Felsefe hakkında her şey…

Nicolaus Copernicus ve Rönesans

10.11.2019

Rönesans döneminde bilim düşüncesinde gerçek anlamdaki gelişimin öncüsü Copernicus’tur (1473-1543). Doğa bilimi alanında “Copernicus Devrimi”olarak anılan büyük başarıyı gerçekleştirmiştir.

Bu alandaki temel yapıtı olan De Revolutionibus Orbium Coelestium (Gök Cisimlerinin Devinimleri Üzerine) ile Hıristiyanlığın ve Aristoteles’in evren anlayışı tepe taklak etmiş, Hıristiyanlığın yer-merkezci (geosentrik) evren anlayışı yerine güneş-merkezci (heliosentrik) bir evren anlayışı önermiştir. Bilindiği gibi yer-merkezci yaklaşım Aristoteles-Ptolemaios kuramı olarak bilinir. Bu kuram sanki tanrısal bir açınlanma imiş gibi, Hıristiyan teolojisinde en temel dogmalardan birisi olarak yer almıştır. Copernicus tarafından bu yaklaşımın doğru olmadığı kanıtlanınca Copernicus’un kuramı Kilise tarafından yasaklanmıştır.

Bu yeni yaklaşıma göre, evrenin merkezinde Dünya değil, Güneş yer almaktadır. Dünya hem kendi ekseni, hem de güneşin çevresinde olmak üzere iki devinim tarzı içindedir. Güneş çevresindeki dairesel bir yörünge üzerindeki devinimini bir yılda tamamlar, kendi ekseni çevresindeki dönüşünü ise bir günde tamamlamaktadır ve öteki gezegenler ve gök cisimleri de yine güneş çevresinde kendi yörüngeleri üzerinde dairesel bir devinim içindedirler. Ancak Copernicus devinimsiz bir yıldızlar grubunu da yani sabit yıldızlar denen şeyi de kabul etti; bunlar bu durumda Güneşten çok uzakta olmalıydılar. Kuşkusuz öğretisinde henüz aydınlanamamı ş birtakım gökbilimsel açmazlar olduğunu da belirtmemiz gerekir. Başlangıçta pek ilgi görmeyen Copernicus’un görüşleri Galileo tarafından ciddiyetle savunulunca dikkat çekmiş ve Kilise tarafından yasaklanmıştır. Başta Galileo olmak üzere bu görüşü savunmaya devam edenlerin başlarına olmadık işler gelmiştir.

Bu gökbilim öğretisinden çıkan metafizik öğretiye de kısaca değinirsek, evrenin yalın, basit, nitelik ilişkilerinden daha çok nicelik ilişkilerine dayanan bir yapısı olduğunu söylemek gerekir; nicelik ilişkileri evrenin matematiksel bir yapısı olduğunun bir işaretidir. Bu matematiksel yapı evrene düzenli, amaca uygun bir görünüm sağ- lar; bu düzenlilik evrene hangi açıdan bakılırsa bakılsın bozulmaz. Evrendeki düzenli işleyiş matematiksel oran ve orantılarla ifade edilebilen ve gerçekte az sayı- da olan doğa yasalarının doğaya egemen oluşunun bir sonucudur. Bilimsel bilgi adına asıl önemli olan bu doğa yasalarının keşfedilebilmesidir. Bu yapısı matematikleştirilmiş bir gözlem yönteminin uygulanmasına bağlıdır. Bundan böyle doğanı n işleyişinin keşfi, sağlam matematiksel verilerle iş görmeye çalışan bir gözlem yöntemi olmalıdır; doğayı birtakım gizlerle ve gizemli işlemlerle aydınlatmanın olanağı yoktur. Tüm bu tür yollar terk edilmelidir. Copernicus’un önerdiği yöntem, daha önce sistematik olmayan ve bölük-pörçük ölçümleme yollarını kullanan yöntem anlayışının tümüyle devre dışı kalmasına yol açmıştır.

Copernicus’un sistemi öne sürdüğü niteliklerdeki evren gibi sistematik örgüsü bakımından örneğin bir Aristoteles-Ptolemaios sistemine göre çok daha yalın bir yapıdadır. Sistemin yapısı tümdengelimseldir ve bu yönüyle Euclid geometrisine benzemektedir; tüm kurucu öğeler tümdengelimsel olarak birbirlerine bağlıdırlar ve bu tümdengelimsel yapısı bakımından Euclid’e göre çok daha yalındır. Ancak içerdiği nicelik öğeleri bakımından öyle pek de yalın olduğu söylenemez. Copernicus sonuç olarak gökbilimde bir devrimi gerçekleştirmiş ve modern doğa biliminin kurucuları arasında en önde gelenlerden birisi olarak onurlu yerini almıştır.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM’ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve 2., 3., 4. Sınıf “Felsefe Tarihi” Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...