Karl Marx’ın Düşüncesinde Bürokrasi

felsefe Nedir

Marx’a göre bürokrasi, egemen sınıfın diğer sosyal sınıflar üzerindeki hâkimiyetini sürdürmede kullanılan bir araçtır.

Marx, sistematik bir bürokrasi teorisi geliştirmemiştir; bürokrasiyi, devlet yönetimi içinde daha çok güç ilişkisi bağlamında ele almıştır.

Marx bürokrasiyi, karmaşık bir sanayi toplumunun ortaya çıkışının bir sonucu olarak görmekten daha çok onu kapitalizmin belirli ihtiyaçlarıyla ilişkilendirmiştir ve bürokrasiyi, burjuva çıkarlarını destekleme ve kapitalist sistemin savunma mekanizması olarak değerlendirmiştir (Heywood, 2007: 509).

Marx’a göre devlet, Hegel’in savunduğu görüşün aksine, genel çıkarları değil, sivil toplumun bir parçası olan egemen sınıfın çıkarlarını temsil etmektedir. Devletle sivil toplum arasında organik bir bağlantı söz konusudur. Bu bakış açısına göre bürokrasi, spesifik ve özel bir sosyal grubu oluşturur. Devletle sivil toplum arasında yer alır.

Bürokrasi, devletin kendisi gibi egemen sınıfın diğer sosyal sınıflar üzerindeki hâkimiyetini sürdürmede kullanılan bir araçtır. Bürokrasinin geleceği ve çıkarları, belli bir düzeye kadar devlet ve egemen sınıfın çıkarları ile sıkı bir şekilde ilişkilidir. Kapitalist toplumda bürokrasinin gerçek görevi, tüm topluma sınıf ayırımı ve hâkimiyetini sürdürmeyi sağlayacak bir düzen empoze etmektir. Kısacası, onun temel işlevi, statükoyu ve egemen sınıfın ayrıcalığını korumaktır.

Bürokrasinin diğer bir görevi de kendini, sömüren ve sömürülenler arasına genel çıkarı gizleme amacıyla koyarak bu baskıyı maskelemektir. Bu yaklaşıma göre bürokrasi ve nihayet bürokratikleşme, sınıflara ayrılmış bir toplumda kaçınılmaz ve zaruridir. Böyle bir toplumun siyasi sistemi, artan ölçüde değişik gruplar arasındaki eşitsizliklerin ve bölünmelerin devamı için daha katı kontrole ihtiyaç duyacaktır (Mouzelis, 2001: 21).

Marx’ın bu görüşü, kendi izinden gidenleri olduğu kadar kendini eleştiren Weber ve Michels gibi düşünürleri de etkilemiştir. Weber, kendi dönemindeki sosyalist hareketlerde devlet bürokrasisinin artan egemenliğindeki tehlikeyi sezmiş, bunun eninde sonunda totaliter rejime gideceğine (doğruluğu ortaya çıktığı gibi) ve bütün bireysel özgürlükleri ortadan kaldıracağına işaret etmiştir (Mouzelis, 1975: 25-26). Bürokrasiden liberal birey için bir pranga olarak zaten nefret eden Weber, sosyalizmin daha ileri bir serfliğe (köleliğe) yol açacağını düşünmüştür. O tarihte “Bugün yükselmekte olan işçinin değil, memurun diktatörlüğüdür.” diye yazmıştır Weber, 1986: 50-51).

Kaynak: T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 3448, AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 2296

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*