Felsefe hakkında her şey…

Kadınların siyasal katılımı

20.12.2022
382
Kadınların siyasal katılımı

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin (1948) 21. maddesine göre “Herkes, doğrudan ya da serbestçe seçilmiş temsilcileri aracılığıyla ülkesinin yönetiminde yer alma hakkına sahiptir. Herkes, ülkesinin kamu hizmetlerine eşit biçimde girme hakkına sahiptir.

Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin (1966) 25. maddesi ise siyasal hayata katılım hakkını daha da detaylandırarak tanımlamıştır. Buna göre siyasal hayata katılım hakkı, sadece vatandaşlara verilmiş bir haktır. Ancak yine aynı sözleşmeye göre vatandaşlar arasında ayrımcılık yapılmaması gereği garanti altına alınmıştır (Sancar, 2018, s.37). BM tarafından altı çizilen ayrımcılık yasağı, kadınların eşit vatandaşlar olarak siyasal katılımını güvence altına alma amacını taşır.

Siyasal katılımı bireysel ve toplumsal katılım olarak iki düzeyde ele almak olanaklıdır. Bireysel siyasal katılım, özellikle oy verme davranışına ilişkindir ve kişinin tek başına gerçekleştirebileceği bir davranıştır. Oysa toplumsal siyasal katılım, bir siyasal partiye üye olma ya da ulusal düzeydeki parlamento benzeri kurumlar ya da yerel düzeydeki siyasal kadrolar için aday olma biçiminde gerçekleştirilir. Bu yönüyle bireysel siyasal katılımdan farklı olarak bütünüyle ve doğrudan kamusal bir etkinliktir (Yaraman, 1999, s.11).

Siyasal katılımı bireysel ve toplumsal katılım olarak iki düzeyde ele almak olanaklıdır. Bireysel siyasal katılım, özellikle oy verme davranışına ilişkindir. Toplumsal siyasal katılım ise siyasi kadrolara aday olmayla gerçekleşen kamusal bir etkinliktir.

Bu iki tür siyasi katılımda, kadınların aldıkları roller ve katılım biçimleri birbirinden ayrıdır ve aynı zamanda her iki tür siyasi faaliyeti etkileyen sorunlar da birbirinden farklıdır (Ayata, 1995, s.294).

Sapiro (aktaran Yaraman, 1999, s.27), kadın çıkarlarının ancak kadınlar tarafından temsil edilebileceğini ileri sürmektedir. Rasyonel bir temelde savunulan bu görüşe göre, “[k]endi aralarında, sınıfsal, ırksal farklar gösterseler de kadınlar bir grup olarak, başka gruplarla ortak olmayan özel toplumsal, ekonomik, siyasal sorunları paylaşırlar. Sorunlar ortak olduğuna göre, sorunların çözümü, bir başka deyişle çıkarlar da ortaktı[r] dolayısıyla, bu grubun başka gruplardan farklı olan çıkarlarını ancak bu grup üyeleri, yani kadınlar temsil edebilir.”

Öte yandan, siyasal katılım temel bir vatandaşlık hakkıdır. Bunun doğrudan bir sonucu olarak, 1952 yılında hem BM Şartı’nda hem de yukarıda belirtilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde belirlenmiş olan siyasi hakların kadınlar tarafından eşit bir şekilde kullanılabilmesi amacıyla konuya özgü bir uluslararası sözleşme yapılması gereği duyulmuştur. Bunun sonucunda, BM tarafından Kadınların Siyasal Haklarına Dair Sözleşme hazırlanmıştır.

Bu sözleşmeye göre hak eşitliği ilkesi gereğince her kadın kendi ülkesinin,

  • Kamu işlerinin yönetimine,
  • Kamu hizmetlerinin yürütülmesine,
  • Tüm kamu organlarına seçilme hakkına sahiptir. (Sancar, 2018, s.38).

Kadınların eşit siyasal katılımını düzenleyen en güncel sözleşme, BM tarafından 1979 yılında kabul edilen, kadınlara karşı ayrımcılığı tanımlayan ve buna yönelik politika oluşturulması yönünde bağlayıcı hükümler getiren Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi, CEDAW’dır (Convention on the Elimination of All Forms of Discrimination Against Women). CEDAW’ın 7. maddesi, kadınların siyasal hayata eşit katılımı hakkındadır ve taraf devletlere, siyasette kadınlara yönelik ayrımcılığın ortadan kaldırılması için tüm önlemleri alma yükümlülüğünü getirmektedir. Buna göre taraf devletler kadınlara, erkeklere olduğu gibi aşağıda sayılan hakları eşit olarak sağlayacaklardır:

  • Bütün seçimlerde ve halk oylamalarında/ (referandumlarda) oy kullanma ve halk tarafından seçilen bütün kuruluşlara seçilme yeterliliği hakkı,
  • Hükümet politikasının hazırlanmasına/ (formüle edilmesine) ve bunların uygulanmasına katılma ve kamu makamlarına gelme/( kamu görevlerini üstlenme) ve idarenin/( hükümetin) her kademesindeki bütün kamu görevlerini yerine getirme hakkı,
  • Ülkenin kamusal ve siyasal yaşamıyla ilgili örgütlere/(derneklere) ve hükümetler dışı örgütlere katılma hakkı (Sancar, 218, s.39).

Kaynak: Toplumsal Cinsiyet Sosyolojisi, s. 36-37, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 3925 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 2720

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...