylemlerinde sergilemesi doğaldır. Bu durumda güçlü güçsüzü ezebilir ve güç bir hak durumuna gelebilir.

Oysa insanlar doğadaki belli bir türün bireyleri olmaları nedeniyle bedensel ve zihinsel bakımdan eşittirler. Güçsüz yanlarını güçlü yanlarıyla dengeleyebilirler. Mesela bedenen güçsüz olanlar rakiplerini hileyle yenebilirler. Bu durumda güçler eşitlenir. Ayrıca her insan öz güvenliğini sağlamak eğilimindedir ve bunun için başkalarıyla rekabete girer.

Hobbes, bu durumu herkesin herkese karşı savaşı olarak betimler. Bu savaş durumu ortak bir güç altında birleşilene dek sürer. Bu aşamada “insan insanın kurdudur.” Hiçbir ahlaksal kaygı, yasa, hak yoktur. Zor kullanma ve aldatma biricik erdemdir. Birinin ele geçirdiği şey, elinde tutabildiği sürece onundur. Böyle bir durumda insanlar eşit derecede tehlikededirler ve bu durumdan ancak toplumun örgütlenmesi ve devletin kurulması yoluyla çıkabilir ancak bu yolla barış ve uygarlığa ulaşılabilirler.

İnsanın toplumdaki doğal durumu, herkesin herkese karşı savaşıdır. Bu aşamada insan insanın kurdudur ve bu hâl, ortak bir güç olan devlet altında birleşilene dek sürer.

Herkes böyle bir savaş durumundan çıkmayı arzular çünkü bu herkesin yararınadır. Üstelik doğa bize bunun olanağını sunmaktadır. Zira bazı tutkular savaşa yol açsa da, ölüm korkusu ve refah arzusu insanları barışa yöneltir. Akıl da, kendini koruma isteğinin nasıl etkili kılınabileceğini gösterip uygun barış kurallarını sunar. Bu kurallar doğa yasaları denen şeylerdir. Hobbes’a göre doğal bir yasa, akıl tarafından bulunan ve neyin yapılıp neyin yapılmayacağını söyleyen genel bir kuraldır. Yaşamda kalmak yolundaki doğal arzudan belli yasalar zorunlulukla türerler.

Hobbes’a göre insanlık doğal savaş durumundan doğal yasa yoluyla kurtulabilir. Doğal bir yasa, akıl tarafından bulunan ve neyin yapılıp neyin yapılmayacağını söyleyen genel bir kuraldır.

İlk yasa “her insan barışı arayıp bulmalı ve onu takip etmelidir.” Bu yasa barışın doğal olduğunu kabule zorlar çünkü yaşamda kalma gerekliliğinin mantıksal sonucudur. Bundan ikinci yasa çıkar; “Bir insan, öteki insanlar da istekli oldukları zaman, barışa ve kendini korumaya istekli ise o zaman tüm şeyler üzerindeki hakkından vazgeçmenin zorunlu olduğunu düşünecek ve öteki insanlara izin verdiği kadarıyla öteki insanların da kendisine vereceği özgürlükle yetinecektir.”

İnsan bu yasalara itaat etmekle yükümlü müdür? Hobbes bu yasaların sivil toplum durumunda olduğu kadar doğa durumunda da bağlayıcı olduğu yanıtını verir. Fakat kendisinden asla vazgeçilemeyecek haklar vardır; kendini savunma hakkı bunların başındadır. Bencil insanlar bu yasalara uymazlarsa öteki insanlara kendini savunma hakkı doğar, bu da anarşiye yol açar. Bu durumdan sakınmak için insanlar, doğal yasanın buyruklarını izleyerek hak ve özgürlüklerinin bir kısmından vazgeçer ve bir toplumsal sözleşme yaparlar; bu şekilde devlet (commonwealth) diye adlandırılan yapay bir kişi, bir Leviathan (Dev) yaratırlar.

Hobbes’a göre devlet, insanların doğal yasanın buyruğunu izleyerek toplumsal bir sözleşme yapması sonucu ortaya çıkan bir tür devdir (Leviathan).

Doğa durumundan çıkarak sivil toplum düzenine geçmeyi sağlayan toplum sözleşmesi, bireyler arasında gerçekleşen bir uzlaşmadır. Bireyler, bu uzlaşmayla haklarının bir bölümünü kendilerini yönetmesi için bir yöneticiye devrettikleri hususunda sözleşirler. Bu sözleşme egemen güçle yurttaşlar arasında değil, yurttaşların kendi aralarındadır. Bu esas üzere yöneticiye yurttaşları yönetmesi için mutlak güç verilir. Yönetici tek kişi de olabilir, bir topluluk da. Hobbes, egemenliği herhangi bir özel hükümet formu ile özdeşleştirmez. Mutlak güce sahip tek bir yöneticiyi yeğlese de ideal düzenin demokrasi ile de gerçekleşebileceğini savunur.

Yöneticiye aktarılan yönetme hakkı mutlaktır ve geri alınamaz. Egemenlik asla kişiler ya da kurumlar arasında bölünemez. Mesela bir meclisin, eğer yönetim tekerklik ise, tekerkten bağımsız bir hakkı olamaz. Aynı şekilde, egemenlik bir meclise verilmişse halkın egemenlikte payı olamaz çünkü egemenlik meclise devredilmiştir ve geri alınamaz. Devlet, bireylerin istençlerini tek bir istence dönüştürür. Böylece yurttaşın yöneticiye karşı gelmesi iki kez mantıksızdır. Birincisi kendisine karşı gelmiş olur, ikincisi bağımsız yargıya karşı gelmiş olur. Bu şekilde anarşiye ya da doğa durumuna dönülmüş olacaktır. Yasal durumu korumak için yöneticinin gücünü mutlak kabul etmek şarttır.

Hobbes’a göre hükümdarın olduğu yerde yasa da vardır çünkü yasa bir hükümdarın emir ya da buyruğudur. Hükümdar yoksa yasa da yoktur. Bu durumda adaletsiz yasa olamaz çünkü adalet ve ahlaklılık egemen yöneticiyle başlar. Yöneticinin edimlerini önceleyen ve sınırlayan adalet ve ahlak ilkeleri yoktur. Adaletsiz yasa olamaz çünkü adalet, hükümdar tarafından konulan yasalarla uyum içinde olan davranış demektir; yani yasadan önce adalet diye bir şey yoktur. İkincisi, bir egemen güç yasa yaptığı zaman bu yasayı halk yapmış sayılır ve halkın uzlaştığı şeye adaletsiz denemez.

Bundan çıkan sonuç monarkın daima yasa ile uygunluk içinde davrandığıdır; ne yapsa yasayı temsil etmiş olur. Yine de insanın insan olması bakımından sahip olduğu bazı devredilemez, vazgeçilemez doğal hakları vardır; kendini koruma hakkı gibi. Egemen, buyruğuna bu hakkı ihlal eden şeyler buyuramaz. Ayrıca egemen buyruğunu koruyamaz hale geldiğinde buyruk başka bir egemen arayabilir çünkü sözleşme gereği egemenin temel ödevi buyruklarını korumaktır.

Konu Başlıkları

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM’ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve 2., 3., 4. Sınıf “Felsefe Tarihi” Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...