Searle için sosyal gerçekliklerin oluşumu nasıl gerçekleşir?

Searle, sosyal olayların ontolojisinde (varlıksallığında) iki esas konu olarak şunları belirtmiştir; sosyal gerçeklikteki anlaşılmaz bir olay sadece var olduğunu düşündüğünüz için var olan gerçektir.

“Elimdeki 20 Dolarlık bir banknotun bir kâğıt parçası olduğu, İngiltere vatandaşı olmam ya da New York Giants beyzbol takımının bir maçı 3–2 yenmesi, nesnel bir gerçekliktir. Tüm bunlar, benim düşüncelerime bağlı olmayan nesnel gerçekliklerdir. Bunun tam zıddını düşündüğümde, yanlışa düşüyorum. Ancak, bu nesnel gerçeklikler sadece ortak bir kabul ya da onayla oluşmaktadır.” Searle’ün hedefi, insanların kabulüne bağlı olan dünyadaki nesnel gerçekliklerin nasıl olabileceğini ve bu gerçekliklerin nasıl oluştuğunu anlamaktır.

Searle, “Aklın Felsefesi” ve “Dil Felsefesi”nde geliştirdiği felsefi araçları açıklamaya çalışmıştır. Özellikle yönelmecilik ve temel kural kavramları, Searle’ün “Toplum Felsefesi”nin odak noktasını oluşturmuştur. Searle şu üç temel süreç aracılığıyla sosyal gerçekliklerin oluşumunu açıklamıştır:

1) Toplu Yönelmecilik: Ortak bir fikir ve davranış yetisidir. Örneğin; orkestranın bir enstrümanı, takım sporları içerisinde futbol gibi.

2) İşlev Yükleme: Bir varlığa kendisinde olmayan bir işlevi yüklemektir. Örneğin bir ağaç kütüğüne sandalye işlevini yüklemek, bir taşı çekiç olarak kullanmak gibi.

3) Temel Kurallar: Bu kurallar, toplu yönelmeciliğin ve işlev yüklenmesinin birlikte yapılması sonucu oluşur. Bir nesneye sadece fiziksel özelliğinden dolayı değil, farklı özelliklerinden dolayı başka bir şey olarak kabulü yoluyla da işlev yüklenebilir. Örneğin, bir duvar fiziksel özelliği dâhilinde bir sınır işlevi görebilir. Fakat herkesçe sınır kabul edildiğinde, bu işlev aynı zamanda bir çizgi görevi de görebilir. Böylelikle bu sınır, sosyal bir kural aracılığıyla oluşturulmuş olur.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*