Tepkisel Davranış ve Edimsel Davranış

felsefe Nedir

Skinner’e göre davranışlar iki türlüdür: Tepkisel ve edimsel davranışlar. “Tepkisel davranış”, belli bir uyarıcı tarafından ortaya çıkarılır. Tüm refleksler tepkisel davranıştır. Çünkü, belli uyarıcılar karşısında davranış oluşur. Uyarıcı olmadan davranış ortaya çıkmaz. Örneğin; ışık karşısında göz bebeklerinin küçülmesi (ışık yoksa göz bebeği küçülmez), üşüyen birinin titremesi (üşüme olmadan titreme olmaz), eline iğne batan birinin elini çekmesi (batmanın acısı olmasa elini çekmez) birer tepkisel davranıştır. Burada doğal bir uyarıcı ve tepki (U-T) ilişkisi vardır.

Skinner; Pavlov ve Watson gibi araştırmacıların bu refleksif tepkilerin öğrenilmesine ilişkin süreci açıkladıklarını ifade etmiş ve dolayısıyla klasik koşullanmada öğrenilen şeyin tepkisel davranışlar olduğunu söylemiştir. Bu nedenle klasik koşullanma tarzındaki öğrenmelere “tepkisel koşullanma” demiştir.

Skinner, canlıların sergilediği davranışların büyük çoğunluğunun belli uyarıcılar karşısında ortaya çıkmadığını, davranışı ortaya çıkaran net bir uyarıcıdan söz etmenin mümkün olmadığını ifade etmiştir. Burada davranışı oluşturan uyarıcı değil, organizmanın kendisidir. Bu tür davranışlara “edimsel davranış” adını vermiştir. Edimsel davranışlar organizma tarafından kendiliğinden ortaya konur ve sonuçları tarafından kontrol edilir. Örneğin; teneffüste sırasında şarkı söylemeye başlayan bir çocuk, arkadaşları tarafından alkışlanır, övülürse daha sonra bu davranışını tekrarlama ihtimali kuvvetlenir. Burada çocuğun şarkı söylemesini tetikleyen bilinen bir uyarıcı söz konusu değildir.

Zaten Skinner’e göre bu davranışın tekrar ortaya çıkıp çıkmaması, niçin şarkı söylediğiyle alakalı değil; şarkı söylemenin neticesinde hoşuna giden bir sonuç elde edip etmemesine bağlıdır. Eğer çocuk şarkı söylediğinde çevresindekiler olumsuz yaklaşırlarsa (örneğin susturma ya da yuhalama gibi), bir daha sınıfta şarkı söyleme ihtimali oldukça azalacaktır. İşte bu örnekteki gibi, Skinner edimsel davranışların öğrenilmesinin de uyarıcılara bağlı olduğunu, ancak bu uyarıcıların davranıştan önce (onu ortaya çıkaran) uyarıcılar değil, davranışın sonucu olarak ortaya çıkan uyarıcılar (alkışlanma ya da yuhalanma gibi) olduğunu ifade etmiştir.

Skinner’e göre edimsel davranışların iki türlü sonucu olabilir: (1) Yapılan davranışın soncunda organizmanın hoşuna giden bir sonuç ortaya çıkar veya (2) davranış sonucunda organizma hoşlanmadığı bir sonuçla karşılaşır. Skinner edimsel davranışların, sonuçları tarafından kontrol edilmesi neticesinde öğrenilmesine “edimsel koşullanma” adını vermiş ve kuramı da adını buradan almıştır.

Skinner’in edimsel koşullanma diye adlandırdığı süreç, Thorndike’ın “etki kanunu” adını verdiği süreçle büyük bir benzerlik göstermektedir. Skinner, klasik koşullanma kuramcılarının U-T ilişkisi şeklindeki koşullanma sürecini, T-U şekline çevirerek (tepkiden sonra ortaya çıkan uyarıcının öğrenmeyi etkilediği görüşü) öğrenmeye yepyeni bir bakış kazandırmıştır.

Skinner; edimsel koşullanma ile ilgili deneylerini, “Skinner Kutusu” diye adlandırılan, özel olarak geliştirdiği bir düzenekle deneysel olarak incelemiştir. Bu düzenekte bir hoparlör, ışıklar, bir kol (manivela) ve bir yiyecek kabı bulunmaktadır. Ayrıca olumsuz uyarıcı verilmesi gereken durumlar için kutunun zemininde elektrik geçiren metal teller bulunmaktadır. Kutuya aç olarak bırakılan hayvan (çoğunlukla fare veya güvercin), kola (manivelaya) basınca hemen yanındaki kaba yem düşmekte ve hayvanın “kola basma davranışı” ödüllendirilmektedir. Düzenek hayvanın ne sıklıkla kola bastığını da kaydetmektedir. Çünkü Skinner’e göre öğrenme, tepki sıklığındaki artış (performanstaki artış) olarak ele alınmaktadır.

Kaynak: ATA-AÖF, EĞİTİM PSİKOLOJİSİ, Yrd. Doç. Dr. Muhammed ÇİFTÇİ

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*