Tocqueville’nin özgürlük anlayışı, Tocqueville için özgürlük nedir?

Özgürlük, Tocqueville’nin sıkça göndermede bulunduğu kavramlardan birisidir.

O’na göre sosyal ilişkilerden bireysel ilişkilere, sosyal hareketlilikten güvene kadar bir dizi değer, özgürlük kavramı etrafında şekillenir. Tocqueville’e göre özgürlüğün koşulu insanların gelenekleri ve inançlarıdır. Bu geleneklerin belirleyici etkeni de dindir. Amerikan toplumu ona göre din anlayışı ile özgürlük anlayışını birleştirmesini bilmiş bir toplumdur (1966: 43).

Tocqueville’ye göre geleneklerin özgürlüğü olmadan ne özgürlüğün egemenliği söz konusu olabilir, ne de inançlar olmadan gelenek oluşturulabilir (Çağla, 2006: 21). Bu bağlamda Tocqueville’ye göre güç toplumun kendi içindedir ki geleneklerin özgürlüğü aynı zamanda toplumda kültürel değerlerin özgürce yaşandığı bir duruma gönderme yapmaktadır. Demokrasi bu bağlamda toplumun kendi gücünü keşfedeceği yönetim tarzının da adı olarak karşımıza çıkmaktadır. Gücün sınırlarını tasvir etmek istediğinde ise; “Milletler de insanlara benzerler. Daima menşelerinin izlerini taşırlar. Doğuşlarına ve gelişimlerine refakat eden şartlar, ondan sonraki gidişlerine de tesir ederler” (1966: 14) şeklinde tarihe ve geleneklere vurgu yapmaktadır.

Amerika’nın özgünlüğü ise Tocqueville’ye göre, din anlayışı ile özgürlük anlayışını birleştirebilmiş tek toplum olmasıdır. Fransız toplumunun özgürlük bağlamında dezavantajı ise, kilise ve demokrasi arasında ya da din ile özgürlük arasındaki zıtlıkla parçalanmış olmasıdır (Aron, 2000: 191). Tocgueville’nin Amerika ile Fransa arasında ‘din’ bağlamında yaptığı kıyaslamanın bir başka boyutunda, dinin gelenekler ve kültür üzerindeki baskınlık derecesinin izlerini okumak mümkündür. Buna göre Amerika’da din, “günlük yaşamın ve aile yaşamının bir parçası” olarak kalmış, böylece “gelenek ve alışkanlıklar içindeki yeri kalıcı”; Fransa’da ise “çıkar çatışmalarının içinde ve siyasetle iç içe olduğundan yıpranmış” bir görünümdedir (Çağla, 2006: 46). Tocqueville’nin din üzerinde durması bahsi geçtiği üzere Amerika’da özgürlüğün kaynaklarından biri olarak yorumlanmasındandır.

Tocqueville’ye göre, din insan hayatının geçiciliğine karşı kalıcı bir umut arayışından kaynaklanır; çünkü insan ömür boyu kuşku içinde yaşayamaz rahat ve güvende olmak ister. Tocqueville’ye göre din insanın bu ihtiyacını bu dünya da gidermeye yarar (Çağla, 2006: 46). O’na göre din aile kurumu aracılığıyla toplumu ve dolayısıyla da devleti düzenler. Dinin bu bağlamda toplumsal fonksiyonlarını ele alırken ‘medeni din’ kavramından sıklıkla bahseder. Tocqueville din ile ilgili diğer bir düşüncesinde ise dogmatik inançlar arasında en iyisinin dinsel inançlar olduğunu iddia etmesidir. Tanrı düşüncesinin insanı şüpheden kurtarıp eylemlerine anlam kazandırdığını düşünmektedir. Bu bağlamda insan eylemlerini güven zeminine oturtan hislerin din ve metafizik alandan kaynaklandığı görülür. Ayrıca Tanrıya inanmanın insana kazandırdıklarının kayıplarından daha çok olduğundan (Çağla, 2006: 58) söz eden Tocqueville’nin, Tanrıyla Pascalvari bir kumara giriştiğinden söz etmek mümkündür.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM’ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve 2., 3., 4. Sınıf “Felsefe Tarihi” Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*