Felsefe hakkında her şey…

Temelcilik

20.01.2024
Temelcilik

Epistemik temelcilik, kişinin bilgisinin veya gerekçelendirilmiş görüşlerinin yapısal uygunluğuna ilişkin olarak ortaya konan bir görüştür.

Temelcilik için kimi bilgiler sadece diğer kimi bilgiler doğru olarak kabul edildiği ya da görüldüğü için doğru olarak bilinir ya da kabul edilir. Örneğin, kalp hastası olduğunuzu ancak doktorun bunu rapor etmesi ve aynı zamanda bu raporu hazırlayan doktorun güvenilir olması gibi bilgilere sahip olduğunuz takdirde doğru olarak öğrenebilirsiniz. Bu bilgilerin kalp hastası olduğunuz yönündeki düşüncenizi temellendirmesi, ilk düşüncenizin epistemik olarak bu iki bilgiye bağlı olduğunu göstermektedir. Bu epistemik bağımlılık doğal olarak beraberinde uygun epistemik yapının ne olduğu sorusunu akla getirecektir.

Tüm bilgiler diğer bilgiler tarafından desteklenmeli midir? Kimi bilgilere diğer bilgilerden destek almaksızın güvenilebilir mi? Sahip olunan epistemik inançlar arasındaki bağlantının yapısal uygunluğu nasıl sağlanır? Epistemik temelcilik bu soruların nasıl yanıtlanacağına dönük geliştirilmiş bir görüştür.

Temelciler bazı doğru bilgilerin temel olduğunu ve kişinin geri kalan bilgilerinin tüm epistemik statülerini bu temel bilgilerden uygun desteği almaları sayesinde kazandıklarını ileri sürerler. Temelcilerin iki ana görüşü vardır: uygun temel teorisi (çıkarımsal olmayan gerekçelendirme teorisi) ve uygun destek teorisi (çıkarımsal gerekçelendirme teorisi).

Temelcilik köklü bir geçmişe sahiptir. Aristoteles Posterior Analytics‘te temelciliği gerileme argümanı özelinde tartışmaktadır. Aristoteles, temelciliğin ya döngüsel akıl yürütmeyi kabul etmesi ya da sonsuz bir nedenler gerilemesine düşmesi gerektiğini varsayar. Bu görüşlerden hiçbiri ikna edici olmadığından, temelcilik seçimli bir tartışmanın açık galibi olarak ortaya çıkar.

Tartışmasız en tanınmış temelci, kendi varoluşunu ve düşüncelerinin anlamını şüphe götürmez bir bilgi zeminine dayandıran Descartes’tır. Diğer tüm gerekçelendirilmiş düşünceler nihai olarak temelde yer alan bu bilgiye dayandırılmalıdır.

Temelcilik tartışması yirminci yüzyılın başlarında bilimsel yöntemin doğası üzerine yapılan tartışmalarla yeniden canlanmıştır. Otto Neurath, bilginin temelinde istisnai önermeler kümesinin bulunmadığını, bunun yerine bilginin kabul ettiğimiz önermeler kümesi arasındaki tutarlılıktan doğduğu görüşünü savunmuştur. Moritz Schlick ise bilginin doğrulanmasının başka bilgilere bağlı olmayan özel bir önermeler grubuna dayandığı, piramide benzer bir yapıya sahip bilimsel bilgi görüşünü savunmuştur.

Neurath-Schlick ilişkisi, gözleme dayalı önermelerin doğası ve teori içindeki rolü üzerine bir tartışmaya dönüşmüştür. Quine (1951) bu tartışmayı, gözleme dayalı önermelerin bir hipotezi ancak daha büyük bir kuramla bağlantılı olarak doğrulayabildiği ya da yanlışlayabildiği bir inanç ağı metaforuyla genişletmiştir. Sellars (1963) temelcilik anlayışını, deneyimin bilişsel önemine ilişkin hatalı bir yaklaşımı benimsediği gerekçesiyle eleştirmiştir.

Quine ve Sellars’ın çalışmalarının ardından, temelciliği savunan bir dizi düşünür ortaya çıkmıştır. Bu durum 1970’lerin sonu ile 1980’lerin başında temelcilik üzerine bir çalışma dalgası başlatmıştır. Bu dönemdeki önemli gelişmelerden biri, Tanrı’nın varlığı gibi temel inançları öneren temelci bir görüş olan reformcu epistemolojinin formüle edilmesi ve savunulmasıdır.

Temelcilik üzerine yürütülen tartışmalar son yıllarda azalmış olsa da bilginin yapısı ve gerekçelendirme ile ilgili gözden kaçan konular yeni çalışmalarla ele alınmaya başlanmıştır.

Yazan: Sosyolog Ömer Yıldırım

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...