Doğruluk ve Gerçeklik Nedir? Doğruluk ve Gerçeklik Arasındaki Fark

Doğruluk ve gerçeklik kavramları, günlük hayatımızda sıkça ve hatta birbirinin yerine kullanılan kavramlardır. Fakat bu ikisi, felsefi zeminde aynı şey değildir.

Kelime anlamına göre gerçeklik, var olan her şeydir. Başka bir deyişle hakikatin kendisidir, gerçek olandır.

Doğruluk, klasik tanımıyla, bilginin nesnesine uygunluğudur.

DOĞRULUK ve GERÇEKLİK NEDİR?

Gerçeklik

Gerçeklik, genel anlamı içinde dış dünyada nesnel bir varoluşa sahip olan varlık, varolanların tümü, varolan şeylerin bütünü; bilinçten, bilen insan zihninden bağımsız olarak varolan her şeydir. Doğruluk ise genel anlamıyla, bir önerme, inanç, düşünce ya da kanaatin bazı temellere ya da ölçütlere göre veya ona bağlı olarak sahip olduğu doğru olma özelliğidir.

Genel bir çerçeve olarak bu şekilde tanımlanabilecek ‘gerçeklik terimi’, felsefe tarihi içerisinde kimi zaman anlam genişlemesine, kimi zaman da anlam daralmasına uğramıştır. Özne ile nesne ilişkisi dâhilinde, öznenin kendisinden bağımsız olan ve özne tarafından konu edinilebilir ya da konu edilemez her şeyin ‘gerçeklik’ olduğu, dolayısıyla terimin varolanların tümünü kapsadığı ileri sürülebileceği gibi, gerçekliğin sadece kavranabilir ya da sadece algılanabilir şeyler olduğunu savlayan tasarımlar da oluşturulmuştur.

‘Gerçeklik’ kavramının belirgin özelliği, taşıyıcısının ‘Varlık’ olmasıdır. Yani, insan ‘gerçeği söyleyemez’, ancak gerçeği ifade eden önermeler kurabilir. Diğer bir deyişle, insan ‘doğru’yu söyler, ‘doğru’, gerçekliğin ona uygun ya da onu yansıtan ifadesidir. Kısaca, iki terimin net ayrımı, ‘gerçeklik’in taşıyıcısının Varlık, ‘doğruluk’un taşıyıcısının ifadeler olmasıdır. Buradaki felsefi problem ise bu ikisi arasındaki ilişkinin mahiyetidir.

Doğruluk

‘Doğruluk’un taşıyıcısı önerme, kuram ve benzerleridir. Epistemolojik açıdan doğruluk, önermelerin ve kuramların, bir başka deyişle dilsel öğelerin bir niteliğidir.

“Doğruluk nedir?” sorusuna verilecek yanıt, bir doğruluk kuramı oluşturur. Geleneksel olarak, bu soruya, “bilginin nesnesine uygunluğudur” veya “gerçekliğe uygun düşen önerme ve kuramlardır” yanıtı verilmiştir.

Platon’da temellerine rastlanan bu sav, “uygunluk kuramı” olarak bilinir ve ilk açık ifadesini Aristoteles’in “Metafizik” adlı yapıtında bulur.6 Bu yaklaşım, gündelik dildeki ‘doğruluk’ teriminin kuramsal karşılığıdır. Gündelik yaşamdaki, doğruluk iddiası taşıyan tüm ifadeler örtük olarak bu savı varsayarlar.

DOĞRULUK ve GERÇEKLİK AYRIMINA DÖNÜK FARKLI YAKLAŞIMLAR

Gerçeklik, bilgi türlerine göre farklı anlamlar içerir. Örneğin bilimsel bilgiye göre gerçeklik deneye konu olabilen varlıklarla ilişkilidir ve olguların genellemelerine dayalı bir yasallılık ile ifade edilir (tümevarım). Felsefi bilgide gerçeklik için duyuları aşan akıl ögeleri de kabul edilir. Bu durumdan hareketle somut gerçekliğin yanında soyut gerçekliğin de olduğu söylenebilir. Somut gerçeklik insan zihninden bağımsız olarak var olan, varlığı insana bağlı olmayan maddesel gerçekliklerdir. Soyut gerçeklik ise bizzat insanın akılsal ve ruhsal yönüne bağlı olan gerçekliklerdir. Bir çınar ağacı somut gerçekliğe, matematiksel temel önermeler soyut gerçekliğe örnek gösterilebilir.

Gerçekliğin bir bilgi durumunu işaret etmesi doğruluk kavramını ortaya çıkarır. Söylenen bir söz gerçeklik ile örtüşüyorsa o söz için “doğrudur” denilir. Bir şeyin doğru olması, işaret ettiği gerçekliğin bir kısmını veya tamamını yansıtmasıyla ilişkilidir.

Doğruluk, iki anlamı olan bir kavramdır: olgusal (içerikli) ve formel (biçimsel) doğrulama. Olgusal doğrulama; bir yargının, önermenin gerçeklikle yani yöneldiği nesne ile uyuşmasıdır. “Dünya hem kendi ekseni etrafında hem de Güneş’in etrafında dönmektedir.” yargısı gerçeklikle uyuştuğu için doğrudur. Buna bilgi doğruluğu da denir. Doğruluğun diğer bir anlamı olan formel doğrulama ise düşüncenin kendi içinde çelişmemesi, tutarlı olması hâlidir. “Bir üçgenin iç açılarının toplamı 180 derecedir.” yargısı kendi içinde tutarlı olduğu için doğrudur. Bu durumsa mantık doğrusu olarak ifade edilir.

Örnek verecek olursak:

Olgusal doğruluk için

  • Su yeterince ısıtılırsa kaynar.

Formel doğruluk için:

  • Köpekler solungaçlı değildir.
  • Babi de bir köpektir.
  • O hâlde Babi solungaçlı değildir.

Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve “Sosyolojiye Giriş” Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Diğer Ders Notları (Ömer YILDIRIM), MEB Felsefe Ders Kitabı

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*