Felsefe hakkında her şey…

Friedrich Hölderlin

04.11.2019
1.458
Friedrich Hölderlin

Alman lirik şair Friedrich Hölderlin klasik çağın ve romantizmin en önemli temsilcilerindendir.

Hölderlin yirminci yüzyılın başından beri Almanya’nın en büyük şairlerinden biri olarak ün yapmış olsa da onun önemli bir felsefi figür olarak tanınması henüz çok yenidir. Alman idealizmi’ne olan ilginin yeniden canlanması ve Kant’ın eleştirel döneminden Hegel’in olgun düşüncesine uzanan felsefi gelişmeler, Hölderlin’in önemli felsefi görüşlerinin değerinin anlaşılmasını sağlamıştır.

Hölderlin’in hayatına Hegel ve Schelling ile birlikte aldığı teoloji eğitimi damgasını vurmuş, bunu eş zamanlı felsefi ve şiirsel etkinlik dönemi izlemiştir. Sonunda Hölderlin, hakikate erişimin yüksek bir biçimi olarak şiire yoğunlaşmıştır.

Onun teorik felsefesi, Fichte’nin ilk ilkesinin anti-temelci bir şekilde çürütülmesiyle belirginleşir. Kilit fikir, Hölderlin’in Mutlak Varlık olarak adlandırdığı ilksel bir birlik olan özne-nesne ilişkisinin imkânını temellendiren şey hakkında hiçbir şey söylenemeyeceğidir. Bu temel fikir Schelling’in düşüncesinin gelişimi için çok önemlidir.

Hölderlin’in etik görüşleri, iki ilke arasında kalan bir yaşam anlayışını vurgular: bu orijinal birliğe duyulan özlem ve özgürlüğün kendini sürekli olarak ortaya koyma arzusu. “Hyperion” adlı romanı bu mücadeleyi ve bu iki ilkenin bütünleşmesinin yaşam için nasıl bir hedef olarak belirlendiğini göstermektedir. Şiirin hakikate işaret etmede felsefeye üstünlüğü bu roman ve birkaç şiir aracılığıyla öne sürülür ve bu tema Martin Heidegger’in özellikle ilgisini çekmiştir.

Hölderlin’in yaşamı

Alman şair Johann Christian Friedrich Hölderlin, 20 Mart 1770’te Laffen’de doğdu, 7 Haziran 1834’te Tübingen’de öldü.

Küçük yaşlarda babasını, büyükbabasını ve kardeşlerini yitirdi, bu ölümler Hölderlin‘i çok etkiledi. Tübingen Manastırı’nda ve Jena Üniversitesinde öğrenim gördü. Hölderlin‘in şiirlerini Schiller, Goethe’ye gösterdi, Goethe beğenmeyince Hölderlin müthiş bir düş kırıklığı yaşadı.

Özel ders vererek yaşamını kazanan Hölderlin Bordeaux’a gittiğinde sevdiği kadının öldüğü öğrenince ruhsal bozukluklar yaşamaya başladı. Stuttgart dönüşünde doktoru onda saldırganlık belirtileri saptadığından zorla Tübingen’e gönderdi. Çıldırdığı kesinleşince, yaşamının kalanını Neckar ırmağı kıyısında, gözetimine verildiği bir marangoz ailesinin evindeki kulede geçirdi.

Tanrı’nın, doğanın ve insanın bir sayıldığı zamanlara geri dönmeyi istemiş, şairin Tanrı ile insanlar arasında bir köprü niteliği taşıdığına inanmıştır.

Yazan: Sosyolog Ömer Yıldırım

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2005'ten beri çevrim içi felsefe yapıyoruz...