Felsefe hakkında her şey…

Katip Çelebi kimdir?

03.11.2022
211

Katip Çelebi 1609 il 1659 yılları arasında yaşamış olan Osmanlı dönemi düşünürlerinden birisidir.

Katip Çelebi hikmet ilmini tanıtırken İslam’da felsefenin nasıl başladığını ve geliştiğini içeren kısa bir felsefe tarihi resmi çizmiştir. Söz konusu resim, Halife Me’mun felsefenin benimsenmesindeki katkılarını, Me’mun’un rüyasında Aristoteles’i güzel huylu bir adam olarak görüp, nedenini sorduğunda, Aristoteles’in, “akılda güzel olan şeydir”, “şeriatta güzel olan şeydir” şeklinde cevap vermesi, Bizans’tan felsefe kitaplarının getirilmesi için girişimleri, Atina ve felsefe hakkında malumatlara yer vermesi, kendi dönemine kadar İslam dünyasında felsefenin seyrini içermektedir (Katip Çelebi 2007/2, 568-570).

Katip Çelebi’ye göre, yaratılıştan beri bütün kavimler ve ümmetlerin arasında zaruri, gerçek ve bir delile dayanan, varlıkların hakikatini araştıran ilimler olmuştur. Vahiy kitaplarında bildirilen şeriat ilimleri ile akli ilimlerin konuları ve meseleleriyle bir çok noktada birleşip uyuşmuşlar, bazı maddelerde de ayrılmışlardır. Bundan dolayı Hıristiyan milletler felsefeyi reddetmişler, Müslümanlar Tehafüt (reddiye) ile karşılık vermişler fakat reddetmemişlerdir (Katip Çelebi 1993, 6; Katip Çelebi 2007/2, 568).

Katip Çelebi felsefeyi olumlu bir gözle değerlendirmektedir. Felsefenin İslam dünyasındaki seyrini anlatırken bu olumlu izlenimi açıkça ortaya çıkmaktadır.

Katip Çelebi’ye göre Osmanlı Devleti’nin orta dönemlerine kadar Anadolu’da felsefeye ve hikmete çok önem verilmiştir. Bu asırlarda insanın değeri, öğrendiği ve kavradığı akla ve nakle dayalı ilimlerle ölçülmüştür. Onların döneminde hikmet ile şeriatı bir araya getirecek insanlar ortaya çıkmıştır. Duraklama dönemine geldiği zaman bazı müftülerin felsefe öğrenimin yasaklamaları, hidayeti ve en mükemmel olanı yönlendirmesi sebebiyle ilimlerin rüzgarı durgunlaşmış ve azalmıştır, az miktarda belirtisi dışında ilimler tamamen yok olmuştur (Katip Çelebi 2007/2,567- 568).

Fatih, Semaniye Medresesi’ni yaptırıp kanuna göre iş görülüp okutulsun diye vakfiyesinde yazmış ve Haşiye-i Tecrid (açıklamalı kelam kitabı) ve Şerh-i Mevakıf (el İci’nin kelama ilişkin kitabının şerhi) derslerinin okutulmasını bildirmişti. Sonra gelenler bu dersler felsefiyattır diye kaldırıp Hidaye ve Ekmel (Peygamberin mükemmeliğini konu edinme) derslerini okutmayı akla uygun görmüşler. Yalnız bunlarla yetinmek akla uygun olmadığı için ne felsefe kaldı ne de Hidaye kaldı, ne Ekmel. Bununla Osmanlı ülkesinde ilim pazarına kesat gelip bunları okutacak olanların kökü kurumaya yüz tuttu (Katip Çelebi 1993, 9). Bu cahillikten sonra Anadolu’da yetişen öğrenciler İstanbul’da tavra atmışlardır (Katip Çelebi 1993, 9-10).

Nedim, Fihris’de (Fihrisü’l Ulum) hikmet ile meşgul olanların ve kişilik olarak hikmeti kabul ettiği bilinen kimselerin dışındakilere hikmetin yasaklanmış olduğunu nakletmiştir. Felsefeciler hikmet ve felsefe öğrenmek isteyenlerin doğum tarihlerine bakıp; eğer doğum tarihlerinden, kişinin bu ilmi elde edeceği çıkartılırsa, onu çalıştırmışlar ve ona hikmet sunmuşlar, aksi olduğunda öğrenci olarak kabul etmemişlerdir (Katip Çelebi 2007/2, 568). İbni Haldun’un da anlattığı gibi, bu durum devletin çöküşünün belirtilerindendir (Katip Çelebi 2007/2, 568).

Katip Çelebi’ye göre hikmetin konusu varlıkta ve zihinlerde varolan şeylerdir. Hikmet, mevcut varlıkların hakikatlerini insanın gücü oranında bilmesidir, şeklinde tanımlanmış ve böylece konusu mevcut varlıklar olarak belirlenmiştir. Hikmetle elde edilen sonuçlar, şu andaki olgunluklarla onurlanmak ve sonraki hayatta ahiret mutluluğunu elde etmektir. Söz konusu varlıklar, ya fiillerdir, ya da önce insan gücü ve seçmesi sayesinde varolan amellerdir. Birincinin durumlarını bilmek, hayatın ve ahretin düzeltilmesine yol açması bakımından pratik hikmet diye isimlendirilir. İkincinin durumlarını bilmek teorik hikmet diye isimlendirilir. Çünkü bununla amaçlanan şeyler, araştırma ile ortaya çıkan şeylerdir, bunların her ikisi de üç bölümdür. (Katip Çelebi 2007/2, 564-565).

Pratik olanın kısımları,

  1. Erdemlerle donanması ve ahlaksızlıkları bırakması için kişinin tek başına yararlı işlerini bilmektir. Buna ahlakın düzeltilmesi denir.
  2. Aile gibi birlikte yaşayan topluluğun yararlı işlerini bilmektir; buna ev idaresi denir.
  3. Şehirde beraber yaşayan topluluğun yararlı işlerini bilmektir; buna şehir yönetimi denir (Katip Çelebi 2007/2, 565).

Teorik olanın kısımları,

  1. İlah gibi dıştaki varoluşta ve kavrayışta maddeye ihtiyacı olmayan şeyleri bilmek olan ilahi ilim;
  2. Küre gibi dıştaki varoluşta kavrayış dışında bunlara ihtiyacı olan şeyleri bilmek olan orta ilim denen matematik ve öğretim ilgili olanlar girer.
  3. İnsan gibi dıştaki varlıkta ve kavrayışta bunlara ihtiyacı olan şeylerin durumlarını bilmek olan yakin ilmi ya da doğayla ilgili ilimler yer alırlar.

Bazı kimseler maddeye asla ihtiyacı olmayanları iki kısma ayırmışlardır, ilah ve akıllar gibi mutlaka maddeyle aynı olmayanlar, teklik, çokluk ve diğer genel işler gibi ihtiyaç duyma şeklinde olmaksızın maddeyle aynı olanlar; birincinin durumlarını bilmeye ilahi ilim denir. İkincinin durumlarını bilmeye de genel ilim ve temel felsefe denir (Katip Çelebi 2007/2, 565).

Bilimler sınıflamasında felsefeye önemli bir yer verilmiştir. Katip Çelebi’ye göre felsefe ilimleri dört çeşittir: Matematik ilimleri, mantık ilimleri, fizik ilimleri ve ilahi ilimler (Katip Çelebi 2007/3, 1031).

Matematik ilimler dört bölümdür: aritmetik, geometri, astronomi, musiki. (Katip Çelebi 2007/3, 1031-1032). Mantık ilimleri beş çeşittir: Analitik, şiir sanatını bilmektir. Buturika, hitabet sanatını bilmek. Butika, tartışma sanatını bilmektir. Vulutiki,kesin delil sanatını bilmektir. Sofistika, demogoji sanatını bilmektir (Katip Çelebi 2007/3, 1032).

Fizik İlimleri, yedi çeşittir:

  1. İlkeler ilmi. Cismin kendisinden ayrılmayan, madde, şekil, zaman, mekan ve sebep olan beş şeyi bilmektir.
  2. Gök ve evrenin içindekilerin ilmidir.
  3. Dünya ilmidir
  4. Atmosfer olayları ilmi
  5. Madenler ilmi,
  6. Bitkiler ilmi.
  7. Canlılar ilmi tıp ve dallarını da içerir. (Katip Çelebi 2007/3, 1032).

İlahi ilimler beş çeşittir:

  1. Zorunlu varlık ve niteliği.
  2. Manevi varlıklar ilmi melekelerden ibaret olan faal akılla ilgili basit cevherleri bilmektir.
  3. Ruhla ilgili ilimler. Vücut sahibi olmuş ruhları ve kuşatıcı felekten dünyanın merkezine kadar felek ve doğa varlıklarındaki yaygın olan ruhları bilmektir.
  4. Siyasetle ilgili bilgiler ilmi beş çeşittir. a-Peygamberlik siyaseti ilmi, b- Yöneticilik siyaseti ilmi, bu öbekte çiftçilik, denizcilik ve çobanlık da yer alır. Şehirlerin kurulması için işin başında ihtiyaç duyulur c- Asker yönetme, savaş hileleri, veterinerlik, doğancılık, kralların adabı. d- Toplumu yönetme ve özel kişileri yönetme ilmi gibi şehirle ilgili ilimdir. e- Ev yönetimidir
  5. Kendini yönetme ilmi ahlak (Katip Çelebi 2007/3, 1032).

Katip Çelebi, felsefe hakkında bütün olumlu düşüncelerine rağmen, felsefe ilimlerinde çalışmanın iki şartla helal olacağını bildirmiştir.

  • Zihni İslam inançlarından boş olmamak bilakis dininde güçlü ve şerefli, şeriat hakkında geniş bilgili olmak.
  • Felsefenin şeriata aykırı problemlerine geçmemektir. Eğer geçerse onları sadece cevap vermek için kullanmalıdır (Katip Çelebi 2007/1, 45).

Bu türden şartlar getirilmesinin asıl nedeni ilimlerin görevleriyle ilgilidir. Ona göre ilimlerin en üstünü Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve Allah hakkında belirlenenleri bilmektir, çünkü neticesi ebedi mutluluktur (Katip Çelebi 2007/1, 26).

Kaynak: TÜRKİYE’DE FELSEFENİN GELİŞİMİ I, s. 12-14, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2456 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1428

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...