Robert Ezra Park Kimdir?

felsefe Nedir

Park, kenti ilk kez sistematik biçimde analiz eden kuramcı olarak değerlendirilir. Kent sosyolojisinde ekolojik-insan ekolojisi olarak ifade edilen kuram, Park tarafından geliştirilmiştir.

“R. Park kentsel ekoloji disiplinini geliştirirken, Comte, Spencer, Darwin, Durkheim gibi birçok düşünürden etkilenmiştir. (…) Park, Darwin’den kuramsal çatıyı, Durkheim’ın yöntemini almıştır. Durkheim etkisini, birey-toplum arasındaki ilişkide bulmak mümkündür.” (Aslanaoğlu, 1998: 26)

R. Park, insanların kontrolsüz birtakım isteklerle ve duygularla doğduklarını ve uygarlığın, bu kontrolsüz duyuların kontrol edilmesi için gerekli olduğunu iddia eder. Şehirler ise bu kontrolün gerçekleşeceği alanlardır. O’na göre şehirler yollar, binalar, alt yapı hizmetleri, okullar, kiliseler, mahkemeler gibi yönetsel kurumlardan başka bir şeydir.

Kentler, “bir düşünce hali, gelenek ve göreneklerin ve bunlardan aktarılan veya bunlara bağlı örgütlü tutum ve duyguların bir birliğidir.” (Tuna, 1987: 59) Kentler yalnızca maddi bir sistem, yapay bir oluşum değildir. “Park kentin doğal ve değişmeyen güçlerin etkisiyle oluştuğunu vurgulamakta (…) kent içinde çöküntü alanlarını, gettoları kaldırmak insanın içgüdülerini yok etmekle eş anlamlı” kabul etmektedir. (Aslanoğlu, 1998: 26) Kent insan doğasının bir ürünüdür.

Park, Darwin’in yaklaşımında yaşama-ağı olarak tanımlanan, bitki ve hayvanların karşılıklı olarak birbirine bağlı olduğu görüşünü kendi insan ekolojisi görüşünün temeline koyar. Bir arada yaşamak zorunda olan canlılar varlıklarını sürdürebilmek için birbirleriyle mücadele ve ilişki içine girerler. Bu yaşam mücadelesi sürecinde ortak yaşamın koşullarını oluştururlar. Park biyolojideki bu yaklaşımı kentlerde yaşayan insanlar arasındaki ilişki ve sorunları analiz etmek için kullanır. (Yörükan, 1995: 74-77)

Robert Park, kentlerin ekonomik özelliğinin de altını çizer. Kent, ekolojisi ile olduğu kadar ekonomik boyutlarıyla da kavranması gereken bir olgudur. Kent mekânının biçimlenmesi, Park tarafından yine Darwin’den alıntılayarak kullandığı hâkimiyet kavramı üzerinden değerlendirilir. Kentler, sanayi ve ticaret faaliyetlerinin hakimiyetine bağlı olarak biçimlenmekte, merkeze doğru biçimlenen kentsel gelişme bu bölgenin ekonomik değerini artırdığı gibi merkezden uzaklaştıkça rant değeri azalmaktadır. Kentin ekolojik ve ekonomik örgütlenmesi, sosyal ilişkilerini de planlamaktadır.

“R. Park’ın kavramlaştırmasında bireylerin ırk, kültür ve ekonomik statü gibi nedenlerle bir arada yaşam sonucu oluşan kentsel birimler doğal alanlar olarak adlandırılmaktadır.” Doğaldır çünkü düzensiz bir rekabet ve çatışma ortamının ürünüdür.” (Aslanoğlu, 1998: 27) kent yerleşmesi içinde rekabetten işbölümüne dayalı bir denge haline geçiş ile kente yerleşmede ve işlevler açısından birbirinden farklı doğal alanlar ortaya çıkmıştır. Söz konusu alanlar aynı zamanda kültürel anlamda da birer ünitedir.

“Ekolojik teoride (…) şehrin bir merkezden çevreye doğru doğal alanlar şeklinde farklılaştığı kabul edilmiştir. Önce merkezi bir iş yerinin teşekkül ettiği, daha sonra insanlar ve müesseselerin bu merkezden çevreye doğru giden belli bir takım kalıplar halinde dağıldığı ileri sürülmüştür.” Bu görüş en açık ifadesini Ernest Burgess’in ortak merkezli çember kuramında bulmaktadır. (Yörükan, 2005: 78)

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*