Felsefe hakkında her şey…

Marksist tarih kuramları

03.11.2022

Marksist tarih kuramının Marx ve Engels’in tarih görüşlerinden sonra 20. yüzyılda da savunucuları olmuştur. Bunlar arasında en önemli Marksist düşünürler Georg Lukacs, Antonio Gramsci, Ernst Bloch gibi kimi düşünürlerdir ve bunlar Marksist düşünceyi temsil eden önde gelen isimler arasındadır. Marksist materyalist tarih tasarımını Lukacs’ın Hegelci-Marksizmi ile Althusser’in Yapısalcı Marksizmi, farklı biçimlerde yorumlamışlardır.

G. Lukacs Yeni Kantçılığın ve Dilthey’ın tarih anlayışlarını “burjuva tarih kuramı” olarak betimleyerek eleştirmiştir. Lukacs’a göre burjuva tarih kuramları tarihi tekil ve özel olaylar olarak ele alarak tarihi ussallaştırılmaz bir süreç ve olgular yığını hâline getirmişlerdir. Bu da tarihsel olayları akla uygun olmaktan çıkararak bir belirsizlik içine atmaktadır (Özlem 2010: 183). Bu tür kuramlar Lukacs’a göre kapitalizmin ürünü olan kuramlardır. Bir Marksist olan Lukacs kapitalizme karşı çıkmak adına bu tür burjuva tarih kuramlarına karşı çıkılması gerektiğini düşünür. Lukacs’a göre tarihsel olayları sürekli bir değişim süreci içinde kavrayacak kuramlara gerek vardır. Ayrıca tarihte bir gelişim vardır ve bunu görmeyerek tarihi basit deneysel olgular hâlinde ele almak da hatalıdır. Tarihteki deneysel olguların arkasında bir gelişim çizgisi bulunabilir ve bunun için de tarihe diyalektikle bakılmalıdır. Böylece tarihte diyalektik bir bütünlük görülebilir. Toplumu bir bütün olarak betimlememizi sağlayan ve tarihsel sürece yön veren ekonomik kategoriler vardır. Bu kategorilerin varlığı toplumun bütünlüğünde zeminini bulur ve bu yüzden de tarihte bir belirlenmişlik vardır. Ekonomik kategoriler her tarihsel dönemde tarihsel sürece yön vermemiş olsalar bile günümüz kapitalist toplumunda temel belirleyici etkenler olarak karşımıza çıkarlar.

Gramsci ise ekonomi yasalarının her tarihsel dönemi belirlemese bile belirli tarihsel dönemlerdeki toplumsal yapıyı belirlediklerini düşünür. Gramsci’ye göre “Marksizm, her şeyi açımlayan bir din ya da tüm varlık alanlarını taşıyan bir ontoloji değil, bir genel tarih metodolojisidir” (Özlem 2010: 185). Bu metodoloji de tekillikler olarak tarihsel olaylardaki eğilim yasalarına yönelir. Bu yasalar da temelini tarihteki toplumsal yapılarda bulurlar. Gramsci ayrıca tarihin hem felsefe hem de siyaset ile özdeş olduğunu düşünür. Gramsci’ye göre insan geçmişi her zaman eylem içinde yorumlar. Geçmişi yorumlayan insan ise şimdinin insanıdır ve şimdiyi eylemleriyle yapmaktadır. Bu yüzden her tarih aslında şimdinin tarihidir. Şimdi yaşayan ve şimdiyi yapmakta olan insanın geçmişi yorumlamasıdır.

Lukacs’a göre tarihi tekil olgular yığınına ayırarak değil, bütünleştirerek ele almak gerekir.

E. Bloch’a göre ise tarihin kökeninde insan emeği vardır. Çünkü tarihin ortaya çıkışı insanın çalışmasıyla olanaklı olmuştur. Bu yüzden de tarih bir üretme sürecidir ve insan da bu sürecin öznesidir. Başka bir deyişle insan üretilmiş olan tarihin taşıyıcı öznesidir. Bu anlamda tarih insan emeğine dayalı maddi koşullar sürecidir. Bloch’u Marx’ın görüşlerinde ayıran nokta tarihin henüz gerçekleşmemiş olana doğru gidişinde dolayı tarihin sonuna ilişkin konuşamayacağımızdır. Tarihin gittiği nokta hakkındaki bütün insan söylemi sonunda gelir ütopik fantazilere varır.

Kaynak: TARİH FELSEFESİ II, s. 65-66, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2888 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1845

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...