Felsefe hakkında her şey…

Hilmi Ziya Ülken’in felsefe anlayışı

06.11.2022
1.215
Hilmi Ziya Ülken’in felsefe anlayışı

Ülken’e göre felsefenin konusu, her şeyden önce ilk felsefedir. İlk felsefe, ilimler ve doktrinlerde ortaktır. İlimlerin teorilerinde de bazı fikir ayrılıkları doğarken ilk felsefede doğamaz. Çünkü düşünmek ve ortak metotlara göre ilimleri kurmak mümkün olmazdı. İlk felsefe düşünce tarihi boyunca insan aklının temeli olmuştur (Ülken 1968, 19-20) .

İlk felsefeyi yöntem olarak kabul eden Ülken, onu varlık sorunuyla da ilişkilendirmiştir. Ona göre felsefenin konusu, gerçekte veya insan eliyle yapılmış olarak varolan her şey üzerinde, tahlilci ve tenkitçi düşüncedir. Bu tanıma göre felsefenin tanımı hem çok geniş hem de çok dardır. Çok dardır; çünkü felsefenin esas rolü bir şey yapma değil, yapılmış ve var olan şeyleri eleştirme ve taramadan ibarettir. Kısaca, varlık için düşünmektir. Çok geniştir; çünkü tanıma göre felsefenin dokunmadığı konu yoktur. Mantıki düşüncenin eleştirdiği ve taradığı konular üç türlüdür:

  1. Varlık üzerine düşünmek, varlık felsefesi
  2. Bir varlık nevi olarak bilgi üzerine düşünmek, bilgi felsefesi.
  3. Değerler üzerine düşünmek (Ülken 1968, 53-54)

Bu üç alan felsefenin başlıca uğraşılarını ortaya koymaktadır. Felsefenin, bütün bilgilerimize dayanak olan ilk ilkelerin ve ilk olguların bilgisi olması gerekir. Böyle olmakla birlikte, ilimlerin ilmi veya üniversal ilim olarak anlaşılan felsefe de bütün bilgilerde olduğu gibi sürekli gerçeklerin getirdiği soruları sorar. İnsan bilgisini her devirde yeniden sistemleştirmek, bütün ilimler gibi felsefenin de kaderidir. Bu durumda felsefe ilerleyen doktrinlerin çatışması olduğu için, yaratıcıdır. Felsefenin ilerleyici bir bilgi olması, insan ruhu ve zekasının bütün eserleri üzerinde her devirde yenilenen bir sentez olabilme gücü de buradan ileri gelir (Ülken 1965, 6-7).

Ülken’e göre, felsefe, her düşünürün kendinden önceki görüşleri ortadan kaldırarak yeni bir sistem kurması demek olsaydı, filozoflar kadar çelişik sistemler olur ve buradan fikir anarşisi doğardı. Filozofların sistem kurma gayretleri eskiyi yıkıp kendine göre yeni bir bina yapmak için değil eskiyi tamamlamak, düzeltmek ve onu ilerletmek içindir. Ancak bilimlerdeki kadar başarılı olamamıştır (Ülken 1968, 46). Felsefenin çeşitli sorunlarını tartışan Ülken, felsefeyi, bir hikmet, varlık, bilgi, ilk ilkeler, yöntem gibi temel değerleri kendine barındıran bir düşünme tarzı olarak gördüğü söylenebilir. Yayınladığı çok sayıda felsefe kitabıyla, yetiştirdiği öğrencileriyle hem İslam hem de Modern felsefelerinin tanınmasına çok yardımcı olmuştur.

VARLIK ve MANTIK

Varlık alanında yapmış olduğu çalışmalarıyla felsefede öne çıkmıştır. Hilmi Ziya Ülken’in bilgi ve değerler alanına yönelik görüşleri de varlık görüşleri çerçevesinde oluşur. O, Aristoteles’in metafiziği tanımladığı gibi felsefeyi ilk bilim olarak tanımlar. Felsefe, ona göre olgu alanına yönelik derinlemesine bir araştırmadır ve kesin olan ilk bilimdir. Felsefenin dogmatik düşüncelerden arınarak hakikate yönelmesi gerektiğini belirtir. Bu durumun felsefeye sistem kazandıracağını söyler.

Hilmi Ziya Ülken’e göre akıl, felsefenin; mantık da düşünmenin aracıdır. Felsefe, aklı ve mantığı aklın sınırlarını aşan konularda kullanır. Ancak fenomenoloji içinde yöntem kazanan mantığın felsefeye yararlı olacağı görüşündedir. Fenomenolojinin paranteze alma yöntemini benimseyen Hilmi Ziya Ülken, bilgiye mantıkla ulaşılabileceğini belirtir.

Klasik mantıkla modern mantığın farklarını vurgulayan Hilmi Ziya Ülken, varlıkla mantık arasındaki ilişkiyi de analiz etmiştir. Mantık yoluyla varlığa ait ilke ve kurallar direkt olarak çıkarılamayacağı için mantıkçı pozitivistlerle aynı fikirdedir.

Hilmi Ziya Ülken’e göre iki tür varlık vardır: sonlu ve sonsuz varlık. Sonlu varlık olan insanın sonsuz varlık hakkında bilgisinin olamayacağını ve sonlu varlığın sonsuz varlığı yaşamasının imkânsız olduğunu belirtir. Sonlu varlığın ancak akıl ve mantık aracılığıyla sonsuz varlığı düşünebileceğini bunlara ek olarak da sezgiyle onun hissedebileceğini ileri sürer. İrade özgürlüğünün ve başkalarına karşı sorumlu olmanın temelini Allah’a karşı sorumlu olmada gören Hilmi Ziya Ülken, insanın özgür olmasını onun sonlu varlığı düşünebilmesine bağlar. Kendi benine ulaşmasının iç dünyasına yönelimle olduğunu ve bu dünyayı kuran insanın da insanlık adına tüm değerleri üretebileceğini belirtir.

Hilmi Ziya Ülken, tarih sahnesinde yerini almış filozofların tartışmaları üzerine getirdiği açıklamalarla kendi felsefesini kurmuştur. Türk ve İslam düşüncesi üzerine eğilmiş ve mantık bilimini bu alanlar üzerinde yapılan tartışmalarda kullanmıştır. Çağdaş düşünce eserlerinin okunması ve inançla içeriklerinin değerlendirilmesi gerektiği görüşündedir.

Kaynak: TÜRKİYE’DE FELSEFENİN GELİŞİMİ I, s. 57-59, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2456 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1428

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...