Felsefe hakkında her şey…

Hans Georg Gadamer

05.11.2019
5.212
Hans Georg Gadamer

Hans Georg Gadamer, Almanya’nın Marburg kentinde bir kimya öğretmeninin oğlu olarak dünyaya gelmiştir. Breslau, Marburg, Freiburg ve Münih üniversitelerinde beşeri bilimler öğrenimi görmüştür. Freiburg’da Martin Heidegger’in yanında yaptığı felsefe doktorasını 1922’de tamamlamıştır. 1933’te Marburg’da, 1934-35 yıllarında Kiev’de estetik ve etik dersleri vermiştir. 1937’de Marburg’da profesör olmuştur. İki yıl sonra Leipzig Üniversitesine kadrolu profesör olarak atanmıştır. Ardından, Frankfurt Üniversitesi (1947-49) ve Heidelberg Üniversitesinde (1949’dan başlayarak) dersler vermiştir. 1968’de emekliye ayrıldıktan sonra da üniversitede ders vermeyi sürdürmüştür.

Hans-Georg Gadamer Kıta Avrupa’sının yirminci yüzyılda öne çıkan en etkili filozoflarından biridir. Onun önemi özellikle hermeneutik felsefeyi geliştirmesinde yatmaktadır. Hermeneutik, “yorumlama sanatı” olarak başlangıçta İncil’i ve hukuk metinlerini yorumlamak için ortaya çıkmış ve daha sonra tüm metinleri ele alacak düzeyde genişletilmiştir.

Gadamer‘in hocası Martin Heidegger, hermeneutiğin kapsamını metinlerin ötesine, insan anlayışının tüm biçimlerine yayarak evrenselleştirmeyi başarmıştır. Dolayısıyla felsefi hermeneutik, genel olarak insan varoluşu için anlamanın anlamını ve önemini sorgulamaktadır.

Gadamer, Heidegger’in dikkatimizi insan varoluşunun altında yatan Olma Durumu‘nun evrensel ve tarif edilemez doğasına çekmeyi amaçlayan varoluş sorusuna” dönük ilgisinden etkilenmiştir. “Varoluş”, fen bilimlerinde ve sosyal bilimlerde bulunan insan bilgisinin belirli biçimlerini önceleyen, koşullandıran ve mümkün kılan bir “zemin” (modern anlamda “temel” olmasa da) veya daha iyi bir ifadeyle arka plan gibi bir şeye işaret eder. Hans-Georg Gadamer, Heidegger’in Varoluş‘un her yerde bulunan ve temel doğasına olan bağlılığını birbiriyle ilişkili üç şekilde ortaya koymuştur.

İlk olarak, Gadamer insan bilgisinin tarihsel ve dilsel konumunu aydınlatmak ve geleneksellik ile dilin insan düşüncesi için gerekliğini ve işe yararlığını vurgulamak istemiştir. Bu bağlamda Gadamer “Anlaşılabilir olan varlık, dildir.” derken varoluşun dilin temelini oluşturduğunu, onu aştığını ve mümkün kıldığını ifade etmektedir.

Hans Georg Gadamer

Hans Georg Gadamer

İkinci olarak Gadamer, bilimsel bir yöntemin var olduğunu savunanların ileri sürdüğü gibi, hakikatin belirli bir ölçütler dizisine indirgenemeyeceğini belirterek yirminci yüzyıl pozitivizminin kibriyle mücadele etmeye çalışmıştır. Heidegger’in varoluşun varlıkları nasıl mümkün kıldığını ortaya çıkarmak için yola çıkması gibi, Hans-Georg Gadamer de yöntemden elde edilebilecek doğruların daha derin, daha kapsamlı bir hakikat gerektirdiğini göstermeyi amaçlamıştır.

Hans-Georg Gadamer, hakikatin alanını yöntemin ötesine taşımak için onu bir olgu olarak açıklar. Hakikat, temelde, bir dizi ölçüte göre olumlanabilen şey değil, kendimizi içinde bulduğumuz ve değiştiğimiz bir olgu ya da deneyimdir. Bu ilk iki nokta, onun büyük eseri Hakikat ve Yöntem‘in (Wahrheit und Methode) ana hatlarını oluşturmaktadır.

Gadamer’in varoluşun her yerdeliğini kabul etmesini anlamanın üçüncü bir yolu, onun Platon ve Aristoteles’e olan ilgisinden doğan hermeneutiğinin uygulamalı izleğinde görülebilir. Gadamer, Platon’dan hareketle, anlamaya ulaşmamızın aracı olarak diyaloğun önemini fark etmiştir. Diyalog, insani bilgimizin sonlu doğasını olumladığı ve bizi birbirimize açık olmaya davet ettiği ölçüde, birbirimizle olan ortak bağımıza dayanmakta ve bunu geliştirmeye çalışmaktadır. Gadamer’in daha derin bir birlikteliğin temeli olarak gördüğü şey, başkalarıyla diyaloğa açık olmamızdır.

Aristoteles’le birlikte Gadamer, tüm felsefenin praksisten (insan pratiği) başladığı ve hermeneutiğin esasen uygulamalı felsefe olduğu yönündeki inancını doğrulamaktadır. Bilmenin sadece kavramsal, yani ölçülü ve teorik düzeyde kalmasına izin vermemeliyiz; bilmenin anlam ve önem için verdiğimiz pratik arayıştan doğduğunu hatırlamalıyız.

Gadamer’in hermeneutiği, Varoluş‘un insan varlığını nasıl anlamlı kıldığını açıklar; burada Varoluş hepimizin paylaştığı müştereklere işaret eder.

İlgili konular:

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM’ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve 2., 3., 4. Sınıf “Felsefe Tarihi” Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...