Çocuklukta Görülen Davranış Bozuklukları

felsefe Nedir

Davranış bozuklukları, çocuğun çeşitli ruhsal ve bedensel nedenlere bağlı olarak iç çatışmalarını davranışlarına aktarması sonucu ortaya çıkar. Bu çocuklar, sürekli hırçınlık, kavgacılık, sinirlilik, geçimsizlik, , okuldan kaçma, çalma ve kuralları çiğneme gibi belirtiler gösterirler. Bu davranışları sergileyen çocuklar, çevresiyle ilişkileri sürekli olarak gergin ve sürtüşmelidir.

Çalma

Çalma, her yerde ve her çağda, yalandan daha çok ayıplanan ve sıklıkla da cezalandırılan bir davranıştır. Yinelenen çalmaların en önemli nedenini çocuğun doyumsuzluğu ve temel ihtiyaçlarının yeterli ve zamanında karşılanmamış olmasından kaynaklanır. Yanlış modeller, olumsuz çevre koşulları, çalma davranışında önemli rol oynar.

Yalan

Yalan söylemek, toplumda sıkça rastlanan bir davranıştır. Bolca yalan söylenen çevrelerde çocukları yalandan uzak tutmak oldukça zordur. Çocuğa hem açık sözlü olmayı öğretmek hem de onu yalana kaymayacak şekilde yetiştirmek önemli bir eğitim sorunudur. Bazı ana babalar, çocuğun olmamış şeyleri olmuş gibi anlatmasını yalan sayar. Oysa çocuklar gerçeğe uydurma yoluyla ulaşır.

Yalanlar, önemli ve önemsiz olmak üzere iki şekilde olabilir. Önemsiz yalanlar abartmalı övgüler, günlük yaşamda görgü kurallarına uygun düşen küçük yalanlar sayılabilirken, önemli yalanlar başkasını bilerek aldatmak amacıyla söylenen yalanlardır. Çocukların söylediği yalanlarda çocuğun gerçeği iyi değerlendirememesi, gördüğü ve duyduğu şeyleri uydurması veya olmamış şeyleri olmuş gibi anlatması söz konusudur. Çocukları yalana iten, çoğunlukla yetişkinlerin gerçekler karşısındaki çelişkili tutumlarıdır. Anne ve babanın yalanına çocuğunu ortak etmesi ve bunun sonucunda çocuğa susması konusunda ödüller vaat etmesi ile çocuk yalanlardan kendine kazanç sağlamak gibi bir alışkanlık elde eder. Bazı çocuklar yalan söylerken bir özlemini dile getirebilir.

Çocuklara:

  • Güven duygusu aşılanmalıdır.
  • Anne baba tutumlarında çelişkili durumlardan kaçınılmalıdır.
  • Çocuğa uygun modeller sunulmalıdır.
  • Çocuğu doğru söylemeye teşvik edici pekiştireçler kullanılmalıdır.
  • Çocukla sağlıklı iletişim ve etkileşim kurulmalıdır.
  • Çocuğun yapacağı olumsuz davranışları karşısında alacağı tepkilerle başa çıkma yolları öğretilmeli ve yalandan uzaklaştırılmalıdır.
  • Yalan söylemenin önlenmesine ilişkin öneriler sunulmalıdır.
  • Öğretmenin, ailenin hoşgörülü ve anlayışlı olması sağlanmalıdır.
  • Çocuğun okul ve sosyal yaşamda başarılı olması sağlanmalıdır.
  • Okul ortamındaki kuralların, verilen sorumlulukların ve beklentilerin çocuğu başarabileceği düzeyde olmasına dikkat edilmelidir.

Pika

Besleyici olmayan bir maddenin sürekli olarak yenmesidir. Pikanın temel özelliği, yenilebilir olmayan maddelerin en az bir ay süreyle sürekli olarak yenilmesidir. 1-6 yaş grubundaki çocuklarda daha sık görülür. İyi bakımı olmayan, zihinsel yetersizliği olanlarda ve otizm bozukluğu olanların %60’ında rastlanmaktadır.

Pikayı Önleme Yolları: Fizyolojik nedenlerin (demir eksikliği vb.) tedavisi bir kısım çocuklarda pikanın düzeltilmesine katkı sağlayabilir. Pika tedavisi edebilmek için onu iyi tanımak gerekir. Çocuğa güvenilir bir ortam oluşturma, yeterli denetim sağlama ve doyurucu bir aile çocuk ilişkisinin kurulması gerekir.

Uyku Bozuklukları

Uyku, organizmanın dış dünya ile alışverişinin algılarının ve tepkilerinin kaybolduğu geriye dönüşümlü bir davranış ve bilinç durumudur. Bedeni onarım ve yeni güne hazırlama görevi vardır.

Uyku bozukluğunu önlenme yolları

  • Çocukların yaşına ve dinlenme ihtiyacına göre bir yatma saati belirlenmeli
  • Küçük çocuklar yaklaşık 10 saat uyumalı
  • Çocukları yatmaya hazırlamak için gevşetici, sakinleştirici etkinlikler yapılmalı.
  • Öğünlerden önce iştah kapatıcı gıdalar verilmemeli
  • Düzenli bir beslenme alışkanlığı kazandırılmalı
  • Sevdiği bir oyuncakla yatmasına izin verilmeli
  • Cezalandırmak amacıyla yatağa sokulmamalı
  • Çocuğun yaşına göre sofra hazırlanmalı
  • Uyku öncesinde çocuklu ilgilenmeli
  • Uyandığında da çocukla ilgilenilmelidir.

Kaynak: ATA-AÖF, GELİŞİM PSİKOLOJİSİ, Doç. Dr. Mücahit DİLEKMEN

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*