Ahlak, Sanat ve Siyaset Problemi

Felsefe Genel
Felsefe Genel

Ah felsefe, yaşamın rehberi! Ah erdemleri arayan, kötülükleri kovan! Biz ve insanlık tarihi sensiz ne yapardık? Cicero

Dil muğlak olduğu için filozoflar felsefi sorulara cevaplar ararlarken anlamları netleştirmeye de girişmişlerdir.

Sokrates’in Atinalı yurttaşlara sorduğu türden sorular onların belli kavramlar hakkında esas olarak neye inandıklarını ortaya çıkarmaya da çalışır. Sokrates hemşerilerine, “Adalet nedir?” veya “Güzellik nedir?” gibi basit gibi görünen sorular sorarken bunu sadece anlamları aydınlatmayı değil aynı zamanda kavramların kendilerini de araştırmayı hedeflemiştir. Bu türden münazaralarda Sokrates hayatı yaşama yöntemlerimiz ve önemli kabul ettiğimiz şeylerle ilgili varsayımlara meydan okumuştur.

“İyi” bir hayat sürmenin, adalet ve mutluluk gibi kavramların gerçekte ne anlama geldiğini ve bunlara nasıl ulaşabileceğimizi; nasıl davranmamız gerektiğinin araştırılması felsefenin etik (ya da ahlak felsefesi) dalının temellerini oluşturur ve söz konusu dal estetik olarak bilinen güzellik ve sanatın neden oluştuğu sorusundan doğmuştur. Bireysel yaşamlarımız hakkındaki etik sorular üzerinde kafa yormak, içinde yaşamak isteyebileceğimiz tür bir toplum bu toplum -bu toplumun nasıl yönetileceği, yurttaşların hak ve sorumlulukları gibi konular- hakkında düşünmeye başlamak için doğal bir adımdır. Felsefenin önemli dallarından birisi olay siyaset felsefesi de bu düşüncelerle ilgilenir ve filozoflar Platon’un “Devlet”inden Marx’ın “Komünist Manifesto”suna kadar toplumun kendi inandıkları doğrultusunda nasıl organize edilmesi gerektiğiyle ilgili modelleri ortaya çıkarırlar.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*