Felsefe.Gen.TR

İktidarın Kaynağı ve Meşruiyetin Ölçütü Nedir?

Kişi veya topluluğun kendi aralarındaki ilkeleri dolayısıyla yönetimleri nasıl oluşturacakları; mevcut yönetime, kurallara ve düzene neden uyup uymayacakları; hangi durumlarda uymanın hangi durumlarda karşı çıkmanın uygun olacağı iktidarın kaynağı problemini oluşturmaktadır.

Düzen ve iktidarın oluşumu ve ona uyulması farklı gerekçelere dayandırılmaktadır. Siyaset felsefesinde bu durum meşruiyet (bir yandan yasaya uygunluk, diğer yandan toplumsal rıza) sorunu anlamına da gelir. Meşruiyet; yönetenin yönetme gücünü nereden aldığı, yönetilenin yönetene neden uyduğudur. Bu durum, en genel anlamıyla iktidarın kaynağı problemi olarak adlandırılmaktadır.

İktidarın kaynağı tartışmaları farklı görüşlerin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bunlardan öne çıkanların üçünü ele alırsak birincisi insanların korunma ve güvenlik ihtiyaçlarından devletin ortaya çıktığını söyler. Devlet bu anlamda bir toplumsal zorunluluk olarak var olur. Devlet, yöneticilerin bu ihtiyacı karşılamak adına yönetme gücünü elinde tuttuğunu söyler. Bu görüş, doğalcı görüş olarak ifade edilir.

İkinci görüş dinsel açıklamayı temele alır. Yöneticiler, Tanrı’nın buyruklarının yerine getirilmesi için vardır. İktidarın kaynağı Tanrı olarak görüldüğü için insanlar, devletin kurallarına uymak zorundadır. İktidarın kaynağı Tanrısal buyruklar olarak ele alınmaktadır.

Üçüncü görüş insanların ihtiyaçlarının karşılanması, toplumsal uyum, düzen ve güvenlik gibi unsurlara yönelik olarak insanların toplumsal sözleşme yaptığı kabulüne dayanır. Toplumsal sözleşme insanların ortak uzlaşısıdır. Bu durum, yönetenlere iktidar gücünü kullanabilme yetkisi vermektedir.

MEŞRUİYETİN ÖLÇÜTÜ NEDİR?

İktidarın meşruiyet sorunu, iktidarın kaynağıyla yakından ilgilidir.

Çünkü, her iktidar kendi kaynağının ilkelerine, dayanaklarına bağlı kaldığı sürece meşru sayılabilir. Devleti yönetenler, iktidarlarını bir meşruiyete dayandırmazlarsa, o iktidar sürekli olamaz. Bu nedenle meşruiyetin ölçütü iktidarın kaynaklarına dayalı olarak açıklanabilir.

İktidarın kaynağına dair;

  • İlk yaklaşım iktidarın, toplumun içten ve dıştan gelebilecek tehlikelere karşı korunması ihtiyacından kaynaklandığını söyler.
  • İkinci yaklaşım iktidarın kaynağı olarak Tanrı’yı görür.Bu yaklaşıma göre iktidar Tanrı’nın yeryüzündeki temsilcisidir.
  • Üçüncü yaklaşıma göre iktidar kaynağını toplumda yaşayan insanların ortak iradesinden kaynaklanır, görüşleri ön plana çıkar.

Meşruiyet problemi ise şöyle açıklanmaya çalışılır:

  • Birinci yaklaşıma göre devlet ve iktidar bireylerin ahlaki bakımdan olgunlaşma ihtiyacına yanıt vermek amacıyla ortaya çıkmıştır.Bu amacı yerine getirebildiği oranda meşrudur.
  • Devlet Tanrı’nın yeryüzündeki temsilcisidir yaklaşımını savunanlara göre ise iktidar dinsel misyonun yerine getirilmesi temelinde meşrudur.
  • Marksizm’e göre devlet egemen sınıfların üretim araçlarını elinde bulundurmasına hizmet eden bir araçtır.Devletin meşruluğu hizmet ettiği sınıfın çıkarlarını gözetmesi ve sonuçta sınıfsız bir toplumu amaç edinmesi ile ölçülür.
  • Bir başka yaklaşıma göre ise devlet ortak iradenin temsilcisidir.Devletin uygulamaları ortak iradeye hizmet ettiği sürece meşrudur.

Bu açıklamalara göre, iktidar kaynakları genel olarak dört tanedir.

a) İktidar kaynağını “insanın doğasından” alır. İktidar, toplumun içten ve dıştan gelebilecek tehlikelere karşı korunma ihtiyacından doğar. İnsanları koruma, temel ve sosyal ihtiyaçlarını karşılama, ahlaki olarak olgunlaşma ve erdemli insanlar yetiştirme gibi işlevleri yerine getiren iktidar meşru sayılır. Önemli temsilcileri Platon, Aristoteles, Farabi ve İbn-i Haldun.

b) İktidarın kaynağı “Tanrı”dır. Devlet, Tanrı’nın istediği bir kurumdur. İktidar sahipleri Tanrı’nın yeryüzündeki temsilcileridir. İktidar, toplumu Tanrı’nın koyduğu bu yasalara uygun şekilde yönettiği sürece meşrudur. İslam toplumlarında ve Orta Çağ Avrupa’sında benimsenen anlayıştır. Önemli temsilcisi St. Augustinus (354-430).

c) İktidar kaynağını “toplumdaki bireylerin birlikte yaşama isteğinin bir sözleşmeye dayalı olarak ortaya koymasından” alır. Yani devlet ortak iradenin (sözleşmenin) bir ürünüdür. İktidar, ortak iradenin isteği sayılan şeyleri gerçekleştirmesiyle meşru sayılır. Hobbes’e göre, insan doğal durumunda kendi varlığını tehdit eder. İnsanlar birbirlerine karşı duydukları sevgiden değil de birbirlerinden korktukları için bir araya gelerek bir takım haklarını kullanma yetkilerini üstün güce yani devlete devretmişlerdir. Devlet var olmazsa insanlar birbirlerine zarar verirler. Yani devlet, insanların zorunlu olarak bir arada yaşama isteğinden doğmuştur. Önemli temsilcileri T.Hobbes, J.Locke ve J.J.Rousseau.

d) Marksizm anlayışına göre, devlet hizmet ettiği sınıfın çıkarlarını korumasıyla meşru kalır.

Derleyen: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve 3. Sınıf “Çağdaş Felsefe Tarihi” Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri...