Kavrama, Kavrayarak Öğrenme Nedir?

felsefe Nedir

Kavrama, deneme-yanılma yoluyla değil, içgörü geliştirerek gerçekleşen bir öğrenmedir. Gestaltçı psikolog Wolfgang Köhler 1920’lerde şempanzeler üzerinde bir dizi öğrenme deneyi gerçekleştirdi ve o zamandan bu yana, bu kavrama konusundaki bu deney sonuçlan bilişsel öğrenmenin kanıtı olarak gösterilmektedir.

Gestalt yaklaşımın öğrenme anlayışımıza sağladığı en önemli katkı içgörü kavramıdır. İçgörüsel öğrenme bireyin o anda gerçekten anladığı duygusuyla birdenbire oluşur. Böyle bir öğrenme unutmaya özellikle dirençli ve yeni durumlara transfer edilmesi kolaydır. Bu tür öğrenmeyi içgörü ile ilişkilendirilir. En temel özelliği, bireyin problemin çözümünü bir süre düşündükten sonra aniden bulmasıdır (Aydın, 2008).

Şempanzeleri arasında Sultan’la yaptığı deneyler, psikoloji ders kitaplarının klasikleri arasına girmiştir. Köhler, deneylerinden birinde muzları tavana, Sultan’ın ulaşamayacağı yüksekliğe yerleştirmiştir. Sultan ilk önce zıplayarak muza ulaşmaya çalışmış ama çabalan bir sonuç vermemiştir. Muza ulaşma çabalarından vazgeçen Sultan problem alanını baştan sonra gözden geçirmiş ve tavanda asılı muzlara ve kafesin içinde gelişigüzel konmuş sandıklara bakışı takılmıştır. Bir an problem alanını başka bir gözle gören Sultan problemin çözümünü kavramıştır. O andan sonra hiçbir deneme yanılma yaşantısına girmeksizin seri hareketlerle sandıktan üst üste koyan Sultan, bunların üzerine tırmanarak muzlara ulaşmıştır.

Sultan’la yapılan ikinci bir deneyde, Köhler, Sultan’ı benzer bir problem durumuna sokmuştur. Bu defa muzları parmaklıkların dışına, Sultan’ın koluyla ulaşamayacağı bir mesafeye yerleştirmiştir. Muza parmaklıkların arasından kolunu uzatarak ulaşmaya çalışan Sultan’ın çabalan bir sonuç vermemiş ve Sultan muza ulaşmaya çabalamaktan vazgeçmiştir. Daha sonra kafesin içine göz gezdirip sağda solda dağınık halde bulunun sopaları gören Sultan, problemin çözümünü kavradığını gösteren bir tavırla hızlı bir biçimde sopaları birbirine eklemiş ve sonunda muza ulaşmayı başarmıştır. Sonuç olarak, bu çalışmalar, bu tür bir öğrenmede , problemin çözümünün deneme-yanılma yoluyla değil çözüm için esas olan bağıntıları algılayarak gerçekleştiğini göstermiştir (Atkinson, Atkinson ve Hilgard, 1995; Cüceloğlu, 1993).

Konu Başlıkları

İçgörüsel (Seziş / Kavrama Yoluyla) öğrenmenin beş önemli özelliği vardır:

  • Zekâsı yüksek olanlar karşılaştıkları problem durumun içindeki ilişkileri daha kolay görebilmektedirler.
  • Karşılaştıkları problem durumuyla ilgili tecrübesi fazla olanların seziş yoluyla problem çözme olasılığı daha yüksek olmaktadır. Bu durum yeni öğrenmelerde daha önce geçirilen yaşantıların önemli bir rolü olduğunu göstermektedir.
  • Problemin veriliş şekli ve problemdeki unsurların düzeni kavramaya etki etmektedir. Algılamada problemle ilgili unsurların görülebilir nitelikte oluşu önem taşır.
  • Ani kavrama yoluyla problem çözmede sınama-yanılma davranışları vardır. Buradaki sınama-yanılma rasgele bir davranış değil, bir hipotez kurma ve onu doğrulama faaliyetidir.
  • Ani kavrama yoluyla öğrenilen davranışlar benzer probleme hemen uygulanabilmektedir. Bir başka deyişle, kavrama yoluyla öğrenilen bilgi ve davranışlar yeni problemlerin çözümüne transfer edilebilmektedir.

İçgörüsel öğrenmenin önemli özelliklerinden biri de öğrenilen ilkelerin kolaylıkla yeni durumlara transfer edilmesidir. Bir problemin çözümünde kullanılan ilkenin, benzer bir başka problemin çözümünde de kullanılmmasına yer değiştirme denmektedir. Gestaltçılar yer değiştirme kavramını burada transfer olarak adlandırmaktadır.

Köhler maymunlar üzerinde yaptığı deneyde kafesin içine sopa, kutu ve baston gibi çeşitli araç- gereç koymuştur. Hayvanlar için yiyeceklere ulaşmalarını içeren, bir bakışta çözemeyecekleri, problem durumları oluşturmuştur. Hayvan, önce problemin çözümü için yollar denemiş; ardından bir süre düşündükten sonra aniden bu araç gereci kullanarak yiyeceklere ulaşmıştır (Hergenhahn, 1988).

Köhler, transferle ilgili deneyini civcivlerle yapmıştır. Deneyin birinci aşamasında civcivlerin açık ve koyu gri kartonlara yaklaşması sağlanmış, ancak sadece koyu gri kartondan beslenmişlerdir. Bu eğitimden sonra civcivlerin iki kartondan hangisini seçerek yaklaştıkları test edilmiş; davranışların beklendiği gibi civcivler, beslendikleri daha koyu gri kartonu seçmişlerdir. Deneyin ikinci aşamasında bu civcivler, birinci aşamada üstüne yiyecek konan gri karton ve ondan daha koyu gri bir karton verilmiştir. Ancak civcivler deneyin bu aşamasında birinci aşamada beslendikleri gibi gri kartona değil, ondan daha koyu olan griye yönelmişlerdir. Bu durumda civcivler davranışçıların iddia ettiği gibi uyarıcı transferi değil, Gestaltçıların düşündüğü gibi ilke, transferi yapmışlardır (Senemoğlu, 1997).

Özetle, içgörüsel öğrenmede ön çözümden çözüme geçiş ani ve tamdır. İçgörü yoluyla edinilen çözüme dayalı performans genellikle pürüzsüz ve hatasızdır. İçgörü yoluyla kazanılan problem çözümü uzun süre hatırlanır. İçgörü yoluyla kazanılan bir ilke diğer problemin çözümüne kolaylıkla uygulanabilir.

Derleyen: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Psikolojiye Giriş” ve 2. Sınıf “Deneysel Psikoloji”, 4. Sınıf “Sosyal Psikoloji” Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Psikoloji Ders Kitapları ve MEB Liseler İçin Psikoloji Dersi Ders Kitapları

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*