Aristoteles’te Bilim – Metafizik İlişkisi

felsefe Nedir

Aristoteles’e göre bilimler şeylerin bir bölümüyle ilgilenir; yani neyi konu edinmişlerse onunla uğraşırlar. Örneğin botanik bitkilerle, matematik sayılarla ve şekillerle uğraşır. Oysa metafiziğin konusu şeylerin bütünüdür.

Varlığı varlık olarak araştıran tek teorik bilim metafiziktir. Bu yüzden tanrısaldır. Bu, iki anlama gelir:

  1. Tanrının bir bilimi olsa, bu metafizik olurdu.
  2. Tanrı metafiziğin konusudur.

Zaten bu yüzden de metafizik, ilahiyat ya da teolojik bilim anlamında kullanılır (theologike episteme). Ama Aristoteles metafiziği zaman zaman tözün bilgisi olarak da tanımlar (peri tes ousias). Bu yüzden teolojiye metafiziğin ötesinde bir bilim demek daha doğru olur.

Bunu şu şekilde açıklayabiliriz: Metafizik, varlığı olduğu gibi ele alan tek bilgi dalıdır, dedik. Peki ama varlığı varlık olarak, yani olduğu gibi incelemek ne demektir? İşte bu sorunun yanıtı bizi metafiziğin araştırma konusu olan en üstün varlığa götürür. En üstün varlık söz konusuysa, o zaman demek ki farklı varlık türleri de söz konusudur. Örneğin doğal varlıklar (şeyler), fiziksel nesneler ya da matematik nesneler gibi.

Aristoteles’e göre bir şeyin kendi içinde hareket ilkesi varsa, o şey doğal bir şeydir. Örneğin bir at ya da bir ağaç doğal bir varlıktır; ama bir masa doğal değildir. Ayrıca hareket kavramı burada hareketsizliği de içerdiğinden, taş da doğal bir şeydir. O hâlde doğal şeyler, doğru şeylerdir. Ama bunlar hareket eder, doğar ve yok olur; bu yüzden tam anlamıyla ya da yetkin varlık değildir. Matematik nesneler de bir varlık türüdür; üstelik hareket etmezler. Bunlar sadece zihindedir ve ondan bağımsız şeyler değildir. Yine de hareketsiz olmaları, onları doğal şeylerden üstün kılmaz. Çünkü varlığın varlık olması için hem kımıldamaması hem de bağımsız bir şey olması gerekir. Öyleyse bütün varlıkların üstünde, varlık adını hak eden tek varlık tanrısal olandır. Bu da tanrının (theos) kendisidir. İşte metafiziğin ötesindeki teolojinin konusu bu en üstün varlıktır.

Aristoteles Tanrı’yı Yunan’ın geleneksel tanrı anlayışından farklı bir gözle değerlendirir ve geleneksel dogmalara sapmaz. Tanrı, yukarıda da belirtildiği gibi hareketsizdir ve her şeyden bağımsızdır. Başka deyişle zamandan bağımsızdır ve varlığı bir başka nedene bağlı değildir. Çünkü onun dışındaki bütün varolanlar bir başka nedene bağlı olarak varolurlar. Ama bu başka başka nedenlerin hepsinin yolu sonunda Tanrı’ya çıkar. Bu yüzden Tanrı en üstün ya da en yetkin nedendir.

O kendi kendine yetendir, hareket etmez, ama harekete neden olur. Bu bir anlamda şuna benzer: Biz bir şeyi isteriz ve onun ardına düşeriz. Ama istemekle o şeyin ardına düşmek farklı şeylerdir. İsteğimiz ruhumuzu sınırlandırır ve sadece o şeye koşmakla meşgul eder ve sonuçta onu elde eder; ama o sırada istek olarak kendisi hareket etmez. Sadece harekete neden olur. İşte Tanrı da aynı şekilde hareket etmez, ama salt iradesiyle (isteğiyle) bir dolu değişimin yaşandığı evreni (doğa, âlem) harekete geçirir.

Aristoteles Metaphysika adlı eserinde tözleri incelerken, en üstün tözü hareketsiz hareket ettirici (οὐ κινούμενον κινεῖ: ou kinoumenon kinei) olarak niteler. İşte Aristoteles’in Tanrı tanımı budur. Bu töz mutlak olarak vardır ve ezeli-ebedidir; yani yaratılmamıştır ve bozulmaz (yok olmaz); dolayısıyla hep vardır ve hep var olacaktır. Daha da açarsak, bu tözün varlığı hiçbir şeye bağlı değildir, kendiliğinden (kath’auton) vardır. Bu tözün dışındaki şeylerin varoluşu arızidir (kata symbebekos).

Demek ki Aristoteles için Tanrı’nın değişmez niteliği hareketsizlik ve âlemin hareketine neden olmaktır; doğanın değişmez niteliği ise harekettir. Tanrı, tanımı gereği hiç kımıldamıyorsa ve başka bir şey tarafından hiç değiştirilmiyorsa, o zaman onun düşüncesi kendine dönük bir düşüncedir. Başka deyişle onun düşüncesi düşünme üzerine düşünmedir (νόησις νοήσεως: noesis noeseos). Tanrı, salt akıldır ya da salt etkinliktir (energeia; entellekheia). Tanrı doğayı kendine özgü, saf ve katıksız bir etkinlikle meydana getirmiştir.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer Yıldırım

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*