Mantıksal Kötülük Problemi

felsefe Nedir

Mantıksal kötülük problemi evrendeki kötülüğe dayalı olarak, iyi ve güçlü olan bir Tanrı’nın varlığına inancın imkânsız, dolayısıyla da akıl dışı olduğunu ileri sürer. Problemin bu türü, genellikle, aşağıdaki türden bir akıl yürütmeyle ortaya konur:

  1. İyi bir Tanrı kötülüğe engel olmayı ister.
  2. Her şeye gücü yeten bir Tanrı kötülüğe engel olabilir.
  3. Ama kötülük ortadan kalkmıyor.
  4. (Sonuç): Öyleyse bu tür iyi ve her-şeye-gücü-yeten bir Tanrı var olamaz.63

John Hick’e göre, bu dilemma ilk kez Epikurus tarafından formüle edilmiş ve Lactantius tarafından şöyle alıntılanmıştır:

“Tanrı ya kötülükleri def etmek istiyor da gücü yetmiyor; ya gücü yetiyor, fakat O, bunu istemiyor; ya da O bunu ne istiyor ne de buna gücü yetiyor; veya hem istiyor hem de gücü yetiyor. Eğer istiyor da gücü yetmiyorsa, O güçsüzdür (feeble) ki, bu Tanrı’nın karakterine uygun değil; eğer gücü yetiyor da istemiyorsa, O kıskançtır (envious) ki bu da aynı derecede Tanrı’yla uyuşmaz; eğer ne istiyor ne de gücü yetiyorsa, O hem kıskanç hem de güçsüzdür, bu durumda zâten Tanrı değildir; eğer hem istiyor hem de gücü yetiyorsa ki, Tanrı’ya yakışan (suitable) da sadece budur, o zaman kötülük hangi kaynaktan geliyor? ya da Tanrı neden onları savmıyor?”64

Mantıksal kötülük probleminin çok bilinen ifâdelerinden biri de çağdaş filozof John L. Mackie tarafından ileri sürülmüştür. O’na göre, Tanrı’nın var olduğunu ve tamâmen iyi ve her şeye gücü yeten olduğunu, aynı zamanda da kötülüğün var olduğunu kabul etmek çelişkidir.65

Bununla birlikte, Mackie`e göre problem yukarıdaki üç önermenin varlığından hareketle hemen ortaya çıkmaz. İyi, kötü ve mutlak kudret kavramlarıyla ilgili, onun pekiştiren daha birtakım ek öncüller ya da yarı mantıki prensipler vardır. Bu ek prensipler şunlardır: İyilik kötülüğün karşıtıdır, öyle ki, iyi bir şey, mümkün olduğu ölçüde dâima kötülüğü ortadan kaldırır ve ayrıca, mutlak kudrete sâhip olan bir varlığın yapabileceği şeylerin sınırı yoktur. Bunlardan şu sonuç çıkar: Mutlak iyi olan kötülüğü tamâmen ortadan kaldırır. O halde, mutlak iyi vardır, ancak kötülük de vardır, önermeleri çelişkilidir.66

Mackie’e göre, “Tanrı vardır” önermesi ve onun kötülüğün yokluğuna işâret eden (gerekli kılan) ek ilkesi ile, kötülüğün var olduğu önermesi açıkça çelişkidir.67 Eğer gerçekten kötülük varsa, bu tür varlık (Tanrı) olamaz.68

Mackie’nin mantıksal versiyonunun en yalın bir biçimde ifâdesi şudur:

  1. Tanrı her-şeye-gücü-yetendir,
  2. Tanrı tamâmen iyidir,
  3. Kötülük vardır.

Bu üç önerme arasında bir çelişki olduğu gözüküyor, şöyle ki, eğer onlardan herhangi ikisi doğru olsa üçüncüsü yanlış olurdu. Fakat aynı zamanda üçünün hepsi de çoğu teolojik iddianın aslî parçalarıdır: öyle görünüyor ki, teologlar bu üçüne topluca bağlı kalmalıdırlar (must), ama tutarlı olarak bağlı kalamazlar (cannot consistently).69

Görülüyor ki, böyle bir akıl yürütmeye göre teistik anlamda bir Tanrı’nın varlığı ile kötülüğün varlığı mantık bakımından çelişik ve çelişkilidir. Yâni, burada Tanrı’nın varlığı kötülüğün olmamasını, kötülüğün varlığı da Tanrı’nın olmamasını gerekli kılmakta, dolayısıyla mutlak kudret ve iyilik sahibi bir Tanrı kavramı ile kötülükler arasında mantıki bir çelişki sergilenmektedir.70

Teistler bir yanda ilim, kudret ve iyilik sıfatları sahibi bir Tanrı’nın var olduğunu tasdik ediyorlar, öte yandan da dünyada kötülüğün mevcûdiyetini kabul ediyorlar. Oysa Mackie ve mantıksal versiyonun sağlamlığını savunan öteki eleştirmenlere göre bu önermeler arasında tutarsızlık veya çelişki vardır; temel mantık ilkelerinden çelişmezlik ilkesine göre bu üç önermenin üçü birden aynı anda aynı kişilerce kabul edilemez. Yukarıda görüldüğü gibi bu üç önerme aralarında çelişki olmadığı aşikar olan, Tanrı’ya ait iki önermeyi birleştirirsek, ‘Tanrı her-şeye-gücü-yetendir ve tamâmen iyidir’, önermesini elde ederiz. Bunun karşısına da ‘kötülük vardır’ önermesi konulmaktadır. Bu durumda tartışma konusu önermeler geçici olarak ikiye indirilebilir:

  1. Tanrı her-şeye-gücü-yeten ve tamâmen iyi olandır.
  2. Kötülük vardır.

Bu iki önerme arasında çelişki olduğu iddia edilmektedir. Rasyonel bir insan iki tutarsız veya çelişik önermenin her ikisini de kabul edemeyeceğine göre, ya inançlarının tutarsız, çelişkili ve irrasyonel olduğunu kabul edecek ya da mantıksal bir hata işlemek istemiyorsa bu önermelerin birinden vazgeçecektir.71 En azından, önermelerden birinden vazgeçen kimse için problem yoktur mânâsında problemin çözülebileceği açıktır.

Eğer Tanrı bütünüyle iyi değildir, ya da Tanrı gerçekten mutlak güç sahibi değildir, yahut kötülük yoktur, veya iyilik mevcut kötülüğün karşıtı değildir ve sonsuz kudret sahibi varlığın yapabileceği şeyler sınırlıdır demeye hazırsanız, kötülük probleminin sizin problem olmadığı ortaya çıkar.”72 Mackie kötülüğün teizm için oluşturduğu problemi ortaya atmakla şunu amaçlar: Bu, teistin önünde bağlı olduğu inançların bir çoğunu açıklama ve eğer mümkünse uzlaştırmak görevini koyar. O, ne ilerideki buluşlarla çözüme kavuşabilecek bilimsel bir sorun, ne de üzerinde düşündükten sonra verilen herhangi bir karar ya da eylemle çözülebilecek pratik bir meseledir.73

Mackie`e göre, bu hususlar zâten kendiliğinden apaçıktır; “ama ben bu hususları, sadece, “peki sen, problemi kendin çözebilir misin?”, yahut “bu, bize daha sonra bildirilecek bir sırdır” ya da “kötülük karşılaşılacak ve üstesinden gelinecek bir şeydir; sadece tartışılacak bir şey değil” gibi kimi söylemleri ileri sürmek suretiyle, zaman zaman probleme kaçamak bir cevap veren teologlarca bilinmezlikten gelindiği için zikrediyorum” der Mackie.74

Mackie, ilahiyatçılar tarafından özellikle bu konunun ihmal olunduğuna ve geçiştirilmeye çalışıldığına, bu nedenle de kendisinin bu konu üzerinde fazla durduğuna dikkat çeker. Mackie`nin kullanıdığı anlamda kötülük problemi, kendisini hem mutlak iyi hem de mutlak güçlü bir Tanrı’nın varlığına inananlar için daha güçlü hissettirmektedir. Bu bir dizi inancı açıklayan ve uzlaştıran mantıksal bir problemdir. Fakat Mackie bu problemin ne daha ileri seviyedeki araştırmalarla çözülebilecek bilimsel bir problem olduğuna, ne de eylem ya da kararla çözülebilecek pratik bir mesele olduğuna inanmaktadır. Dolayısıyla Mackie`e göre problem teizmden ya da teistik önermelerden en az birinden vazgeçmediğimiz sürece çözülmez olarak kalacaktır.

Konu Başlıkları

KAYNAKÇA

63 Stuart Brown, Philosophy of Religion: An Introduction with Readings, London, Routledge,
2001, s. 86; Rick Rood, “Tanrı ve Kötülük: İyi Bir Tanrı Kötülüğe Nasıl İzin Verir?”,
(Çevrimiçi) www. Northave.org/MGManual/GodvsEvil/Godvse1.htm./, 22 Kasım 2004: Metin
Yasa, Tanrı ve Kötülük, Ankara, Elis Yayınları, 2003 içinde, s. 98; Edward R. Wierenga, The
Nature of God: An Inquiry into Divine Attributes, Ithaca and London, Cornell University
Press, 1989, s. 126.
64 Hick, Evil, s. 5; Ayrıca bkz.: Leszek Kolakowski, Religion, New York/Oxford, Oxford
University Press, 1982, s. 19.
65 Mackie, “Evil and Omnipotence”, The Problem of Evil: Selected Readings, Ed.
Michael Peterson, Notre Dame, University of Notre Dame Press, 1992, s. 87.
66 Mackie, “Evil and Omnipotence”, s. 88.
71 Alvin Plantinga, God and Other Minds: A Study of the Rational Justification of Belief in
God, London, Cornell University Press, 1990, s. 116, 117.
72 Mackie, “Evil and Omnipotence”, s. 90; Miracle of Theism, s. 151.
73 Mackie, Miracle of Theism, s. 150-151.
74 Mackie, “Evil and Omnipotence”, s. 89.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*