Ferdinand Tönnies: Gemeinschaft ve Gessellschaft

felsefe Nedir

19. yüzyılda, Alman sosyolog Ferdinand Tönnies, Gemeinschaft und Gessellschaft, (Community and Society, 1887) adlı kitabında, endüstrileşme süreci ile birlikte toplumsal ilişkilerin nasıl bir değişim geçirdiğini incelemiş ve farklılaşan bu toplumsal ilişkileri tanımlamak amacıyla Gemeinschaft (topluluk/cemaat) ve Gessellschaft (toplum) kavramlarını geliştirmiştir.

Tönnies bu çalışmasında, eski geleneksel ve tarımsal üretime dayalı yaşam biçimi ile yeni modern ve kentsel yaşam biçimini; ideal tipler, farklı ve birbirine karşıt olarak tanımlanan toplumsal ilişkiler ve yaşam biçimleri temelinde karşılaştırmayı ve aralarında görülen farklılıkları ortaya koymayı amaçlamıştır (Slattery, 2010, s.59).

Bu anlamda Tönnies, cemaat/topluluk kavramı ve onun belirli özellikleri hakkında çalışan ilkler arasında yer alması nedeniyle, cemaat (topluluk) sosyolojisinin kurucu isimlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Aynı zamanda, günümüz kent sosyolojisinin gelişiminde önemli bir yere sahip olan sosyolojik topluluk araştırmaları geleneğini başlattığı belirtilmektedir (Slattery, 2010, s.16).

Tönnies, cemaat/topluluk ve toplum kavramlarını sosyolojik analizin bir parçası olarak kullanmış ve ilkel tarıma komünal toplumlardan endüstriyel toplumlara ve ardından, cemaat/topluluk ilişkilerinin (Gemeinschaft) yeniden ortaya çıkacağı gelecekteki düzene kadar olan süreçte, insanın toplumsal evrimini çözümleyecek bir temel oluşturmayı amaçlamıştır (Slattery, 2010, s.60).

Mason’a (2000) göre Gemeinschaft (cemaat/topluluk) kavramı, duygusal bağlar ve tanışıklık temelinde oluşan ideal bir toplumsal kolektifliği temsil etmektedir. Gessellschaft (toplum) kavramı ise Gemeinschaft’ın karşıtını oluşturmakta, geleneğe önem vermeyen, rasyonelliğe (akılcılığa) ve kişisel çıkarlara dayanan toplumsal ilişkiler anlamına gelmektedir. Başka bir anlatımla, Gemeinschaft kavramı, modern endüstri toplumları öncesinde görülen, büyük ölçüde süreklilik taşıyan, kişisel ve yakın insan ilişkilerini ifade etmektedir (Slattery, 2010, s.59).

Bu ilişkiler içerisindeki bireyler, ailelerinde yaşadıklarına benzer bir şekilde, birbirlerine sıkı bağlarla bağlanmış olan bir grup içinde yer almaktadırlar. Tönnies, bu toplumsal bağları geleneksel köy topluluklarıyla ilişkilendirmektedir. Bu topluluklarda, herkes kendi konumunu bilmekte, toplumsal ve coğrafi hareketlilik sınırlı bir şekilde gerçekleşmektedir. Bununla birlikte bütün yaşam biçimi, homojen bir kültüre dayanmakta ve iki temel toplumsal denetim birimi olan aile ve dini otorite tarafından desteklenen, kesin olarak belirlenmiş değerler ve ahlak kuralları tarafından düzenlenmektedir (Slattery, 2010, s.5960).

Gessellschaft (toplum) kavramı ise modern endüstriyel toplumlarda kent yaşamında kurulan, kişisel olmayan, yapay ve geçici ilişkileri anlatmak amacıyla kullanılmaktadır. Gelişen ticaret ve endüstri, kişinin başkalarıyla kurduğu ilişkilerde daha hesaplı, daha rasyonel bir yaklaşım içerisinde ve kendi çıkarları doğrultusunda davranmasını gerektirmektedir (Slattery, 2010, s.60). Kentleşmenin, toplumsal ilişkilerin yapısını ve niteliklerini dönüştürdüğünü ileri süren Tönnies, arkadaşlar ve komşular arasında birbirlerine yakın ve bağlı, kişisel ve istikrarlı ilişkiler olarak nitelenen, açık bir toplumsal konum anlayışına sahip cemaat ilişkilerinden, “tikel bir çevre ve amaca özgü olan” geçici ve araçsal ilişkilere dayalı toplum ilişkilerine doğru bir değişim sürecinin gerçekleştiğini ortaya koymuştur (Bilton,vd., 2008, s.37).

Tönnies’e göre, modern endüstriyel toplumlarda duygusal ve yakın ilişkilere yer kalmamaktadır. İnsanlar, giderek hızlanan hayatın akışıyla birlikte daha hareketli, rekabetçi ve büyük ölçekli hale gelen toplumda, ekonomik ilerleme, yüksek yaşam standardı ve statü kazanmak amacıyla mücadele vermekte, buna bağlı olarak birçok farklı yaşam biçimi oluşmaktadır (Slattery, 2010, s.60). Tönnies, endüstriyel toplumlarda “cemaatlerin ortadan kaybolacağı” görüşünü savunarak, toplumsal ilişkilerin bu dönüşümünü karamsar bir şekilde değerlendirmekte ve endüstrileşmenin, uygarlığın temeli olan cemaat topluluk ilişkilerini yıktığını belirtmektedir (Slattery, 2010, s.60).

Tönnies, kavramlarının var olan toplumlara gönderme yapmaması ve bu kavramların nesnel olguları açıklamaması nedeniyle eleştirilmekte ve bu kavramların, “gerçek durumlar”dan, toplumsal etkileşim olgularından soyutlamalar ortaya koyduğu ifade edilmektedir (Swingewood, 1998, s.165). Bu eleştiri doğrultusunda, Gemeinschaft ve Gessellschaft ilişkilerine sahip toplumların ideal tipler olarak, tarihsel gerçekliğin sosyolojik çözümlemesi bakımından vazgeçilmez bir önem taşımasının yanı sıra, bütün toplumların hem Gemeinschaft hem de Gessellschaft’tan gelen niteliklere sahip olduğu vurgulanmaktadır (Swingewood, 1998, s.165).

Bu eleştirilere karşılık olarak Slattery (2010, s.61), Tönnies’in bu iki kavramı hiçbir zaman belirli bir yere yerleştirmeyi denemediğini belirtmektedir. Tönnies, ne kadar ima etse de kesinlikle, kırsal toplumların bir cemaat/topluluk duygusu yaratırken, kentsel toplumların bu duyguyu yıktığını söylememekte, Gessellschaft da ikisinin bir karışımının bulunacağını belirtmektedir. Bu anlamda Tönnies, endüstrileşmenin cemaat/topluluk yaşamının çökmesine neden olduğunu söylememelde birlikte, aslında Gemeinschaft’ın zayıflamasının endüstriyel kapitalizmin gelişmesi için gerekli olan koşulları sağladığını, rasyonalizm, hesapçı alışkanlıklar ve sözleşmeye dayalı ilişkileri yarattığını ileri sürmektedir (Slattery, 2010, s.61).

Tönnies’in Community and Society (Cemaat/Topluluk ve Toplum) kitabı 19001ü yıllarda Amerikan Chicago Okulu’ndaki kent araştırmalarını büyük ölçüde etkilemiş ve R. Redfield ve L. Wirtlı gibi önemli sosyal bilimciler, kırsal ve kentsel süreklilik kuramını geliştirmişlerdir (Slattery, 2010, s.61).

Kaynak: T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2387, AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1384

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*