Friedrich Hegel’in Tarih ve Bilinç Anlayışı

İnsanların geniş ölçüde tarihsel oldukları çok az filozof inkâr eder.

İnsanlar geçmişten aldıkları mirası geliştirip ve değiştirip gelecek nesillere aktarırlar. Örneğin dil, öğrendiğimiz ve geliştirerek değiştirdiğimiz bir şeydir. Ve aynı şey bilim için de geçerlidir. Bilim adamları, bir teoriler demetiyle yola çıkarlar. Ardından o teori ya doğrulanır ya da yanlış olarak işaretlenir. Aynı şey eski uygulamaların ya da kurumların değiştirilmiş halleri olan aile, devlet, banka, kilise gibi sosyal kurumlar için de geçerlidir. İnsanlar bu yüzden varoluşlarına asla rast gele başlamazlar, her zaman bir tür bağlam —bazen tek bir nesilde radikal biçimde değişen bir bağlam— içinde başlarlar. Ancak bazı şeyler de dolaysız biçimde tarihsel olmazlar ya da değişime konu olmazlar.

Bu tür bir şeye örnek olarak bilinç verilebilir. İstenç değişimimizin bilincinde olmanın ne olduğunu kesinlikle biliyoruz, ama bilinçli olmak —uyanık olmak, farkında olmak, düşünmek ve kararlar almaya muktedir olmak nasıl bir şeydir— herkes için aynı olduğuna inandığımız bir şeydir. Benzer şekilde düşünce yapılarının tarihsel olmadığını öne sürmemiz mantıklı gibi görünmektedir. Düşünce faaliyeti ve bunun dayandığı zihinsel yetiler (bellek, algı, anlayış vb) tarih boyunca her zaman herkes için aynı olagelmiştir. Bu, Hegel’in selefi, büyük idealist Immanuel Kant’ın da inancıdır ve Hegel’i anlamak için onun Kant’ın eserleri hakkındaki düşüncelerini bilmemiz gerekir.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Ömer YILDIRIM’ın Kişisel Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve 2., 3., 4. Sınıf “Felsefe Tarihi” Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*