Felsefe hakkında her şey…

Ölme hakkı: İnsanlar ölümcül bir hastalığa yakalandıklarında ne zaman öleceklerine karar verebilmeli midir?

27.04.2024
Ölme hakkı: İnsanlar ölümcül bir hastalığa yakalandıklarında ne zaman öleceklerine karar verebilmeli midir?

Ötanazi savunucusu ve DignitySA‘nın kurucularından Sean Davison, Güney Afrika’da üç kişinin ölümünde rol oynadığı gerekçesiyle ev hapsi cezasına çarptırıldı. Davison, bir suç ya da cinayet işlemediğini, sadece ölmek istedikleri için bu insanlara yardım ettiğini söyledi. Anrich Burger, Justin Varian ve Richard Holland kendi yaşamlarına son veremedikleri için iyileşme umudu olmadan dayanılmaz acılar çekerek yaşıyorlardı.

Güney Afrikalı Başpiskopos Desmond Tutu, Davison’a verilen cezaya gerekçe olan yasaların değiştirilmesi için bir mücadele başlattı; zira Tutu, ölmekte olan insanların bu yaşamdan nasıl ve ne zaman ayrılmak istediklerine karar verme hakkına sahip olmaları gerektiğini savunuyordu.

Kanada’da, ABD’nin bazı eyaletlerinde ve kimi Avrupa ülkesinde yasalar intihar etmek isteyen kişiye bu isteğini gerçekleştirmesi için yardım etmeye izin veriyor. Ancak dünya genelinde bu hakka sahip olmayan milyarlarca insan var.

Bunun bir hak olup olmadığı sorusu, tıp etiğinde ve dinî gruplar arasında yıllardır süregelen bir tartışmadır.

Bu bağlamda etkin ötanazi biçimlerine karşı genel olarak üç argüman ileri sürülür:

  1. Yaşam ve ölüm üzerinde karar verme yetkisi yalnızca Tanrı’ya aittir,
  2. Tıp doktorlarının görevi yaşamı korumaktır, ölüme neden olmak değildir,
  3. Bir doktor konumunu kötüye kullanarak savunmasız hastaların canını alabilir ya da hastalar istekleri dışında öldürülebilir.

Bu argümanlar dikkate alınmak zorunda olsa da etkin ötanazi biçimlerini destekleyen argümanlar ileri sürmek de mümkündür. Önce açıklık getirmek için iki etkin ötanazi biçimine göz atalım.

Bunlardan biri gönüllü etkin ötanazi olarak biliniyor. Bu, böyle bir karar verme yetisine sahip bir hasta için ölümün hastanın çıkarına olduğu rasyonel olarak belirlenince ve hastanın bilinçli talebine dayanarak gerçekleşir. Doktorun burada gerçekleştirdiği eylem ölümün sadece fiili sebep‘idir.

Etkin ötanazinin ikinci biçimi, bir doktorun hastasının intiharına yardımcı olduğu durumdur ve bu “doktor destekli intihar” olarak adlandırılır. Doktor bilinçli olarak, kendi hayatına son verecek olan ergin bireye gerekli araçları sağlar.

Anayasal bir demokraside, etkin ötanazi öncelikle teolojik bir mesele olarak ele alınmamalıdır. Elbette inançlı insanlar bu konudaki inançlarını ifade edebilirler; ancak yasaları kendilerinin belirlemesini beklememelidirler. Her toplumda, ortak dinî değerleri paylaşmayan çok sayıda insan vardır.

hasta, doktor, tedavi, hastane

Özellikle hasta ve acı çeken insanların kendi yaşamları üzerine karar verebilmelerine izin verilmeli midir?

Çoğu devletin mevzuatı etkin ötanaziyi yasaklasa da bunun anayasaya aykırı olmadığına inananlar da vardır. Birçok anayasa mevcut konuyla ilgili şu ortak üç hakkı içerir:

  1. İnsan onuru
  2. Zalimane, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele görmeme veya cezalandırılmama hakkı da dâhil olmak üzere kişinin özgürlüğü ve güvenliği
  3. Kişinin bedeni üzerinde güvenlik ve kontrol hakkı da dâhil olmak üzere bedensel ve psikolojik bütünlüğü.

Etkin ötanaziyi destekleyen bir başka nokta daha var. Tıp biliminin gelişmesi, insanların ölüm ve yaşam üzerinde her zamankinden daha fazla kontrole sahip olduğu anlamına geliyor. Yaşam yüksek bir değere sahip olsa da bu, mutlak değildir.

İnsanlar yaşamları boyunca sağlıklarıyla ilgili kararlar alırlar. Ancak ölümcül bir hastalığa yakalandıklarında, genellikle dayanılmaz acı ve ıztırap içinde olduklarında ve hatta bazen sosyal itibarlarını yitirdiklerinde ne zaman ölmek istediklerine karar vermelerine izin verilmez.

Bir kişi ölümcül derecede hastaysa ve çok acı çekiyorsa böyle bir kişiye öngörülen tıbbi-etik parametreler dâhilinde, hastanın acısı, hastalığın seyri, hastanın zihinsel yeterliği, bilinçli karar verme ve açık iletişim kurma becerisi değerlendirilerek ölüm sürecinde yardımcı olunması için ikna edici bir gerekçe sunulamaz mı?

Bu bağlamda;

  1. Kişisel özerkliğe saygı gösterilmelidir. Bu, ergin bir kişinin kendi seçimini yapma konusunda ahlaki bir hakka sahip olduğu anlamına gelir.
  2. Dayanılmaz acılar önlenmelidir. Hiç kimse, çoğu zaman yüksek tıbbi bedeller ödeyerek acıya katlanmak zorunda bırakılmamalıdır.
  3. Yaşam artık iyi ve ölüm artık kötü olmadığında ve bu nedenle ölüm yaşamı sürdürmeye tercih edildiğinde, tıbbın rolü yaşamı iyileştirmek ve korumaktan birinin şefkatli, nazik, hassas ve saygın bir şekilde ölmesine yardımcı olmaya dönüşebilmelidir.

Herkesin “kendi anı”nı seçmesine izin verilmesi gerektiğine inanıyorum. Benim için etkin ötanazi biçimleri, yaşamın sona erdirilmesinden ziyade, acının azaltılması ve ölüm sürecinin kısaltılmasıdır.

Ölme hakkı; doktor destekli intihar ve pasif ötanazi ya da idam gibi ahlaki açıdan zaten kabul edilebilir olan ve hâlihazırda mevcut bulunan diğer uygulamalarla eş değerdedir.

Tedaviyi durdurmak bir ihmal olarak görülürken doktor destekli intihar ve gönüllü etkin ötenazi işlem olarak kabul edilir. Ancak insanlar hem işlemlerden hem de ihmallerden ahlaki ve yasal olarak sorumludur.

Bütün toplumlarda farklı görüşlere sahip birçok insan vardır. Anayasalara göre de bu görüş çeşitliliği her zaman dikkate alınmalıdır. Kimi toplumlarda yasal olarak alınan hamileliğin sonlandırılması ve ölüm cezası gibi kararlarda olduğu gibi ötanazi konusunda da karar alınabilir.

 


Bu makale Sosyolog Ömer Yıldırım tarafından www.felsefe.gen.tr için, Chris Jones’un “The right to die: unpacking an ethical dilemma in South Africa” isimli makalesinden Türkçeye çevrilip derlenerek hazırlanmıştır. Alıntılanması durumunda kaynak gösterilmesi, ahlaklıca olanıdır.

Çeviri ve Derleme: Sosyolog Ömer YILDIRIM

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...