Hayat Boyu Öğrenme Nedir?

felsefe Nedir

Hayat boyu öğrenim, kişisel ve sosyal amaçlı öğrenimin yanı sıra çalışma amaçlı öğrenimi de kapsamakta ve resmî eğitim sistemlerine ilişkin pek çok alanda yer almaktadır.

Hayat boyu öğrenim, insana ve bilgiye daha çok yatırım yapma, dijital okuma yazma da dâhil olmak üzere temel bilgi ve becerilerin kazanılmasını teşvik etme, esnek ve yenilikçi öğrenme fırsatlarını genişletme anlamına gelmektedir. Amaç, tüm yaş gruplarındaki insanların yüksek kalitedeki öğrenim olanaklarına ve çeşitli öğrenim deneyimlerine eşit ve açık biçimde erişim sağlamalarını kolaylaştırmaktır. Bu vizyonun gerçekleştirilmesinde eğitim sistemleri kilit rol oynamaktadır.

Hayat boyu öğrenim “Bilgi, beceri ve yeterliliği arttırmak amacıyla, kişisel, toplumsal ve istihdam perspektiflerinde Hayat boyu süren tüm öğrenim aktiviteleri” olarak tanımlanmaktadır.

Hayat boyu öğrenme şu alanları kapsamaktadır: Bireyin, doğumdan ölümüne kadar geçen dönemdeki tüm öğrenme aktiviteleri, bu kapsamda değerlendirilebilir. Hayat boyu öğrenme, genel olarak, formel eğitimin kapsamı dışında değerlendirilmektedir. Ancak, zaman zaman, hayat boyu öğretim aktiviteleri, formel eğitim sürecinin bir boyutu haline dönüşebilmektedir. Bilginin kapsamında ve değişim hızında ortaya çıkan değişim süreci, hayat boyu eğitimi bir zorunluluk haline getirmektedir. Dolayısıyla, bilgi toplumunun özellikleri, bireysel ve toplumsal anlamda, hayat boyu eğitimi ön plana çıkarmaktadır.

Bilgi iletişim teknolojilerindeki hızlı değişim ve farklılaşma, hayat boyu öğrenme süreci etkinliklerinin yaygınlaşmasını sağlamaktadır. Bilgi iletişim teknolojilerindeki gelişmeler, bireylerin, hayat boyu öğrenme süreci aktivitelerine katılımın önündeki engelleri, büyük ölçüde, ortadan kaldırmıştır.

Öğrenim olanakları tüm vatandaşlara sürekli bir biçimde sağlanmalıdır. Pratikte bu durum, her vatandaşın, yaşantısının her aşamasında, kendi ihtiyaç ve ilgilerine uygun öğrenim yollarına sahip olması anlamına gelmektedir. Öğrenimin içeriği, öğrenime erişim yolları ve öğrenimin nerede gerçekleştiği öğrenen kişiye ve bu kişinin öğrenim gereksinimlerine bağlıdır. Hayat boyu öğrenim aynı zamanda temel becerilerin güncellenmesi yoluyla kişilere ikinci bir fırsat yaratabilmek ve daha ileri düzeylerde öğrenim imkânları sunmak anlamına da gelmektedir. Sunulan imkânların öğrenen kişiye uygun olarak düzenlenebilmesi için bu imkânları sağlayacak olan sistemin de açık ve esnek olması gerekmektedir.

Hayat Boyu Öğrenmenin Tarihsel Süreci

Bilim ve teknolojinin hızla gelişmesiyle bir insanın ortalama ömründe çok büyük değişikliklere neden olan yenilikler ortaya çıkmıştır. Bu koşul altında insanların çocukluklarında öğrendikleri şeyler yaşamlarının geri kalan kısmında geçerli ve yararlı olmayacaktır.

Alfred North Whitehead 1931 yılında bu durumun farkına varmıştır. “Artık insanların gençliklerinde öğrendikleri şeylerin onların yaşamları boyunca kullanmaları savı geçersiz hâle gelmiştir.” Bugün çok önemli değişimlerin meydana gelme süresi bir insanın ömründen daha kısadır. Bundan dolayı yapılacak eğitim insanları olabilecek yeni koşullara hazırlıklı olmalarını sağlamalıdır. Bu nedenle eğitim artık yaşam boyu sürekli araştırma süreci olarak tanımlanmak zorundadır. Ve böylece herkes için (hem yetişkinler hem çocuklar) en önemli öğrenme öz yönetimli araştırma becerileri kazandırarak nasıl öğrenileceğinin öğrenilmesidir.

Yaşam boyu eğitim, mevcut eğitim sistemini yeniden yapılandırmayı ve eğitimle ilgili olup da eğitim sisteminin dışında kalan tüm potansiyeli geliştirmeyi amaçlayan genel bir düzenlemedir.

Hızla artan bilgi ve gelişen teknoloji bireylerin eğitim ihtiyaçlarını artırmıştır. Teknolojik yeniliklerin ortaya çıkma sıklığı artmış, üretim ve hizmet sektöründe kısa periyotlarda teknolojiler değişir hâle gelmiştir. Bilim ve teknolojideki hızlı gelişmeler toplumsal, kültürel, siyasi ve ekonomik alanlarda devrim niteliğinde değişikliklere neden olmaktadır. Bu nedenle yeni iletişim teknolojileri eğitim alanında yeni, muazzam olanaklar yaratmaktadır. Resmi eğitimin, sınıfların ya da amfilerin getirdiği sınırlamaları aşarak, yaş sınıf ve toplumsal cinsiyet ayırımı yapmaksızın dünyanın her yerinde öğrencilere ulaşmasını mümkün kılmaktadır. Bununla birlikte bazı eleştirmenler, yeni teknolojilerin, daha özgürleştirici ve daha eşitlik sağlayıcı bir güç olmaktan öte, eğitim alanında var olan eşitsizliği daha da artırabileceğine vurgu yapmaktadırlar. Bilgi yoksulluğu eğitimin yeniden ürettiği eşitsizliğe ve maddi yoksunluğa eklenen yeni bir halka olabilir. Teknolojik değişimin şaşırtan hızı ve işverenlerin bilgisayar eğitimi almış kişilere duyduğu gereksinim, teknolojik olarak yeterli bilgiye sahip kişilerin, bilgisayar konusunda daha az deneyimli olan insanların önüne geçmesini mümkün kılmaktadır. Teknolojinin getirdiği niteliklere sahip olanlarla olmayanlar arsında ayrım yapılması tehdidi, bilgi çağında hayatta karşılaşabileceğimiz yeni sorunlarla baş edebilmek açısından yaşam boyu öğrenmenin önemini daha da artırmaktadır. Günümüzde toplumsal anlamda var olabilmek ve onurlu bir yaşam için rekabet edebilmede eğitimin gerekliliği kendisini bir kez daha hissettirmektedir.

Geliştirilen proje ve politikaların tespitinde genel olarak aşağıda verilen genel hedefler dikkate alınmaktadır.

  • Bilgi toplumuna uyum
  • Rekabet gücünün yükseltilmesi
  • İnsan gücünün serbest dolaşımı
  • İstihdamın artırılması

Kaynak: ATA-AÖF, EĞİTİM FELSEFESİ, Doç. Dr. Mehmet Karataş

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*