Medya ve Küreselleşme

felsefe Nedir

Özellikle 1980’lerin başlarından itibaren yeni iletişim teknolojilerindeki radikal değişimle birlikte benzersiz gelişmeler yaşanmaktadır.

Uydu, internet ve dijital iletişim araçları gibi yeni iletişim teknolojileri zaman ve mekân algısını değiştirmiştir. Küresel medya sayesinde artık günümüzde insanlar, fiziksel olarak yaşadıkları yere/mekâna sıkışıp kalmak zorunda değildir.

Ayrıca Türkiye’nin ya da dünyanın bir ucundaki gelişmeleri takip etmek ya da oradaki insanların deneyimlerini paylaşmak için kalkıp oralara kadar gitmemiz gerekmiyor. Yeni iletişim teknolojileri bunları ayağımıza kadar getiriyor.

Küresel medya içerikleri artık dünyanın istisnasız her yerinde tüketilmektedir. Yeni iletişim teknolojileri sayesinde dünya, fiziksel olarak olmasa da algısal olarak daha önce hiç olmadığı kadar küçülmüş durumdadır. Bugün milyarlarca insan, uydu ve İnternet teknolojisiyle düne kadar sahip olmadıkları bir dizi kültürel ve sosyal deneyimi yaşayabiliyor. Hangi teorisyen ne isim verirse versin küresel medya ve kültürün etkisini çok açık bir şekilde görebiliyoruz.

Küreselleşme ve medya ilişkisini çalışan akademisyenler arasında önemli görüş farklılıkları vardır. 5. ünitede gördüğümüz gibi sürece sadece olumlu ya da olumsuz boyutundan bakanlar olduğu gibi sürecin her iki boyutuna da dikkat çekenler vardır. Kültürel emperyalizm tezinin savunucuları, küresel kültür ve medya devlerinin kontrolü tamamen ele geçirdiğini belirtirler. Gerçekten de günümüzde küresel medya piyasası medya ürünlerini üretip dağıtan büyük çok uluslu şirketlerin hakimiyeti altındadır. Örneğin 1979’da dünya haberlerinin % 80’i beş büyük Batı haber ajansından gelirken 2001 yılı itibarıyla ise dünya haber akışını büyük ölçüde AP (Associated Press), Reuters ve AFP(Agence France-Presse) sağlamaktadır. Genel olarak küresel medya pazarına baktığımızda ise bugün 7 çok uluslu şirketin hakimiyetini görmekteyiz: AOL/Time Warner, Disney, Sony, News Corporation, Viacom, Vivendi ve Bertelsmann. Bu şirketlerin hiçbiri pazara bir medya şirketi olarak girmemiştir; medya piyasasına girişleri ise aşağı yukarı 15 yıl öncesine dayanmaktadır. Hepsi de 2001 yılında dünyanın en büyük 300 finansal olmayan şirketler listesinde yer almaktadır (Adaklı, 2006: 38; Bilton vd, 2003: 331-332).

Kimi teorisyenler ise küreselleşmeyle Batılı kültürlerin diğer kültürlerle kaynaştığını ve Batıdan olmayan yeni örneklerin ortaya çıktığını ileri sürmektedirler. Ne tamamen Batılı ya da Amerikalı ne de yerel, dünyanın her tarafından gelen etkilere açık bu tip kültürel karışımlara melez (hybrid) kültür denmektedir. Melez kültürlerin oluşmasında ise medya endüstrilerinin etkisi tartışmasızdır. Ayrıca yerel kültürler Batının medya teknolojilerini kullanarak kendi kimliklerini dünya çapında yaygınlaştırabilmektedir.

Kültürel emperyalizm teorisi, dünyanın herhangi bir bölgesindeki otantik, geleneksel ve yerel kültürlerin özellikle ABD’nin göz alıcı ticari ya da medya ürünleri tarafından yok edilmeye çalışıldığını öne sürer. Bu tezin destekçileri, kültürel emperyalizmi çok farkı şekillerde açıklamaktadır. Örneğin Schiller’e göre medya ve medya teknolojilerinin, Amerika’nın savaş sonrası dönemde ekonomik, politik ve askerî tahakkümünde önemli bir rolü vardır. Diğer bir deyişle Amerikan medya ürünlerinin küresel düzeyde yayılımı, Amerikan yaşam tarzının dünyanın dört bir yanına benimsetilmesini ve Amerikanın gücünün/etkisinin sürdürülmesini sağlamaktadır. Amerikanlaşma terimi, zararsız olarak görülen medya ürünlerinin -Hollywood filmleri ya da çizgi filmlerinin izleyicileri Amerikan kültürüne adapte etmesi olarak tanımlanabilir. Amerikan medyasının egemenliği aslında sahip olduğu birtakım avantajlarla da açıklanabilir. Örneğin Amerikan TV programları daha çok izlenir; çünkü senaryoları daha karmaşıktır, oyuncular daha çekici ve tanınmış kimselerdir, daha yeni teknolojiler kullanılarak çekilmişlerdir ve yapımlar daha başarılıdır. Ancak en önemli neden, Amerikan piyasasının sahip olduğu ekonomik avantajdır. Ancak bu tez, Amerikan çizgi romanlarını okuyan ya da filmlerini izleyen insanların bunlardan doğrudan etkilendiği şeklinde anlaşılmamalıdır.

Medyanın küreselleşmesi ve küreselleşme ideolojisinin taşıyıcılığını yapması son derece önemlidir. Özellikle tüm dünyayı saran İnternet ağları ulusal sınırları bir anlamda geçersizleştirmiş, metaforik olarak ulus-devletin sınırları kalkmıştır. Başta İnternet olmak üzere küreselleşme sürecinin en önemli taşıyıcıları olarak yeni iletişim teknolojileri, ulusal sınırların aşılarak ulus-ötesi kamusallıkların oluşmasını mümkün kılmaktadır. Böylece ulus-devletlerin türdeş ve dışa kapalı ulusal kültürleri korumaları oldukça zorlaşmıştır. Küresel kapitalizm, sadece küresel ekonomi-politiği yapılandırmakla kalmamakta; bu süreç içinde kapitalizmin ve tüketim kültürünün değerlerini ve yaşam felsefesini taşıyan ticarileşmiş medya ürünlerinin dağıtım yoluyla küresel kültürü de belirlemektedir.Gerçekten de günümüz tüketim kültürünün ve tüketimcilik ideolojisinin yeniden üretiminde medyanın çok önemli bir rolü vardır.

Kaynak: T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2387, AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1384

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*